Açılım sürecinin en hassas dönemlerinden geçilirken “İmralı”sorununun gündeme bomba gibi gelmiş olması pek de doğal karşılanabilecek bir inandırıcılığa sahip değil.
Abdullah Öcalan’ın koşularının tecrit olduğu ve bu tecrit sorununun ortadan kaldırılması gerektiği konusu daha evvel gündeme gelmişti.1999 ve daha sonraki süreçlerde de Abdullah Öcalan’ın söz konusu olduğu durumlarda sergilenen davranış kalıpları da herkesin malumu. Şimdi açılım, en hassas sürecinde en hassas nokta ile tehdit altında.
Bu durumu iktidarı ile Muhalefeti ile herkes biliyor. Dolayısıyla bu hassasiyetin çok çabuk bir şekilde duyarlılıkla algılanması lazım.
Bununla birlikte bütün bu süreçlerdeki gelişmelerin aynı süreçlerin hakkim olduğu koşullarda gerçekleştiğini de unutmamak gerekir.
Ortaya çıkan durum karşısında insan Hakları kuruluşları adalet Bakanlığından İmarlıya gitmek için izin talep etti. Bu iznin verilmesinin yerinde bir karar olacağını düşünmekteyiz.
Öcalan’ın açıklamalarından sonra Adalet Bakanının Ceza ve tevkif evleri genel müdürü ile birlikte bir heyeti İmralı’ya göndermesi, Dışişleri bakanlığının Avrupa işkenceyi önleme komitesini (CPT) davet etmesinin olumlu gelişmeler olduğunu da belirtmemiz gerekir. Bu olumlu davranışların ülkenin insan hakları kuruluşları içinde sergilenmesinin yerinde olacağını düşünmekteyiz.
İnsan Hakları kuruluşlarının Adalet Bakanlığına 04.12.2009 tarihinde verdikleri dilekçe şöyle
Sayın Sadullah Ergin,
Adalet Bakanı
İmralı Adası Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’nde hükümlü olarak bulunan Abdullah Öcalan’ın, cezaevi koşullarının kötüleştiği ve sağlığının ciddi derecede bozulduğuna dair avukatları İHD, MAZLUMDER, TİHV, TTB ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na başvuruda bulunmuşlardır.
Abdullah Öcalan’ın 10 yılı aşkın bir süre tek başına ağır tecrit altında tutulduğu İmralı Cezaevi’ndeki koşulları 17 Kasım 2009 tarihinde farklılaştırılmış, tutulduğu yeri değiştirilmiş, F Tipi’ne dönüştürüldüğü belirtilen cezaevine 5 mahpus nakledilmiştir.
İHD, TİHV ve MAZLUMDER en son Ekim 2008’de bu cezaevinde inceleme yapmak istediklerini bakanlığa bildirmişlerdi. Ancak inceleme taleplerimiz yanıtlanmamıştı.
İnsan hakları savunucuları hiçbir ayrım yapmadan mahpusların başta yaşam hakları olmak üzere sağlık hakkı, haberleşme hakkı, maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı, işkenceye karşı korunma gibi haklardan yararlanmasını ve bunun için devletin üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmesini her koşulda ifade etmektedirler.
Türkiye’nin BM ve Avrupa Konseyi nezdinde taraf olduğu uluslararası sözleşmeler nedeniyle çeşitli yükümlülükleri bulunmaktadır. Türkiye, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin ziyaretlerine açıktır. Bu şekilde uluslararası denetime tabi olan Türkiye’nin ulusal düzeyde sivil toplum örgütlerinin mahpusların tutulduğu cezaevlerini incelemesine de izin vermek durumunda olduğunu belirtmek isteriz. Türkiye, BM İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık dışı veya Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme’nin seçmeli protokolünü (OPCAT) imzalamış ve onay için TBMM’ye sevk etmiştir. Hükümetinizin Türkiye’deki alıkonulma yerlerini ulusal ve uluslararası düzeyde resmi ve sivil kurumların ziyaret edebilmesi hususundaki iradesi açıktır. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve diğer vatandaşlardan ve mahpuslardan farklı bir muameleye tabi tutulmaması gereken Abdullah Öcalan’ın alıkonulduğu İmralı adasındaki Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’nde insan hakları örgütlerinin inceleme yapma talebi kabul edilmelidir.
Kürt sorununda demokratik açılım sürecinde ortaya konan hükümet iradesinin bir gereği olarak da süreci olumsuz etkileyecek tutum ve davranışların engellenmesi gerekmektedir. Gerek anayasamız, gerekse de uluslararası sözleşmeler uyarınca hakları bulunan her mahpus gibi, Abdullah Öcalan’ın da bu haklardan yararlandırılarak ağır tecrit koşullarının ortadan kaldırılması, sağlık sorunlarının çözülmesi, kısacası haklarından yararlandırılması kanaatimizce bu sürece çok olumlu katkılar sağlayacaktır.
Abdullah Öcalan’ın avukatlarının yaptığı başvuruda ileri sürülen hususlar, çok ciddi sağlık sorunlarının yaşanmakta olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, tecrit koşullarının devam ettiği ve fiziki mekânın daha da kötüleştirildiği belirtilmektedir.
Bakanlığınızın sorumluluğunda bulunan İmralı Adası Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’nde inceleme yapmak için İHD, TİHV ve MAZLUMDER heyetine izin verilmesini talep etmekteyiz.
Saygılarımızla,
Bu talebin nasıl karşılanacağını merakla bekliyoruz.
Next