Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın son kez Genel Başkan adayı olduğu AKP 4. Olağan kongresi başarılı ve görkemli bir şekilde gerçekleştirildi. Doğaldır ki ülke genelinde olduğu gibi bizimde gözümüz kulağımız kongrede verilecek mesajlardaydı. Ülke kaderini belirleyebilecek bir gücü elinde bulunduran siyasal parti kongresinde verilecek mesajların önemi açık. Kamuoyunda kongreden önce yaratılan bir beklenti olduğu da bilinmekteydi.
 
Sayın başbakanın ikibuçuk saat süren konuşmasının her zaman olduğu gibi hitabet örneği olduğunu vurgulayalım. Şiirlerle bezenmiş, Türkülerle süslenmiş bir konuşmanın duygusal bir hitabet olduğunu da söylemek yanlış olmaz sanırız. Ancak bizi asıl ilgilendiren başbakanın ülke sorunlarının çözümü ve ülkenin gelecek ile ilgili projelerinin ve planlarının nasıl tasarlandığını öğrenmekti.
 
Hatırlanacağı gibi Başbakanın ve Adalet ve Kalkınma Partisinin 2023 vizyonu daha evvel açıklanmıştı. Bu vizyon "Büyük Ülke Büyük Güç Hedef 2023" sloğanı ile perçinleştirilmişti. Herkes için sürpriz olan diğer konu ise ikinci adım olarak 2071 hedefinin işaret edilmesiydi. 1071 Malazgirten sonra 2071 Anadolunun yeniden fethi anlamı mı taşıyor yoksa yeniden dizayn edilmesini mi bunu ileriki günlerde daha iyi anlama şansımız olacaktır.
 
Kongrenin konukları da bir hayli ilginçti.Meşal'ın en çok alkış aldığı toplantıda,Mısır Cumhurbaşkanı Musri ve Kürdistan Federe Devleti Başkanı Mesut Berzani de ilgi çeken konuklardı. Özellikle Berzaniye yönelik "Türkiye seninle gurur duyuyor" sloğanının anlamlı bir çıkışı ifade ettiğini de belirtmek gerekir. Öyle anlaşılıyor ki bu kongrede sayın başbakan Kürt meselesi konusunda konuşmaktan ziyade ima ederek bir mesaj vermek istemektedir. Kürt sorunu konusunda ben asıl kürt kökenli vatandaşlarımla kucaklaşmak istiyorum derken ve taleplerini sıralarken mevcuk yapıyı tamamen dışlayıcı bir tavır sergilemesi ve direkt olarak halkla bütünleşme girişiminde bulunması zaten uyguladıkları politikanın kendisinden başka bir şey değildi. Ancak burada AKP'yi de anlamak gerekiyor. Kürtler kongrede birşey söylemedi derken MHP'nin kongereye Mesut Berzani'nin çağrılmasına karşı ortaya koyduğu tepkiye bakınca aslında herkesi memnun etmenin ne kadar zor olduğu da ortaya çıkıyor.
 
Kongrede başbakanın bir de seçimlerden sonra yaptığı balkon konuşmasındaki konuşmaya benzeyen bir yaklaşımı oldu. Sanırız bu da iktidar yanlısı olmayanlara yönelik baskıların arttığı eleştirilerine tepeden verilen bir cevap niteliği taşıyor. Başbakan %99'un oyunu alsak bile %1'lik bölümün haklarını koruyacağız ve savunacağız söylemi ile azınlıkta kalanların korunmasından bahsederken azınlıkta kalanların taleplerini azınlığın çoğunluğa hükümranlığını kabul etmeyiz yaklaşım ile de aslında farklı bir yaklaşım içerisinde olmayacaklarını hatırlatmış oldu.
 
Kongre konuşmasının önemli bir sloğanı ya da söylem ise Başbakanın inadına barış, inadına demokrasi,inadına kardeşlik yaklaşımıydı. Bu sloğanın özellikle muhallif kesimler tarafından kullanılan bir sloğan olduğunu hatırladığımızda başbakanın bu konuda ısrarcı olacağını belirtmesini hayra alemet bir yaklaşım olduğunu belirtmek gerekir. Bu ülkede yaşayan herkesin sayın başbakanın bu talebine katıldığını söylemek gerekir. Kandan besleyenleri bir tarafa bırakırsak ülkeyi ve bu halkları düşünen hiç kimsenin barıştan, demokrasiden ve kardeşlikten kaçmadığını söylemek gerekiyor. Bu durumda sayın başbakanın bu söylemini pratikte de ortaya koyması gerekir ve Barış ve Demokraside inad etmenin bir gereği olarak gerekli somut adımları atması gerekir. Barış ve Demokraside inat ederken Barış ve Demokrasi partisi konusundaki fikirlerinin de biraz daha demokratikleşmesi gerekiyor. Bunun birinci koşulunun da kapıları sonuna kadar her türlü düşünceye açık tutmak olduğunu bilmemiz gerekiyor. Meclisin açılışında sayın cumhurbaşkanı ve Meclis başkanının da üzerinde hassasiyetle durdukları gibi çözümün adresi Meclis olmalıdır. Bunun için de mecliste bulunan siyasal partilerin birbirlerini oldukları gibi kabul ederek çözüme yönelmeleri gerekiyor.
 
Dileriz sayın başbakan kongre kürsüsünde söyledikleri sözleri pratik yaşamda hayata geçirir ve bu ülke bu sıkıntılarından bir an önce kurtulur.