Türkiye’de paralel devlet var mı yok mu tartışmaları bakanların aile fertlerinin de içinde bulunduğu operasyonların başlaması ile toplumun tüm kesimleri tarafından deşilmeye başlandı.
Başbakan operasyon yorumunda yapılan işin yargı eliyle hükümete karşı operasyon olduğunu söyledi. Ve operasyonun sorumlusu olarak da devlet içinde paralel yapıyı gerçekleştiren Gülen cemaatini gösterdi.
Gülen cemaatinin liderlik düzeyindeki bedualı cevabı geç kalmadı.”Allah evinize ateş düşürsün” diyecek kadar sinirlenen Fetullah Gülen, bu çatışmadaki güçlerini bulundukları bütün noktalarda harekete geçirmiş oldu.
Şimdilerde ise hükümetlerin bütün olanaklarını ve güçlerini kullanarak kilit noktalara yerleştirdikleri kadrolarını korumak için çabalarken, hükümet de bu güçlere karşı kendini korumaya almak için başta yargı ve Emniyet olmak üzere kadro değişiklikleri ile uğraşıyor.
Bu çatışmanın kaynağında güçler savaşı olduğunu artık herkes biliyor. Hoca Efendi, “ülkeyi kurduğu hizmet ağı! Üzerinden şekillendirmeye çalışıyor” eleştirilerine farklı kulvarlarda cevap bulmaya çalışıyor. Cemaatin varlığı, ülkenin ve dünyanın değişik yerlerinde faaliyetler yürüttüğü konusunda kimsenin bir tereddüdü yok. Tartışılan paralel devlet mantığı ile iktidarı ele geçirmenin mümkün olup olmadığı noktasında kilitleniyor.
Başbakan geçenlerde Diyanetin ödül töreni münasebetiyle yaptığı konuşmasında ilgilisini kastederek “sahte velileri, yalancı peygamberleri, Alim müsveddelerini, ilmi iktidar vasıtası olarak görenleri tarih çöplüğüne atmıştır” diyerek asıl meselenin iktidarı ele geçirme meselesi olduğunu da ifade etmiş oldu.
Peki, bu yöntemlerle iktidarı ele geçirmek mümkün mü veya bu yolun denendiği yerler var mı?
Bu konu ile ilgili olarak 26 Ocak tarihli Star gazetesinde Elif Çakır imzalı bir haber yayınlandı. Paralel yapılanma ile ilgili olarak “Made İn Pakistan” başlığı taşıyan haberde bu yöntemin bir yıl önce Pakistan’da uygulandığı vurgulanıyordu.
Pakistan’daki paralel yapının lideri ve kahramanı kendilerini Kur’an yolu Grubu olarak tanıtan grup. Lideri ise Tahir’ül Kadri. Kadri 2007 yılında Kanada’ya giden bir dini lider. Kadri yargı ve ordudaki destekçilerini kullanarak geçen sene Başbakan Raja Pervez Eşref’i yolsuzluk yapmakla suçlayarak başbakanı tutuklatmak ve hükümeti düşürmek istedi. Pakistan Yüksek mahkemesini kullanarak Başbakan hakkında tutuklama kararı çıkarttı. Buna karşılık hükümet direndi. Yolsuzlukla Mücadele kurumunun Yüksek Mahkeme kararını red etmesinin ardından tarafların uzlaşması gündeme geldi. Bu süreçte de Pakistanda büyük yürüyüş adı altında protesto gösterileri yapıldı. Sonuçta Cumhurbaşkanının devreye girmesi ile protestocular ile hükümet uzlaşmaya vardı ve imam darbesi bitirilmiş oldu.
Bu manzara günümüzde ülkemizde yaşananlarla kıyaslandığında pek yabancı kalmıyor sanırız. Aradaki fark yargı üzerinden yapılan yolsuzluk operasyonu ve bu konudaki gelişmeler karşısında halkın sokaklara dökülmemiş olması ve nispetten hükümetten yana tavır koymuş olması. Bu süreçte hükümetin dört bakanından olduğunu ve olayın başbakana yürütülmek istendiği de açık.
Yani şimdilik hükümet politik alanda ağır bir darbe almış olsa da işin içinde sıyrılmaya çalıştığını söylemek mümkün. Ancak bu ağır yaradan dolayı sessiz kalmayacağı da aşikar. Nitekim başta Emniyet olmak üzere yaptığı yeni düzenlemelerle bu yapıya karşı sessiz kalmayacağını görülüyor.
Bu konuda söylenecek çok sözün olduğu belli. Dost ve kardeş ülke olarak belirtilen Pakistanda bunlar olurken hükümetin aklı neredeydi?
Artık ülkenin her yerleşim biriminden Gülen cemaat temsilcilerinden icazet alınmadan vatandaşın işini düzeltemediğinden hükümetin hiç mi haberi yok veya yoktu?
Hizmet hareketi denilerek yoksul vatandaşların zeki çocuklarının toplanarak Gülen cemaatine ait okullarda ve yurtlarda eğitilip kadro olarak görevlendirilirken hükümetin istihbaratı uyuyor muydu?
Peki, istihbarat birimleri bu yapının eline geçerken diğer birimler ne yapıyordu?
Demek ki işin ucu iktidar savaşına kadar gelip dayanmadığı sürece kimse kimseye dokunmuyormuş. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı ile hareket edersiniz sonuçta olacağı bu.
Bu konuda bir hassasiyeti de elden bırakmamak lazım. Dindar olmak ayrı şey paralelci olmak ayrı şey. Paralel ile mücadele ederken başkanının hakkını da gasp etmemek için azami gayret serf edilmeli yoksa haksızlığı önlemeye çalışırken haksızlık yaparsınız.
Bu konuda bir hassasiyeti de elden bırakmamak lazım. Dindar olmak ayrı şey paralelci olmak ayrı şey. Paralel ile mücadele ederken başkanının hakkını da gasp etmemek için azami gayret serf edilmeli yoksa haksızlığı önlemeye çalışırken haksızlık yaparsınız.
Next