Bu hafta sonu insan hakları alanında iki etkinlik bulunmaktaydı. Bunlardan birincisi “kayıplar bulunsun failler yargılansın” sloganı ile İnsan Hakları derneği tarafından Gülistan caddesinde 9.su yapılan basın açıklaması ve oturma eylemiydi. Silopi’deki BOTAŞ’a ait asit kuyularına gözaltında kaybedilen insanların atıldığı iddiaları üzerine başlayan tartışmalar ve İHD’nin öncülüğünde sürdürülen çalışmalar neticesinde yapılan kazı çalışmalarında kemik parçalarının bulunması ardından Cizre, Diyarbakır ve diğer yerlerde yapılan kazılarda insan kemiklerinin bulunması iddiaların ne kadar doğru olduğunu göstermiştir.

Kamuoyu bulunan kemiklerin tartışmalarını yürütürken Norveç’ten gelen haberlerle yeniden irkildik. Çünkü buradan gelen bilgiler insanın kanını donduracak nitelikteydi.üstelik bu kez konuşan insanın Türkmen kökenli birisi olması ve anlattıkları olayları daha da ciddi boyutlara taşımaktaydı.

İnternet Haberde yayınlanan habere göre Genelkurmay bünyesinde 14 yıl boyunca tercümanlık yapan ve şimdi Norveç’te yaşayan Yıldırım Beğler adındaki şahıs 1990’lı yıllarda meydana gelen olaylara ışık tutacak açıklamalarda bulunmaktadır.

Sabah gazetesi’nden Ertuğrul Erbaş’a konuşan ve Güneydoğu’da 14 yıl Genelkurmay’a tercümanlık yapan, yüzlerce sorguya katılan Yıldırım Beğler’in söyledikleri şöyle”
FAİLİ MEÇHULLERİN ÇOĞU İŞKENCEDE ÖLDÜ
İşkence normal bir şeydi. İşkenceden artık yorulmuştuk. Sonra bize bir iğne getirdiler. Damardan vuruyorduk. Adam bülbül gibi konuşuyordu.
ÖLENLERİ HELİKOPTERDEN ATIYORLARDI… İki tane pilot vardı. Biri o zamanlar yüzbaşı, biri üsteğmendi. İkisi de hâlâ görevde diye biliyorum. Erken terfi alıyorlardı. O zamanlar yüzbaşı olanın isminin baş harfi "M" üsteğmen olanın isminin baş harfi ise "T". Herkes de biliyor bu pilotları. Cesetlerin atıldığı yeri de biliyorum.
KUYULAR ACEMİ İŞİYDİ
Biz işkencede ölenleri kazan dairelerinde hallettik.

Yıldırım Beğler Kuzey Iraktan  nasıl getirildiğini de anlatmaktadır.
”Erdal Paşa iki gün sonra da, "Yanına kardeşlerini, anneni al komutan gelecek" dedi. İki tane Sikorsky indi. Hasan Kundakçı Paşa! "Hadi oğlum annenle kardeşlerini getir benimle geliyorsun" Evi bıraktık bindik Sikorsky’ye geldik Silopi’ye. Yıl 1995. Bana harita açtı Hasan Paşa. "Türkiye’nin neresine yerleştireyim seni?" dedi. Ben batıyı istiyordum. Ama annem "Yok çoluk çocuk var. Beni Irak’a en yakın yere koy" dedi. Hasan Kundakçı da "O zaman seni Avni Mutlu’ya emanet ediyorum" dedi. Avni Mutlu, Habur Sınır Kapısı’ndan sorumlu mülki idare amiriydi. Gümrük lojmanlarında bir bina verdiler. Jandarmada telefon telsiz dinlemeye başladım. Silah yakalıyorduk.

TERÖRİSTİN BAŞINA SİLAHI DAYADIM
Habur’dan sigara almaya" gidelim dedi. 48 Kapı’ya gittik sigara almak için. Bir üsteğmen oturuyor. Daha önce Derker Acem’de gördüğüm bir PKK sorumlusu orada duvar gibi durmuş. Bir Colt tabancam vardı. JİT kimliğim vardı. Teröristin kafasına dayadım silah "Bu ne" dedim üsteğmene. "Türkmenim diyor. Her gün geliyor" deyince. "Bu PKK’lı" dedik. Götürdük. JİT kimliğimi ise Levent Göktaş "JİTEM bitti" deyip aldı ve imha etti.

Bu ifadelerin okuduktan sonra kayıp olan insanların kemiklerini bulmanın bile ne kadar zor olduğu anlaşılıyor. Dönemin karanlık olayları karşısında insanların tüyleri diken diken oluyor.

 

İnsan hakları konusunda yapılan ikinci etkinlik ise MAZLUMDER  tarafından hazırlanan 2008 yılı etnik ve dini ayırımcılık konularındaki raporun açıklanmasıydı.Belediye Konferans salonunda düzenlenen etkinliğin açılış konuşmasını MAZLUM DER Batman Şube Başkanı Av.Murat Çiçek yaptı.Belediye Başkanı Necdet Atalay ,İHD,SES ve bir çok sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katıldıkları etkinlikte konuşan Mazlum Der Diyarbakır temsilcisi Seher Akçınar insanların farklılıklarından dolayı çektikleri sıkıntıları bütün boyutları ile ortaya koyan çok güzel bir konuşma yaptı.Konuşma, bütün ideolojik perspektifleri içeren ama hiçbir ideolojinin etkisinde kalmadan gerçeklikleri insan Hakları bağlamında ortaya koyan mükkemel bir sunumdu. Başı örtülü ama tokalaşmaktan korkmayan seher Akçınar’ı cesaretinden ve yaklaşımından dolayı kutluyoruz.

Açılış konuşmalarından sonra MAZLUMDER Van Şube başkanı Abdülbasit Bildirici etnik ayırımcılık konusunda, AV.Nasip Yıldırım ise Dini ayırımcılık konusunda raporun özet sunumunu gerçekleştirdiler. Bir kitap haline getirilip yayınlanacak olan raporun birçok konuya ışık tutacak nitelikte olduğunu da belirtelim. Bütün insan Hakları savunucularının yararlanacağı bir rapor olduğunu ve mutlaka okunması gerektiğini de hatırlatalım.

Sorunların azaldığı, insan Haklarına daha çok saygı duyulan günlerde buluşmak dileğiyle.