Bart (Batman Kültür Sanat Derneği) fotoğraf topluluğu olarak ilimizin tarihi ve turistik yerlerini gezmeye devam ediyoruz. Gezdiğimiz yerlerin fotoğraflarını çekerek hem kentimizin tanıtımına hemde tarihine ışık tutmaya çabalıyoruz. Karınca kararınca yaptığımız işler ama şimdiye kadar kimsenin de yapmadığı işler.
Bazen Hasankeyf´te, bazen Beşiri´nin bir köyünde, Bazen kozluk ilçemizin dağlarında, bazen Sason sınırlarında, düz ovalarda, dağ zirvelerinde dolaşıp duruyoruz. Dolaştıkça sahip olduğumuzu coğrafi ve tarihi zenginliklerimizi de keşfediyoruz. Elbette buraları görenler, duyanlar var. Ancak bizim yaptığımız belgeleme çalışmalarını da elden geldiğince tamamlamak.
Geçen hafta sonu 15 arkadaşımızla birlikte Helkıs dağına doğru yola çıktık. Hergemo- Tımok istikametini kullanarak ilerliyoruz. Yoldan geçerken Kandil kalesine bir selam vermeden geçmek olmazdı elbet. Oradan Sason dağlarına doğru yola devam ediyoruz. Sason Aydınlık dağları içerisinde bulunan Helkıs dağının 2500 metrelik yüksekliğin neresine tekabül ettiğini bilmiyorum. Tımok köyünün orta yerinde Minibüs şoförü buraya kadar diyor. Rehberimizin ısrarlarına rağmen aracı yürütemiyoruz. Tabana kuvvet demeden iki fire veriyoruz. Arkadaşlarımızdan Ayfer rahatsız olduğundan tırmanamayacak Ercan arkadaşımızı da yanında bırakıp geri kalanlar yola devam diyoruz.
Helkıs dağına çıkılacak, Ters lale (Gül-a Hırçe) bulunacak ve resimleri çekilecek. Yokuşa tırmanmaya başladığımız andan itibaren güzel kekik kokusu ile kendimize geliyoruz. Bölgenin el iyi kekiği yetişirmiş burada. Tadına bakmadan edemedik. Dal uçlarından kopardığımız iki parçayı ağzımıza atıyoruz, acı tadı ile tanışıyoruz. Kokusu tadından daha güzel itiraf etmeliyim.
Helkıs´ın tırmanırken sol yanında Helis dağı var. Helis adı verilen güzel bir bitkiden esinlenmiş olmalı. Çünkü bu güzel bitki her tarafı yemyeşile boyamış durumdaydı. Tepelere doğru tırmanırken kafiledeki sayımızda giderek azalıyor. Dökülüyoruz perişan, oluyoruz. Selim Apo bile perişan halinin belgelenmesini istiyor. Çekiyoruz elbet, kaçar mı? Grubumuzun Donkişot´u Recep mereto tırmanışını anlata anlata bitiremiyor. Kesilen nefesimle onlara yetişmeye çabalıyorum. Dağın bir noktasında dara bıiv´e mıntıkasında yakalıyoruz onları. Birkaç bıiv almamızı öneriyor. Dalından koparıp cebimize atıyoruz bıivlerimizi(Badem) ve yola devam. İkinci kayalıktan sonra grup komple kopuyor. İleriye diyen benden başka tek bir Allahın kulu kalmıyor.
Pestilim çıktıktan sonra zirveye çıkmasam olmaz diyorum. Yola devam. Rehberimiz inancımı kırmamak için sesini çıkarmıyor. Zirvede ters laleyi görmek mümkün olabilir diyor. Yolda birkaç tane görüyoruz ama yaprakları ya düşmüş ya da kurumuş bir haldeler. Bulduğumuzu çekiyoruz tabi. Yorgunluktan ve vazgeçme korkusundan ne geriye ne de ileriye bakabiliyorum. Bir miktar ilerledikten sonra rehber beni bir mağaranın başına götürüyor. Burası “Lise teyra” diyor. Gelen kanat seslerinden ve ötüşlerden Mağaranın içinde birçok yavru olduğunu anlıyorum. Başımı göğe çevirdiğimde işin hassasiyeti kendisini gösteriyor. “Burası kartal yuvası” onlarca kartal yüksekten tepemizde dolaşmaya başlıyor. Kartalları çekeyim diyorum ama öğlen güneşi buna müsaade etmiyor. Mağaranın girişini çekip yola devam ediyoruz. Benim iki ayağım ve iki elimle tırmandığım kayaları rehberim Londra asfaltında yürüyormuş gibi kat ediyor. Bir miktar gittikten sonra ayakta bir sigara sarıp içiyor nasıl olsa beni çok bekleyecek.
Dağın zirvesine bin bir zahmetle varıyoruz. Helkıs dağının zirvesindeyim ama meretonun da daha dibindeyim gibi. Tepede bir yanımda helis onun önünde meydan denilen düz bir alan alanın biraz berisinde kaniya Ayndıbe arkasında dağ, onunda ardında başka bir dağ.
Ters lale arayışı burada bulduğumuz yaprakları kurumuş ama düşmemiş iki laleyi bulmamızla sona eriyor. Yukardan Tımok´un bir manzarasını çekmeden inmiyoruz elbette.
Helkıs dağından iniş yaşamım boyunca katlandığım en zor iş oluyor. Rehberin çevikliği olmazsa inmekten umudu kesip orada ölümü bile bekleyebilirim. Yirmişer santimlik kaç adım attım bilmiyorum. Bildiğim bacaklarımın beni taşıyamaz duruma geldiğiydi. Yolda karşılaştığımız yılan sataşmazsa es geçeceğiz ama ciğerim! saldırıya geçince rehberimiz onu iyi ediyor. Yardım ettim mi diye merak ediyorsanız Allah sizi inandırsın bırak yardım etmeyi mübarek beni ısırsa kaçacak takatim yoktu.
Tamı tamına dört buçuk saat süren Helkıs dağı tırmanışı maceramı tamamladığımda, tırmanış tamamlanmış, ben bitmiş haldeydim. Grubun kahramanı, ekibin sürünen elemanıydım. Düştüğüm halden beni Sason Belediye Başkanı arkadaşım Muzaffer aslan bile kurtaramadı. Bir enkazı beşer olarak ilimize döndüm. Yıkılmış ama gözleri açık bir halde…
Next