İslam ümmeti olarak bir Kurban Bayramını daha idrak etmekteyiz; ama 80 yıldır olduğu gibi bu Kurban Bayramında da Kürtler, Kurban Bayramlarını buruk bir şekilde kutluyor. Kürt ailelerinin geneli her zaman olduğu gibi yine en yakınlarından yoksun bir şekilde bayramlarını geçiriyorlar. Ailelerinden yoksun kesimlere baktığımızda bunları üç kategoriye ayırabiliyoruz: gurbette olanlar, sürgünde olanlar ve mücadelede olanlar.
Birinci kategoriyi ele aldığımızda bunlar diğer iki kategoriye oranla daha şanslıdırlar. Birçok ailenin yoksul bir şekilde hayat mücadelesi sürdürdüğü bölgemizde aile fertlerinden biri veya birileri ailesinin geçimini daha iyi sağlamak için gurbet ele düşmekte ve ailesinden uzak diyarlarda kalarak bir nevi hayatını ailesine kurban etmektedir. Bayram gelir kimi ailesinin yanında bayramını geçirme fırsatı bulur, kimisi de yol ve yapacağı diğer masraf yerine bu parayı ailesine gönderme düşüncesiyle bayramı ailesinden uzakta geçirir. Bu kategoriye çalışanların yanında üniversite öğrencilerini de katabiliriz; ama her halükarda bu kategori diğer iki kategoriden çok fazla şanslı, en azından ailelerinin yanlarına gitme şansları var.
İkinci kategoriye baktığımızda; sadece memleketlerinden değil, ülkelerinden de kopartılmış insanları görüyoruz. Bu kategori özellikle 80 ve 90’lı yıllarda sürgüne zorlanılmış yüz binlerce Kürt’ten oluşmakta. Bu kategori maddi açıdan birinci kategoriye oranla daha rahat; ama ailelerinin yanlarına dönme konusunda şansızdırlar. Bu kategori de her ne kadar sürgünde ise de bayramı aileleriyle geçiremiyorsalar da yaşadıklarını bilen ailelerini az da olsa rahatlatıyor.
Ve asıl kategorimiz olan bu son kategori; bu kategoriye kimi terör der, kimi Kürt halkı için mücadele edenler der. Bu kategoriye her kim ne derse desin; ne onlar ailelerini duyup görebiliyor, ne de aileleri onları duyup görebiliyor ve her an ölümle karşı karşıyadırlar. Bu kategoridekilerin aileleri, çocuklarına kavuşmanın hasretiyle yaşarlar(!). Bu kategoridekilere kim ne derse desin, herkes bilmeli ki bunları bekleyen bağrı yanık anneleri var ve herkes bir an için dahi olsa bu bağrı yanık annelerin yerine kendi annelerini koysun; inanıyorum ki o zaman durum çok daha farklı olacak.
Bir Kurban Bayramına daha girmiş olup, bayramı geride bırakıyoruz ve maalesef yine koçlar yerine gencecik insanlar kurban ediliyor (!). Barış adımlarının atıldığı bu süreçte umuyorum ki bir an önce barış sağlanır. Bu barışa her kim vesile olursa olsun bilinmeli ki; onlar empati kurup annesini, başkasının annesinin yerine koyup insanlığın gerçek vazifesini yerine getirmiş olacaklardır ve tarih onları hep saygıyla anacaktır.
Son olarak; artık gençlerin kurban edilmediği ve Kurban Bayramının gerçek işlevinin yerine getirileceği güzel bayramlar temennisiyle tüm bağrı yanık annelerin ve İslam Ümmetinin bayramı kutlu olsun…
Next