Temel soru şu; Tarihi dokumuzu koruyarak ekonomik gelişme ve bölgesel kalkınmayı sağlayabilir miyiz?

Bu soruyu sormamızın nedeni Hasankeyf konusunda yıllardır süregelen tartışmanın boyutlarını tam olarak algılayabilme isteğimiz.

Hazır Hasankeyfin korunması konusunda sözü olan Sayın Başbakan da buraya gelmişken konuyu bir de biz hatırlatalım istedik.

Bizi takip edenler bilirler konulara hiçbir zaman tek taraftan bakma eğiliminde değiliz. Uzlaşma için en ufak bir ışık zerresini görürsek kendimizi orada buluruz. Yada oraya doğru gitmeye çalışırız. Bu anlayışımız bazen bizi “yolunmuş kaza çevirse” de biz doğruyu yaptığımıza inanıyoruz.

Hasankeyf konusunda tarihin günümüze kadar getirdiği eserlerin bizler tarafından da daha iyi korunarak gelecek nesillere aktırılmasından yanayız. Sözde herkes bu anlayıştadır ama pratik ile teori biraz çelişiyor maalesef.

Ilısu barajının yapılmasına karşı değiliz. Onu hemen belirtelim. Önümüzdeki 50 yılı görüp ekolojik ve stratejik düşündüğümüzde barajın bize bir çok alanda fayda sağlayacağı gün gibi ortada.

Buna rağmen barajı yapacağız diye binyıllardır nesilden nesile bize kadar getirilmiş tarihi mirası da gözden çıkaracak değiliz. Çünkü çok iyi bilmekteyiz ki milletler kendi tarihleri ile dimdik ayakta durmaktadırlar. Tarihlerine ve tarihsel geçmişlerini kanıtlayan unsurlara sahip çıkmayanlar tarih sahnesinden silinmişlerdir. Kurtuluş savaşından sonra kurulan kurumların içinde Türk tarih kurumunun olması tesadüfi değil sanırız. Bu nedenle tarihi belgeleyen alanların korunması gerekmektedir. Belirlenen alanların sit alanı ilan edilmesinin sebebi de bu değimlidir? O halde Hasankeyf’in korunması çabalarını da canı gönülden destekliyoruz.

Mevcut durum her iki tarafı da desteklediğimizi göstermekte. Doğrudur. Her iki tarafın da haklı istek ve talepleri var. Benden ikisinden birini tercih etmemi isteyecekseniz bende size durun orta noktayı bulma imkanımız olsun derim. Bunun için de Başta sorduğumuz soruyu sorarım.Tarihi dokumuzu koruyarak,ekonomik gelişme ve bölgesel kalkınmayı sağlayabilirmiyiz? Yani biraz daha açayım. Hasankeyfi sular altında bırakmadan baraj yapımını tamamlayabilirmiyiz?

Yaptığmızı inceleme ve araştırmalar sonucunda bu mümkün. Yani hem baraj sahibi olup hem de Hasankeyfi sular altında bırakmamak mümkün.

Barajı desteklememizin nedeni stratejik çıkarlardır. Bu çakırlar da barajın kaç Kilowat elektrik üreteceği değil herhalde! Amaç üzüm yemek ise eğer baraj kotasını düşürerek de bunu sağlamamız mümkündür. Yok amaç üzüm yemek değil de Bağcı dövmek ise işte o zaman her şey değişir. Böyle bir anlayış mecburi olarak insanları tercih yapmaya yöneltir ki bu tercih de kesinlikle barajın yapılmasından yana olmaz, olamaz.

Stratejik önceliğimiz su kaynaklarının kontrollü kullanımıdır. Bunun en iyi yolu da suları kontrol altına alacak barajların yapımıdır.Bu yapımlar sunucunda oluşan potansiyel enerjiyi de kinetik enerjiye çevirmek kazanca kazanç katacaktır.Ama asıl amacı göz ardı edip aracı amaç haline getirirsek ve bunu gerçekleştirirken tarihi mirası yok etmeye ,gizlemeye çalışırsak bu yanlış olur.Gelen itirazlar da bu noktada birleşiyor.

SAYIN Başbakanımızdan bu soruna burada bir çözüm önermesini bekliyoruz. Barajın kotasını düşürelim hem Hasankeyf gönüllüleri sevinsin hem de baraj gönüllüleri. Bu çok ta zor bir mesele değil ki. Allahu tealanın verdiği aklımızı kullansak yanlış mı yaparız acaba?