Türkiye kamuoyunun entelektüel çevrelerinin gündeminde bu ara yüzyılın en hassas konularından biri olan “Ermeni soykırımı” meselesi ve bununla bağlantılı olarak Ermenilerden özür dilenmesi konusu var.

Öncelikle siyasal iktidarın tarihi bir olay olan ermeni meselesinin tarihe ve tarihçilere bırakılması konusundaki yaklaşımları ya da o günkü gelişmeler çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir vaka algılamasının genel kabul görmediğini belirtmek gerekmektedir.

Birinci dünya savaşı sırasında gerçekleşen Ermeni meselesinin sonuçlarına bakıldığında “Devlete başkaldıranların” temizlenmesi şeklinde yorumlanması da çok iyi niyetli olacaktır.

İttihat ve Terakki hareketi yani Enver Paşa ve arkadaşlarının Osmanlının kaybettiği toprakları tekrar kazanma umudu ile ülkeyi Almanların yanında 1. Dünya savaşına sokmaları ülkenin sonunu getirmekle kalmamış bu dönemde geliştirdikleri yok etme politikaları günümüzde bile baş belası olarak kalmaya yetmiştir. İttihat ve Terakki zihniyetinin bıraktığı kötü miraslardan biri de Ermeni meselesidir. Turanî duygularla Orta Asya’yı içine alacak bir imparatorluk kurmayı hedefleyen Enver paşa ve ekibi bu yolda engel olduklarını düşündükleri Ermenileri ortadan kaldırmak için İslam’ı da kullanarak savaşmışlardır. Ermeniler yaşadıkları coğrafyanın bir gereği olarak bir kısmı Osmanlı bir kısmı da Rus egemenliğinde bulunan topraklarda yaşamaktaydılar. Kafkas cephesinde savaşı kazanmamanın müsebbibi olarak da Ermeniler görülüyordu. 1895 ten kalma bir Ermeni izolasyonunun varlığı da hesaba katıldığında “Ermeniler Ruslara yardım ediyor. İçimizdeki hainlerdirler” propagandası da yerini bulmaya müsaitti. Bu propagandayı etkili kılmada Rus ordusu içerisinde bulunan ve Osmanlı sınırlarına girip savaşan Ermeni çetelerin katkılarını! da unutmamak gerekmektedir.

Sonuç olarak zemin hazırlama, izolasyon ve sürgün çalışmaları kapsamında birinci dünya savaşı sırasında Osmanlı imparatorluğu içerisinde yaşayan 2 milyon Ermeni’den bir buçuk milyonunun yok edildiği gerçeği ile karşı karşıyayız. Geride kalanlar ise ya Müslüman olmuş ya da Mısır, Lübnan, İran ya da Batı ülkelerin kaçarak hayatta kalmayı başarmışlardır.

Ermeniler başta olmak üzer birçok ülke yapılan bu müdahalenin “Soykırım” olduğu kanaati taşımaktadır. Hatta bu konuda kendi parlamentolarında yasalar çıkarmaktadırlar. Türkiye ise bu tezi kabul etmemekte, olayı devlete başkaldıranlara karşı yapılan bir hareket olarak görmektedir.

Olayı dallandırıp budaklandırmanın bir anlamı yok. Önce İstanbul başta olmak üzere ermeni aydınları toplanıp sürgün edilerek, cezaevlerine tıkılarak toplumdan soyutlanmışlardır. Ardından Ermeni nüfusun genç kesimini teşkil eden bölümü- ki kaynaklar bunları 300 bin olarak belirtmektedir – silâhaltına alınmak suretiyle derdest edilmişlerdir. Bunların çoğunluğunun silâhaltından evlerine geri dönmediğini de belirtmek gerekir. Bundan sonra geride kalanlar çıkarılan sürgün yasası marifeti ve Teşkilatı mahsusa’nın yüksek katkıları ile ölüm yolculuğuna çıkarılmışlardır.

Ermenilerin Hıristiyan olmaları gerekçe gösterilerek yerli halka hedef haline getirilme çalışmaların da unutmamak gerekmektedir.

Sonuç olarak ister soykırım deyin ister başka bir şey ancak şurası bir gerçektir ki birinci dünya savaşı sırasında Ermeniler yerlerinden yurtlarından edilmiş ve büyük bir eziyete maruz bırakılmışlardır. Günümüzde yaygın olarak oluşan kanaat Ermenilerden bu hareket yüzünden özür dilenmesi yönündedir. Böylece Ermeniler ve Ermenistan ile iyi ilişkiler içerisine girilerek bu tarihi acının yaraları sarılmak istenmektedir. Ancak görünen odur ki yıllarca yanlış bilgi ile yönlendirilmiş olan ve tarihi tersten görmeye alışık kesimler buna pek sıcak bakmamaktadır.

Şahsi kanaatimiz ortadaki sonucu değiştirmese bile Ermenilerden özür dilemenin faydalı olacağı yönündedir. Ancak İttihat ve Terakkicilerin kırdıkları cevizleri özür dileyerek ortadan kaldırmanın yeterli olup olamayacağı konusunda ciddi kuşkularım bulunmaktadır. Dileğimiz tarihi hataların ve yanlış mantığın fark edildiği yerde terk edilmesidir. İçlerinde çeteler vardı diye bir halkı topyekûn ortadan kaldırmanın pek akıl karı olmadığı görülüyor zaten. Hele bu halkların yüzyıllarca beraber yaşama başarısı gösterdiğini bilerek hatada direnmenin bir anlamı yok.

Biz şimdiden Atalarımızın (yapmışlarsa) Ermenilere karşı yaptıkları haksızlıklardan dolayı Ermeni toplumundan özür diliyoruz. Bu özür belki acılarını dindirmeyecektir ama elimizden gelen bu.