Elimde olmayan Bazı nedenlerden dolayı üç haftadır köşemdeki yazılarımı yazamadım. Bundan dolayı okurlarımdan özür dilerim. Önce kısa olarak İsrailoğullarının tarihçesini dinleyelim: İsrail oğulları kendilerini Hz. İbrahim’in torunu olan Hz. Yakub’a dayandırmaktadırlar.Hz. Yakub’un bir adı da İsrail idi. Dolayısıyla da Beni İsrail ismiyla anılmışlardır. Kur’an-ı Kerim’de de bu ısımle anılmaktadırlar. İsrail devleti 1948 tarihinde kuruldu. İsrail devletinin şu andaki nüfusu 5.393.000 dir. ABD’ de de 5.275.000 yahudi  bulunmaktadır. Türkiye’de de tahminen 22.000 Yahudi bulunmaktadır. Dünyadaki toplam nüfusları ise 13.200.000 dir.
        İspan’ya kraliçesi İsabella’nin Hiristiyan kilise ile işbirliği yaparak 1492 tarihinde ülkesinde bulunan 300.000 Yahudi’yi ülkesinden çıkarıp sürgüne gönderdi. Göç eden Yahudiler iki grup halinde bir kısmı Rusya’ya, bir kısmı da İstanbul’a  geldi. Rusya’ya gidenler de sonunda İstanbul’a geldiler. Hiristiyanlar, Yahudilerin Hz. İsa’yi öldürdüklerine inandıkları için Yahudileri sevmezlerdi. Dolayısıyla da Avrupa onlara kucak açmadı ve Hitler miyonlarca Yahudi’yi fırınlara atarak yaktı. Ancak Osmanlı onlara kucak açtı. II. Bayezid onlara sığınma hakkını verdi ve iş imkanını tanıdı.
        İstanbul’a yerleşen Yahudiler boş durmadılar.İsrail devletinin kurulması için hemen lobi çalışmalarını başlattılar. Bu lobi faaliyetlerini başlatanlardan birisi de 1953 yılında İstanbul’a göç eden Yasef (Yusuf) Nassıya adındaki kişi idi. Bu şahıs, Yahudi asıllı II. Selim’in karısı ve III. Murad’ın annesi olan Nurban Sultan’la tanıştı ve onun vasıtasıyla sarayda sözü dinlenir bir avantaja sahip oldu. Daha sonra Kanuni Sultan süleyman’in özel  müşaviri oldu ve Osmanlı ile Avrupa arasında mekkik dökmeye başladı.
         Yasef Nassı (Yusuf), Teoder Herzel’den önce teşebbüse geçerek Kanuni döneminde,Filistin Taberi’ye gölü çevresinde Yahudilere bir miktar arazinin verilmesini sağladı ve Yahudileri oraya davet etti. İşte Osman’lının yıkılmasını sağlayan İttihat ve Terakki cemiyetrinin temmelleri burada atıldı. II. Abdulhamit döneminde de Siyonizmin fikir babası sayılan Teoder Hertzel , yine teşebbüse geçerek Filistinde toprak almak için teklifte bulundular ve buna karşılık da  Osmanlı’nın 33 milyon İngiliz altından müteşekkil olan borçlarını ödemeyi taahüt ettiler. Ancak Badişah Abdulhamit bu teklifi kabul etmedi ve onlara toprak de vermedi.
        Yahudiler mücadelelerinden vaz geçmediler ve padişahlığı yıkmak için 31 mart hadisesini çıkardılar. Abdulhamit tahttan indirilice yerine geçen padişah Reşat, Yahudilerin başını çektiği ittihat ve Terakkiler karşısında pasif kaldı ve İsarail oğuların Filistine kitleler halinde yerleşmelerinin yolunu açtı. Çünkü 1909 tarihinde iktidara gelen hükümette birkaç Yahudi bakan da bulunuyordu. İttihat ve Terakki içinde Ahmet Rıza, Talat paşa, Enver paşa ve Nazim bey de bulunuyordu. Cumhuriyet döneminde Yahudilerden çok ağır varlık vergisi alınınca kendilerini baskı altında hisettiler ve böyle ce Filistine gitmeyi hızlandırdılar.
       Yahudilerin, İspanya’dan sürülmelerinin 500. Yıl münasebetiyle 500. Yıl vakfı kuruldu. Bu vakfın kurucuları arasında Bülent Akarcalı ve Sakıp Sabancı gibi kişiler de vardı. Refahyol hükümeti döneminde yapılan bir anlaşma gereği Şu anda Türkiye’nin 54 adet F-4 phanton 2000 uçakları ve askeri tanklar İsrail şirketleri tarafından modernize edilmektedir. İsrail uçakları Konya ‘da eğitim uçuşlarını yapmaktadırlar. Yanı, Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkiler öyle iç içe girdiği için bunları tamamıyla kopartmak için çok büyük bir yürek gerekir. Aslında İsrail’i besleyen Amerika Birleşk Devletleridir. Çünkü Ortadoğudaki Müslümanların ve özellikle de arapların kendi aralarında anlaşıp birleşmeleri ABD. nin çıkarına ters düşmektedir. Bunun için İsrail, Ortedoğuda ABD. nin jandarmalık görevini üstlenmiştir. Yoksa tarihe bakıldığı zaman Hiristiyan ve Yahudiler hep çatışma içinde olmuşlardır.
     Aslında  Türkiye’nin İsrail’le tam ilişkisini kesip ona karşı dik dura bilmesi için Kürt sorunu çözmesi gerekir. Türkiye kendi içindeki sorunları çözerse dışa karşı sözü dinlenir ve ortadoğuda bir lider konumuna yükselebilir. Çünkü Türkiye dış politikasını düzenlerken kürt sorunu yüzünden hep taviz vermek zorunda kalıyor. Ömer Abdulaziz Horamani’nin arapça olarak yazdığı ve Sılopi hatıratı Sayfa:274 i kaynak gösterdiği kitabında ;  Eski Başbakanlardan Adnan Menderes İsrail  Başbakanına bir mektup yazdığı, mektubunda israil devletinin, Kürtleri desteklememesi karşılığında Türk devletinin araplara karşı İsrail devletinin yanında yer alacağı sözü verdiğini ifade edilmektedir.
      Görüldüğü gibi senelerdir yüz milyarlarca dolar kürt sorunu ile mücadele için askeri silah ve gereçlere verildiği, 40- 50 bin kişinin öldürüldüğü, binlerce köyün tahrip edildiği herkes tarafından bilinmektedir. İsrail’den satın alınan pilotsuz heron uçaklara, tank ve uçakların modernizasyonuna harcananan paraların miktarı da ilgililer tarafından bilinmektedir. Çocuk mamalarından tutun ta evimizdeki beyaz eşyaya kadar çoğu israil malıdır. Bir iki askeri tatbikatın iptal edilmesi veya oynamaya giden futbol takımının geri çağrılması, İsrail’i fazla etkilemez. Ciddi tedbirlerin alınabilmesi için çok cesur adımların atılması gerekir. Kürt sorunu durduğu müddetçe bu köklü adımların atılması şekilsellilikten öteye geçmez. Çünkü hemen bazı güçler devreye girip ne yapıyorsunuz? Aramız açılırsa İsrail PKK yi destekler deyip İsrail’e karşı teslimiyetçi politikasının sürdürülmesini devreye sokarlar.
        Aslında İsrail, arzı Mevud inancının gereğini yerine getirmeye çalışmaktadır. Zira İsrail inancına göre Muharref Tevrat’ta, Nil ile Fırat arasında kalan toprakların İsrailİn kontrolünde olmasının gerekli olduğu ve mutlaka buraların İsrail tarafından alınmasının zaruri olduğu yazılmakjtadır. Onun için İttihat ve terkki ile temeli atılan siyonist program, padişah II. Abdulhamid’in tahttan indirilmesi,1948 de İsrail devletinin kurulması ve 1967 İsrail arap savaşında başta Küdüs olmak üzere dört arap devletinin topraklarının bir kısmının işgal edilmesi ile yavaş yavaş uygulamaya koyuldu. Birkaç ay önce Çoluk,çocuk, yaşlı ,hasta ve kadın demeden Gazze’deki okul, hastane, kızılhaç araçları ve birleşmiş milletlerin binalarının atılması yasak olan misket bombalarla vahşice bombalanması herkesin gözü önünde yapılmasına rağmen dünya sessiz kaldı. İsrail’e kim ne yapabildi?. Çünkü sırtını ABD.ye vermiş, ABD.de Ortaduğudaki İslam halkların bir araya gelip Kur’an’ın etrafında birleşmemeleri için İsrail’e jandarmalık görevini vermiştir. Dolayısıyla da Önce ABD. nin  eperyalizmine karşı adımların atılması gerekir.
       İsrail kadar Mısır da o kadar suçludur. Çünkü Mısır, Gazze’ye giden kapılarını açarsa, Gazze İsrail’in ambargosundan kurtulur. Ancak Hüsnü Mübarek yönetimi ,  Firavun’ları sollayarak zalimlik yarışında İsrail’in yanında yürümeyi sürdürmektedir. Kura’n-ı Kerim’de İsrail oğullarına yapılan nimetler ve onların yaptıkları nankörlük sık sık anlatılmaktadır. Çünkü Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya’yı şehit eden Yahudilerden başkası değildi. Hz. İsa’yı öldürmeye teşebbüs eden yine onlardı. Hz. Muhammed’le yaptıkları anlaşmaları hep onlar bozmuşlardır. Görüldüğü gibi en eski bir millet olmalarına rağmen nüfusları diğer kavimler gibi artmamıştır.  Çünkü dağda gezen aç kurtlar gibi saldırganlığı tercih etmişlerdir. Yukarıda sayısı verildiği gibi, bütün dünyada yalnız 13 milyon Yahudi vardır. Hıristiyan ve Müslümanlar dinlerinden uzaklaştıkları için meydan onlara kalmıştır. Yoksa yakın tarihe kadar hep kendilerini mazlum durumda hissetmişlerdir. Kur’an-ı Kerim’de, Müslüman’lara karşı  en fazla düşmanlık yapacakların Yahudi ve müşrikler olduğu ifade edilip buyrulur ki: “İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın.”(Maide:82)
          İsrail’in saldırısını telin ediyoruz, vefat edenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyoruz. Allah’a  emanet olun!