10–17 Aralık tarihleri arasındaki hafta, her yıl insan Hakları Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu hafta vesilesi ile insanların birbirlerine karşı duymaları gereken saygı ve sevginin yanı sıra hukuksal sorumluluklarının da hatırlatılması amaçlanır.
Bilindiği gibi hak ve hukuk mücadelesi bir tarafın değişik nedenler ve etkenlerden etkilenerek hak ve hukuk çizgisinden çıkması ile başlar. İnsan Hakları aktivistleri bozulan dengelerin tekrar sağlanması için çaba içerisine girerler. Arzulanan ve beklenen, insanların duygu yönleri ile hareket ederek birbirlerinin hak ve hukukuna saygı göstermeleridir. Ancak çok iyi bilinmektedir ki hak ve hukukun eşit dağlımı sadece duygusal isteklerle sağlanamamaktadır. Hak ve hukuk dengesinin bozulduğu yerde bu dengeyi sağlayacak karar mekanizmasının yanında bu karar mekanizmasının sahip olması gereken güce de ihtiyaç duyulmaktadır.
Gücün olmadığı alanlarda hak ve hukukun tesis edilmesi çok güçtür. Değişik argümanlar kullanılarak ele geçirilen iktidar mekanizması muhalefetini yok etmek için elinden gelen çabayı göstermektedir. Başta hak ihlallerini ortaya çıkaracak delillerin yok edilmesi olmak üzere birçok gösterge üzerinde oynayarak kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadır.
Yalnızlaşan bireyi güç odaklarının haksızlıklarına karşı korumak insan Hakları aktivistlerinin üzerinde hassasiyetle durdukları bir noktadır. Her ne kadar özgürlükler sınırı, başkalarının özgürlüklerinin sınırlandırılmaması ile özdeşleştirilirse dahi bireyin topluluğa ya da kamu gücüne karşı özgürlüğünün korunması önemlidir.
İnsan Hakları ihlallerinde en çok karşılaşılan durum, birey ya da toplulukların kamu gücü ile hak ihlallerine uğramalarıdır.
Gücünü evrensel hukuk normlarından alan yada alması gereken iktidarın, kendisini eleştiren düşüncelere karşı tavrı insan haklarına karşı olan duyarlılığını da göstermektedir. Çağdaş yönetim modellerinde bireyin kendisini ve düşüncesini ifade etme özgürlüğüne sahip olması temel bir hak olarak kabul edilir. İnsanların şiddete başvurmamaları şartı ile düşüncelerini açıklama ve yayma hakları yasal yollarla güvence altına alınır. Kamu gücünü ellinde bulunduran iktidarların muhaliflerine karşı şiddet kullanarak tavır takınması yönetimin demokratikliğini gölgelediği gibi insan Hakları ihlallerini de beraberinde getirir.
İnsanlık âlemini büyük üzüntülere boğan ve milyonlarca insanın yaşamını alt üst eden iki büyük dünya savaşından sonra kurulan Birleşmiş Milletler örgütü birçok çalışmanın yanı sıra insan Haklarının evrenselliğine yönelik bildirgeyi de yayınlamıştır. İnsan Hakları evrensel bildirgesi olarak bilinen ve kabul edilen metinde insanın en temel hakkı yaşam hakkı olarak belirtilmektedir. Oysa günümüzde çok iyi bilinmektedir ki birçok yerde bu bildirgeyi imzalayan devletlerin resmi güçleri tarafından bu haklar ihlal edilmektedir. Bireyin hak ve hukukunun korunması için oluşturulan kamu gücü, iktidarlar tarafından bireyin yaşam hakkı gibi temel haklarının yok edilmesi, darbelenmesi için kullanılmaktadır. Böylesi uygulamaların arttığı yerlerde de insan Hakları mücadelesi önem kazanmaya başlamaktadır.
İnsan Hak ve hukukunu koruma adına oluşturan mekanizmaları çıkarları doğrultusunda insan hak ve hukukunu ihlal etmekte kullanan insanlara karşı, insan Hakları aktivistleri büyük bir direnç göstermektedirler. Dil, din, ırk, cins ayırımı yapmaksızın herkesin temel insan haklarından yararlanması için mücadele etmektedirler. Ezenin gücünün büyüklüğüne bakmaksızın ezilenin yanında yer almaktadırlar. Ortaya çıkan insan Hakları ihlallerini örgütlülükleri sayesinde dünya kamuoyunun dikkatine sunarak, ilgili hukuksal kurumların bilgilerine sunarak gidermeye çalışmaktadırlar. İnsanları kendi hak ihlalleri konusunda bilgilendirerek, hukuksal hakları konusunda destekleyerek, yapmaları gereken işler konusunda yardımcı olarak ve olup biteni raporlayıp insanların bilgilerine sunarak insanlık adına hizmet yürütmektedirler.
Hak ve hukuk herkes için gereklidir. İktidardayken hak ve hukuk kavramlarının ihlal edilmesine neden olan ya da göz yumanların iktidardan indirildiklerinde en çok ihtiyaç duydukları şeyin hak ve hukuk olduğunu görmeleri bunun somut göstergesidir.
İnsan Hakları Derneği ve insan Hakları aktivistleri dünyada kabul edilen bu haftada insanların konuya duyarlılığını artırmak için etkinliklerini artırmaktadırlar. İlimizde de 10 Aralık günü İHD, Mazlum Der ve Baro’nun katılımcı olarak katıldıkları bir basın açıklaması ile günün anlam ve önemi belirtilmiştir. Dileğimiz hakların ihlal edilmediği bir dünyadır.
Next