İlimizdeki sivil toplum örgütleri cumartesi günü Belediye Başkanlığı önünden başlayarak Atatürk parkına kadar süren bir barış zinciri etkinliği düzenleyerek Ergenekon soruşturmasının Fırat’ın doğu yakasına uzatılması talebinde bulundular.

Ünlü yazar Yaşar Kemalin romanından esinlenerek düzenlenen etkinliğe romanın adı verilerek olayın tarihsel gelişimine de bir çağrışımda bulunulmuş oldu.

İnsan hakları Derneği, Eğitim sen, ses, Tek Gıda iş, Genel iş, DTP, Petrol iş ve birçok sivil örgütün katıldığı etkinlik olaysız bir şekilde gerçekleşti. Kalabalık bir insan topluluğunun katıldığı etkinliğin sonuç bölümünde Atatürk parkında toplanan kitle ile birlikte bir basın açıklaması okundu.

Açıklamada özetle şu konulara değinildi;” bizler Fırat suyu kan akıyor baksana diyoruz. Değerli yazar ve düşün adamı Yaşar Kemal’in “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana” romanından esinlenerek böyle isimlendirdik. Yaşar Kemal’de o romanında I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı ve sonrasında Anadolu’da Türklerin, Kürtlerin, Rumların, Ermenilerin kısacası tüm Anadolu halkının yaşadığı acıları anlatmaktadır. Biz de Türkiye’de son yıllarda yaşadığımız acıları, katliamları ve halka karşı işlenen suçları ortaya çıkarmak, özellikle de Fırat’ın doğusunda yaşananları dünyanın, Türkiye’nin görmesi için buradayız. Sadece olanların görülmesi değil sorumluların ortaya çıkarılması ve yargılanması talebiyle buradayız.

Türkiye’de 1950’li yıllardan itibaren kurulduğu bilenen Gladyo-Kontrgerillanın dağıtılması talebiyle buradayız.

Binlerce faili meçhul cinayetlerin, aydınların katledilmesinin, on yedi yaşında idam edilen Erdal Eren’in, 12 yaşındaki bedenine yüzlerce kurşun sıkılan Uğur Kaymaz’ın katillerinin yargılanması için buradayız.  Kısacası bizler Türkiye’nin yakın geçmişinde halka karşı suç işleyenlerle hesaplaşmak ve demokratik bir Türkiye yaratmak için buradayız.

Hepimizin bildiği gibi Ergenekon süreci Türkiye’de derin-gizli birçok gerçeği ortaya çıkardı. Ortaya çıkanlar henüz buz dağının görünen yüzüdür, gerçekler buzdağının altındadır.  Ergenekon iddianamesine baktığımızda buzdağının altının ortaya çıkarılmasına yönelik bir amaç taşımadığını görüyoruz. Hükümet yetkilileri de Ergenekon davasını sadece kendi iktidarlarına karşı suç işlediğini iddia ettiklerini tasfiye etme düşüncesinden hareket etmektedirler. Bu nedenle Ergenekon davası sulandırılmaya çalışılmakta ve faili meçhullerin, gözaltında kayıpların, köy boşaltmaların, cezaevlerindeki katliamların, Kürtlere karşı suç işleyenlerin açığa çıkarılması engellenmeye çalışılmakta, yani buz dağının görünmeyen kısmının ortaya çıkarılması engellenmek istenmektedir. Susurluk davasını hatırlayalım, göstermelik olarak birkaç kişiyi cezalandırarak, olayın üstü örtülmüş, üst düzeyde sorumluluğu olanlar, bin operasyon yaptığını söyleyenler ise daha yeni mahkemelere çıkarılmaya başlanmıştır. Susurluk sürecinde bizlerin de eksikliği olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Çünkü bizler de işin sonuna kadar gidilmesi konusunda gerekli cesareti gösterdiğimiz, halkı bilgilendirip harekete geçirdiğimiz söylenemez. O nedenledir ki Susurluk sürecinde gizli-açık çeteler ve kontrgerillanın tasfiyesi konusunda görevimizi tam yaptığımızı, bir araya gelip sonuna kadar üzerine gittiğimizi söyleyemeyiz.

Bu amaçla;

Gladyo-Kontrgerilla tarzı örgütlenmelerin ortaya çıkarılmasını ve yargılanmasın,

Faili meçhul cinayetlerin sorumlularının ortaya çıkarılmasını,

Gözaltında kayıpların sorumlularının yargılanmasını,

Köylerinden zorla göç ettirilenlerin zararlarının tazmin edilmesini, isteyenlerin evlerine tekrar dönmelerinin sağlanmasını,

Koruculuk sisteminin derhal lağvedilmesini,

Türkiye’de yaşayan herkesin dil, inanç ve kültürel haklarının güvenceye alınmasını,

Kürt sorununun demokratik ve barışçı yöntemlerle çözülmesini

Talep ediyoruz.”

Bu açıklamadan ve ülkemizdeki gelişmelerden de anlaşılacağı üzere Türkiye’de barışın yakalanabilmesi için sivil toplum örgütlerinin örgütlü mücadelesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunmaktadır. Bu nedenle yapılması gereken sivil toplum örgütlerini baskı altına alınması değil onların etkinliklerinin ve mücadelelerinin önünü açmaktır.