Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Emine Ayna, yazılı bir açıklama yaparak siyaseti bıraktığını duyurdu.
Mesele şu; bu kararı değerlendirirken bir siyasetçinin yorularak evine gittiğini mi baz alacağız yoksa legal siyasetin oluşturduğu ve kendini yok etmeye doğru götürdüğü süreci mi değerlendireceğiz?
Emine Ayna Türkiye’de Kürt sorunu ve Kürtlerin legal siyasi yapılanmasında çok önemli görevler üstlenmiş bir siyasi kişilik. İnsani duygular ve ilişkiler bakımından sevecen lakin siyasi kararlılıklar konusunda ilkeli duruşu ile biliniyor.
Üstlendiği görevleri yerine getirmek için de fedakârlıktan kaçınmayan bir siyasetçi. Şimdi bu siyasetçi kalkmış gelinen durum karşısında siyasetten çekildiğini açıklıyor. Özetle demek istiyor ki Türkiye’de Kürtlerin legal siyasi yöntemle haklarını arama imkânları kalmamıştır! Bu manayı yaptığı açıklamadan çıkarıyoruz. Bu durumun da çok tehlikeli bir adım olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Daha evvel de birkaç kez gündeme getirmiştik. Türkiye’de legal siyasetin önemi ve önü açık bırakılmalıdır. Bu sağlanmazsa ülkeye çok büyük zararlar verilmiş olur diye. İster dinlensin ister dinlenmesin ama biz legal siyasi kanalların açık tutulması ve sorunların siyaset yoluyla çözümü konusundaki ısrarımızı sürdüreceğiz.
Çünkü siyasetin devre dışı kaldığı konularda devreye giren olgunun tank,top,uçak,silah ve sonuç olarak ölüm olduğunu biliyoruz. Bu yöntemin de yarar değil zarar getirdiğini biliyoruz.
Şimdi Emine Aynanın açıklamasından haberlere yansıyan bölümlerine bakalım: ” ‘Siyaset yapma olanakları ortadan kaldırılıyor’“7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümeti; Kürt halkının, mevcut anti-demokratik seçim sistemine ve tüm saldırı ve şiddete rağmen sandıktan çıkardığı iradesini tanımadığını ilan etti ve tekrar seçim kararı aldı. AKP’nin aldığı bu militarist nitelikli karar; sivil siyasetin yok sayılması idi.
“Geçtiğimiz 10 ay süresince devlet çözümsüzlükteki ısrarından vazgeçmediği gibi her geçen gün artan oranda insanlığın ve vicdanın kabul etmeyeceği uygulamalarını hayata geçirmeye devam etti. Parti meclis üyelerimiz, il-ilçe yöneticilerimiz, belediye meclis üyelerimiz, belediye eş başkanlarımız tutuklandı, öldürüldü, hala da tutuklanmaya ve öldürülmeye devam ediliyor.
“Partimizin bu uygulamalara gösterdiği tepkiler ve protestolar terörize ediliyor, saldırılıyor, sıradan basın açıklamaları bile valilik kararları ile yasaklanmaya başladı. Yani siyasi partiler aracılığıyla siyaset yapma olanakları ortadan kaldırılıyor, hükümet gibi düşünmüyor ise işlevsizleştiriliyor.
“Halkın seçimler sonucunda açığa çıkardığı iradelerin (belediyelerin), sadece ve sadece kendilerini seçen halkın yanında oldukları için yetkileri ellerinden alınıyor, devletin atadığı bürokratlara veriliyor. Yani seçilmişler, atanmışların emrine tabii kılınıyor.
‘Kandırıldık ve aldatıldık’
“23 Ocak 2016 tarihinde Cizre’de bir eve havan topu ve benzeri ağır silahlarla yapılan saldırılar sonucunda önce 10 kişi yaralandı, saldırıların durmaması ile birlikte bu sayı 25’e çıktı. 8 gün ve gece boyunca hepimiz tam bir dram yaşadık. Tüm gücümüzle, bir binanın bodrumuna sığınarak yaşam mücadelesi veren 25 yaralı insanın hastaneye kaldırılması için seferber olduk. Gerek yurtiçinde, gerekse de yurtdışında danışmadığımız, başvurmadığımız ne kişi ne de kurum kaldı.
“Bu süre zarfında her gün bir kişi ölüme yenildi. 25 yaralıdan 6’sı hayatını kaybetti. 27 Ocak günü İçişleri Bakanlığı ambulansların ve sağlık ekiplerinin gitmesine izin verince hepimiz umutlandık. Ancak bugün 30 Ocak ve bu 3 günün sonunda ambulanslar 8 kez yaralıları almaya gidip askeri güçler tarafından engellenerek geri döndü.
“Hiçbirimizin aklına ve hayaline gelmeyecek şekilde kandırıldık ve aldatıldık. Hala bakanlıklarla yapılan görüşmelerden sonuç almayı beklerken, 8 Şubat’a kadar TBMM tatil edildi!!! Sorun çözme arenası tatile girdi. Geçtiğimiz 35 yıl boyunca öldürülenlerin birlikte gömüldüğü toplu mezarlar açığa çıkarken, tarihin kirli yazılmış sayfalarına biri daha eklendi. 25 yaralı ve sağ insan diri diri toplu gömüldü. Bu olay benim için son damla oldu.
‘Bu anlayışla siyasi çözüm gelişmez’
“Bugün yaşadığımız bu vahşetle birlikte Cumhurbaşkanının ‘mevzuata uymayın’ diyerek, açık açık hukuksuzluk çağrısı sonucunda; siyaset kurumlarının barışçıl çözüm geliştirebileceğine dair hiçbir umudum kalmamıştır.
“Her gün tek dil-tek millet söylemiyle, Kürt halkının dilini ve kimliğini inkâr eden, Cumhuriyet tarihi boyunca mücadele ederek yarattığı kültürel ve siyasi değerlerine her fırsatta hakaret eden, insani anlamda hiç kimsenin kabul edemeyeceği şekilde ölüsüne de dirisini de işkence yapan, mezarını da evini de yakıp yıkan bir anlayışla siyasi çözüm gelişebileceğine inanmıyorum. Bu temelde siyasetten çekildiğimi ilgili kamuoyuna duyuruyorum. Aldığım bu karar partimle ortaklaştığım, örgütsel bir karar değildir.”
Kararın mevcut ortamın gerginliği ve insani dayanma noktalarının gerildiği bir ortamda alındığı açık olarak görünmektedir. Kararın ayrıca bireysel bir karar olarak gerçekleştiği de zaten belirtiliyor. Her şeye rağmen kararın gerekçelerini kabul etsek de kararı doğru bulmadığımızı belirtelim. Çünkü siyasetçilerin görevi her koşul altında siyaset yapmaları ve çözüm bulmaları veya gayretlerini sürdürmeleridir. Umut ederiz ki gelişmeler bu yönüyle devam etmez ve Kürt legal siyaseti bu tür kararları genelleştirmeyi düşünmez.
Emine Ayna’ya yapılacak bir öneri de kararlarını tekrar gözden geçirmeleridir. Yaşananların hoş olmadığı açık lakin bunun için çekilmek gerekmiyor. Tam aksine kararlı siyasetçilere en çok ihtiyaç duyulan bir dönemden geçiliyor. Kürt siyasetinin de böylesi bir dönemde Emine Ayna’ya tamam git evinden otur deme lüksü bulunmuyor.
Next