Joe Biden Amerika Birleşik Devletleri başkanı yardımcısı. Geçen hafta ülkemize iş ziyareti nedeniyle geldiği açıklandı. Ziyaret her ne kadar “iş” olarak adlandırılsa da bankacılık ve marketçilikle ilgili olmadığını her halde anlaşılmıştır.
Ziyaretin plansız ve aniden ortaya çıkan bir ziyaret olmadığı her yanı ile açık. Lakin emareler bizi düşündürüyor.
Birincisi üzerinde “United State” yazılı uçak İstanbul havalimanına indiğinde karşılamada bulunanların ilginçliğiydi. ABD Ankara büyükelçisi, İstanbul başkonsolosu ve İstanbul vali yardımcısı(!) Düşünebiliyormusunuz koskoca ABD başkan yardımcısını havalimanında vali yardımcısı ile karşılayacak kadar kendimizi ağırdan alıyoruz?
Sonra bir görüşme trafiği başladı. Biden parlamentoda temsil edilen siyasi partilerden milletvekilleri ile yuvarlık masa toplantısı yaptı. Katılımcıların da ilginç olduğunu belirtelim. HDP’den Ayhan Bilgen, Altan Tan ve Leyla Zana.
CHP’den Fikri Sağlar ve Sezgin Tanrıkulu.
AKP’den Orhan Miroğlu ve Galip Ensarioğlu.
MHP’den ise Oktay Vural. Lakin MHP son dakikada çark ederek Kürt meselesinin konuşulacağı masaya konu iç meselemiz gerekçesine sığınarak katılmayıp basın açıklaması yapmayı daha uygun gördü.
Meselenin bir iç mesele olmaktan çıkıp bir dünya meselesine dönüştüğünü sağır sultan bile duydu ama ne yazık ki içerdeki siyasilerimiz hala durumun farkındalığını kabul etmek istemiyor.
Sonra görüşme trafiği devam etti. Biden bu görüşmelerden sonra Can Dündar, Hrant Dink gibi bilinen insanların aileleri ile görüşmelerde bulundu. Sonra da reformcu sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri ile de bir araya geldi ve bundan sonra bir açıklama geldi.
Özgürlükler ve basın hürriyetinden söz ederek bunların herkese lazım olduğunu, evrensel değerler olduğunu vurguladı.
Daha sonraki görüşmeler ise devlet yetkilileri ile gerçekleştirildi.
Bu görüşmeyi iyi değerlendirmekte fayda var. Bu görüşmenin Cenevre 3 toplantısından önce yapılan bir görüşme olduğunu unutmamak gerekiyor. Dolayısıyla Ortadoğunun yeni haritasının veya siyasi yapılanmasının belirlenmesine karar verilirken yapılan bir görüşme ve görüş alışverişi. Çok açık olarak görünmektedir ki bu görüşmelerden sonra Kürtlerin statüsü konusunda da bazı belirlemeler yapılacak. ABD ya Kürtlerden vazgeçerek ve aynı zamanda Kürtleri Rusya’nın koynuna sürükleyerek bir tavır belirleyecek- ki bu o kadar kolay değil -ya da sorunu kendi müttefiklerini ikna ederek kendi kontrolünde çözmeye karar verecektir.
Zaten Biden’in Siyasi partilerin gönderdikleri milletvekilleri ile görüşmesinden ortaya çıkan manzara da bu durumu teyit eder nitelikte. Görüşmecilerin tesadüfen seçilmedikleri beli oluyor. Hepsi de partilerinde Kürt sorununa ve demokrasi meselesini duyarlı ve ılımlı olarak nitelendirilen kişilerden oluşuyor. Bölge kökenliler ve meseleyi de iyi bilen insanlar. Özellikle HDP heyetindeki temsilcilerin yapıları da bu görüşmenin ruhuna uygun olarak belirlenmiş. Yani işin oluruna eğilimli bir tavır belirlenmiş durumda.
Diğer husus Türkiyenin şu anda içine girmiş olduğu kördüğüm meselesidir. Kabul edilsin veya edilmesin Türkiye şu anda kent savaşı içerisinde bulunuyor ve tarihinin en etkili iç çatışmalarından birini yaşıyor. Silahlı kuvvetlerinin en seçkin birlikleri Sur, Cizre ve Silopi’de çatışmalar yürütmektedir. Aylardır bu şehirlerde süren çatışmalarda sokağa çıkma yasakları uygulanıyor. Kent içinde tanklar, toplar, havanlar, zırhlı araçlar, ağır makineli silahlar kullanılıyor ancak sorun bitirilebilinmiş değil. Her gün gelen ölüm haberlerini izliyoruz.
Siyaset hiç görülmemiş bir düzeyde bir kopuş yaşıyor. Toplumda ve siyasette kamplaşmalar görülüyor. Böyle giderse gidişatın çok farklı yönlere kayacağı açık. Üstelik bu durumu kışın ortasında yaşıyoruz.
Türkiye dış ilişkilerinde ve sınır komşuları ile de çok kötü bir dönem geçiriyor.Irak ve Suriye yönetimleri ile çok net anlaşmazlıklar var. Her iki ülke de Türkiyenin kendi içişlerine müdahalede bulunduğunu karşı grupları desteklediğini, ülkelerinde izinsiz silahlı güçler bulundurduğunu belirtiyor. Bu nedenle de ilişkiler gergin. Türkiye-İran gerginliği de her ne kadar arada dolar transferine yarayan Rıza Zarap’lar bulunsa da tarihsel olarak iyi değil. Bir kere açık bir şekilde bir mezhep karşıtlığı söz konusudur. İkincisi her iki ülkenin içinde bulundukları siyasi ve askeri kamplar ayrı tek olumlu yan silahlı bir çatışmanın bulunmuyor olması.
Rusya ile ilişkiler de zaten ortada. Son uçak düşürme meselesinden sonra bütün gerginlikler ve kopuşlar bir yana o sınırda artık uçak uçuramayan bir Türkiye gerçekliliği bulunuyor.
Yani bizim yöneticilerimiz istedikleri kadar kükresinler ama kimsenin taktığı ve dikkate aldığı yok. Çünkü artık silah sesleri insan sesini boğmaya başladı.
Tam böylesi bir ortamda Joe Biden Ülkemizi ziyaret ediyor ve görüşmelerde bulunuyor. Büyük olasılıkla bazı telkinlerde de bulunmuştur. Yöneticilere düşen artık bu saatten sonra etrafa kükremek değil sorunları çözmek için bir sessizliğe bürünmektir.
Hep söylediğimiz gibi bu ülke Kürt politikasını olumlu yönde netleştirmedikçe ve Kürt meselesini çözmedikçe bölgenin liderliğinden falan söz edemez. Mesele Kürt düşmanlığı politikaları ile çözülemez. Kürt meselesi yoktur mantığı ile zaten hiç çözülemez. Varalım yol yakınken kendimize bir çare bulalım yoksa çareyi ya Biden bulacak ya Lavrov!
Next