İstanbul Gezi Parkı direnişine 19. Günde bir güç müdahalesi yapıldı. Güç müdahalesi diyoruz çünkü bu kavramın askeri müdahaleden farklı olduğunu fark ettirmeye çalışıyoruz. Gezi parkı olayları başladığı günden bu yana herkes ortaya çıkan durumdan anlaşılması gereken dersi aldığını ifade ediyor. Ancak ortaya çıkan sonuç tablosu bunu göstermiyor.
Eğer siyasal iktidar ve ana muhalefet dahil muhalefet partileri meydandan yansılatılan mesajı doğru anlayabilseydiler o zaman çözümü konusunda da ortaklaşmaları beklenirdi ne yazık ki bu gerçekleştirilememiştir ve bu nedenle de 19. güne varıldığında yaşamını yitirenlerin sayısı 5 kişi olmuştur.
Başbakan gezi parkı olaylarının sonlandırılması amacı ile yaptığı görüşmeleri bile demokrasinin göstergesi ve atılan iyi niyet adımlarının göstergesi olarak göstermektedir. Bu ülkenin başbakanı olan bir kişinin vatandaşı ile sorunların çözümünü görüşmekten daha doğal ne olabilir ki? Ama sanki lütufmuş gibi gösteriliyor.
Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu ise eylemler karşısındaki tavrını bir türlü netleştirmiş değildir. Gelebilecek eleştirilerden korktuğundan olacak ki araya bir mesafe koymayı özenle korumuştur. Bu son durum da göstermiştir ki CHP artık bir karar vermek zorundadır. Ya marjinalleşmeyi göze alarak sıradan bir parti haline dönüşmeyi kabullenecek ya da ülkenin gerçekliklerine ve demokrasinin gereklerine inanarak güçlü bir ittifak arayışına yönelecektir. Bu konu bu partinin temel konusudur ve çözüme kavuşmak durumundadır.
MHP’nin AKP’nin Ankara mitinginde ne hale geldiğini de artık kör gözler de görmektedir. Devlet Bahçeliyi bile çileden çıkartan bu tavırların netleşmesi aslında iyiye alamet olarak da görülmelidir. Kimin hangi konuda ne düşündüğü netleşirse o zaman sorunların çözüm yöntemi de daha rahat ortaya çıkabilecektir.
Genel bir değerlendirme ile denilebilir ki Gezi parkı eylemleri aslında demokratik anlamda istenen amaca ulaşmış bir duruma gelmişti. Bu saatten sonra işi uzatmanın sonuca pek hayrının olmayacağı belliydi. Demokratik eylemlerde belirlenen hedeflere varıldıktan sonra ve gerekli duyarlılık sağlandıktan sonra işi bitirmeyi de bilmek gerekir. Gezi parkına biber domates ekerek Türkiye demokrasi getirilemeyeceğini herhalde herkes bilir. Zaten günlerce ortaya konulan direniş ile demokrasi fideleri ekilmişti keşke sonuç kararları da daha sağlıklı alınabilseydi…
Geziye müdahale konusu tartışmasız bir şekilde yanlış olmuştur. Bunca beklemeden sonra yapılan müdahale aslında süreci tıkamaya yaramaktan başka bir işe yaramamıştır. Askerin kışladan çıkışını hazmedemeyen bir iktidarın vatandaşa müdahale etsin diye askeri kışladan emirle çıkarmış olması ileride çok tartışılacak sonuçlar doğuracaktır.
Çünkü konu demokrasi olunca ve ortaya asker çıkanca nasıl sonuçlarla karşılaştığımız tarihin sayfalarında canlılığını korumaktadır. İster demokrasi ve rejim elden gidiyor diye müdahale amaçlı olarak askerin kışladan çıkması gerekse demokrasinin korunması veya iktidarın korunması amacı ile askerin kışladan çıkması sonucu değiştirmiyor. Her iki durumda da başvurulan şey taleplerin silah zoru ile bastırılmasıdır.
Oysa demokrasinin güzelliği taleplerin baskı ve silah zoru ile bastırılması değil konuşularak, müzakere edilerek olumluya çevrilmesidir.
Ne yazık ki Gezi parkını Gazi parkına çeviren anlayış bunu becerememiştir. Hükümet ve muhalefet bu olgunluğu gösterememiş ve halka yansıtamamıştır. Siyasal çıkarlar önplana alınmış ve vatandaşın canı yanmıştır. Onbinlerce yaralının olduğu ölümlerin olduğu bir sonucun başarılı bir sonuç olduğu her halde söylenemeyecektir.
Next