Bu ara gündem oldukça yoğun. Hem il genelinde hem de ülke genelinde işlenecek o kadar çok konu var ki hangisini ele alacağınıza bir türlü karar veremiyorsunuz.

Geçen hafta sonu BDP´ Genel başkanlığı ilimizi ziyaret etti. Eş Genel Başkanlar yaptıkları konuşmalarda Belediye başkanı Nejdet Atalay´ın serbest kalacağı imasında bulundular. “Bir daha ki gelişimizde Başkanınızı da getireceğiz” demelerinden öyle anladık. Dileriz yanlış anlamamışızdır. Bu söylem gerçekleşirse sevindirici olacak ama bir o kadar sevindirici olan durum da toplanan kalabalığa rağmen herhangi bir olayın çıkmamış olmasıdır.

Bu konuda yöneticilerin gayret ve hassasiyetlerini dikkate almak gerekir diye düşünüyoruz.

21 Şubat dünya anadil günü münasebetiyle düzenlenen etkinliklerde kayda değer görülmelidir. Kürdi Der referanslı etkinlikler de ana dilin önemine ilişkin bilgilendirmelere yapıldı. Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde kurulan Türkiye´de yaşayan diller enstitüsünde yüksek lisans düzeyinde eğitime başlanacak olması konunun amacına yeterli hizmeti veremeyeceğini de belirtmek gerekir. YÖK´ün ana diller konusunu bir restleşmeye çevirmeden değerlendirmesinde fayda bulunmaktadır. Çünkü sorun kimin ne kadar ders için başvuracağı sorunu değil bir dilin ya da çok sayıda dilin yaşatılıp yaşatılmayacağı meselesidir. Bu nedenle konuya doğru mecrada bakmak gerekmektedir. Yeryüzünde halen altı bin dolayında dilin konuşulduğunu düşünürsek ve dört bine yakın dilin ortadan kalktığı gerçeğini unutmazsak dillere gerekli önemi veririz sanırım.

Geçen hafta sonu Yılmaz Güney sinemasında Bart öncülüğünde iki günlük ve beş filmden oluşan bir sinema ziyafeti de vardı.  Sinemaseverlerin gönüllerince bir hafta sonu geçirme fırsatı yakaladıklarını sanıyorum. Kültürel etkinliklerin sosyal yaşamımızda yavaş yavaş hak ettiği yeri almaya başlamasını takdir ile karşılamak gerekiyor. Bu gelişmeler sayesinde ilimizdeki kültür ve sanat aktivitelerinin artacağını ve yeni eserlerin ortaya çıkacağına olan inancımı sürdürüyorum. Yakın bir tarihte hemen hemen sanatın bütün alanlarında ilimizde öne çıkacak sanatçıların olabileceğini düşünüyorum. Biraz destekle bu alanda da hak ettiğimiz yere gelebiliriz. Belediyenin Tiyatro gösterimlerini de unutmamak gerekiyor.

Ulusal gündeme gelince ortalığın darmadağın olduğunu söylersek yanılmış olmayacağız. Yargıdaki çatışmadan ortaya çıkan sorunların değerlendirmelerinden anlıyoruz ki işin ucu her tarafa dokunmaya başlıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Baykal´ın belirlediği yolda yerinde sayarak politika yapmaya devam ediyor. Bir yandan sanki darbe dönemi yaşıyoruz diyen Sayın Baykal öte yandan 12 Eylül darbe anayasasına sığınarak kendini ve politikalarını yaşatmaya çabalıyor. İktidar ise zamanının azaldığının farkına varmış olacak ki önündeki işleri bitirme telaşı ile mücadele ediyor.

Ana muhalefet mevcut durumu artık seçim temizler mantığında Ama söyleminde ciddi olup olmadığını da bekleyip görmek gerekiyor. Olası bir seçim ile kendisine bazı şeylerin sıçramasından kurtulmaya mı çabalıyor yoksa iktidardan kurtulmak için artık seçime gitme kararında mı görüp anlamak lazım.

Ordu komutanının suçlanmasından rahatsız olan Sayın Baykal´ın aynı rahatsızlığı görevdeki Belediye Başkanları içeri atılırken neden göstermediğini de sormak lazım. Eğer sorun demokrasi sorunu ise bu meseleyi partiler üstü görüp demokratlığın gereğini yapmaları lazım değilmiydi?

Bütün bunları ard arda sıraladığınızda gündemin toz duman olduğunu görürsünüz. Ülkede bu kadar büyük sorunlar yaşanırken ve tartışılırken birilerinin küçük hesaplar peşinde olduğunu da görmemek imkânsız tabi.

Gündem yoğun ve telaşlı. İnsanların da bu yoğunluk içerisinde hareketli olmaları doğal olarak algılanmalıdır. Herkesin istemlerine, hayallerine ulaşmak için elbette çaba gösterme hakkı var İnsanlar isteklerine ulaşmaya çabalarken emeklerine de bakmalıdır. Başkalarını kötüleyerek yükseleceklerini sananlar varsa kusura bakmasınlar onlarda yükseldikleri yerden aynı metotlarla inme kaderini paylaşabilirler.

Üç beş günlük dünyada biraz huzur da lazım değil mi?