Ekmek kültürümüzde kutsaldır, hayatın olmazsa olmazıdır. Ekmek ve su hayatımızı idame ettirmek için vazgeçemeyeceğimiz iki ana unsurdur.
Durup dururken nereden çıktı bu değil mi? Bu yazıda hergün tonlarca ekmeğin çöpe atıldığından, çöpe atılan bu ekmeklerle milyonlarca aç insanın doyabileceğinden de bahsetmeyeceğim. 50 ve 60’lı nesiller doya doya ekmek yiyemediğini, fırın ekmeğinin çok lüks olduğu günlerden de söz etmeyeceğim. Bugün marketlerde en az beş çeşit ekmeği bir arada bulabildiğimiz halde nimetin şükrünün hakkıyla eda etmediğimizden de yakınmayacağım.
Peki ne diye ekmekten bahsedeceğim. Hele ekmeğe işkence mi edilirmiş dediğinizi de duyar gibiyim.
Ekmeğe işkence demek, ekmeği alırken ellerimizle sağını solunu mıncıklamak demektir. Ekmeği seçerken gözümüzle değil elimizle seçmek demektir. Bu işlemi yaparken de elimizin temiz olup olmadığına bakmadan ekmeği elimizle seçmek demektir. Oysa belki iki dakika önce hapşırmışız ve elimizle ağzımızı kapatmışızdır. Belki de elimizle burnumuzu karıştırmışızdır. Belki de bizim ya da çocuğumuzun gevşeyen ayakkabı bağcıklarını sıkmışızdır. Ya da tokalaştığımız birisi yukarıdaki işlerden birini yapmıştır.
Ve biz de gidip o ekmeği almışızdır ve evimize getirmişizdir. Olamaz mı? Neden olmasın? Olmadığına kim garanti verebilir?
Özellikle büyük alışveriş merkezleri bu konuda hala kör ve sağırları oynamaktadırlar. Bildiğim kadarıyla sadece bir süpermarkette ekmek tezgâhtar eliyle verilmekte, yani müşteri ekmeği kendisi seçememekte, tezgâhtar da eline plastik eldiven takarak ekmeği müşteriye takdim etmektedir. İşte profesyonellik budur. Diğer sözüm ona büyük marketler hayati önem taşıyan ve sağlık açısından ihmal edilmemesi gereken bu konuyu umursamamaktadırlar. Oysa bu iş için sadece o bölümü kapatmaları ve o bölüme bir veya iki personel bırakmaları olacaktır. Tabii diyeceksiniz ki, bu marketler çalışanın hakkını çok mu iyi korumaktadırlar ki, halkın sağlığını da korusunlar. Bu süper marketlerden beklentimiz, bu alanda da büyüklüklerini göstersinler.
Bu konuda ne yazık ki denetim sıkıntısı da yaşanmaktadır. Sağlık ekipleri, belediye zabıta ekipleri halkın sağlığını yakından ilgilendiren bu konulardan daha önemli konularla mı meşgul olmaktadırlar?
Marketlerde durum bu şekilde de fırınlarda çok mu iyi işliyor? Maalesef fırınlar da içler acısı. Çalışanların önlüklü çalıştığı, ekmeği fırına atanların başında bone bulunduğu, size ekmeği sarıp veren tezgâhtarın elinde eldiven bulunduğu kaç fırın gösterebilirsiniz? Birbirimizi kandırmayalım. Ne belediye ne de sağlık müdürlüğünün ilgili birimler bu konuda görevlerini yerine getirmemektedirler. Buradan ilgililere sesleniyorum. Halkın sağlığına lütfe sahip çıkınız. Ekmek meyve değildir ki, suda bekletip iyice yıkadıktan sonra yiyelim.
Başka bir husus da ekmeğin içine konulduğu siyah poşetler ve sarıldığı gazetelerdir. Sıcak ekmeği plastikten yapılmış siyah poşete bırakırsanız, kanserojen maddeleri de birlikte afiyetle yersiniz demektir.
Hastalıkları tedavi etmek pahalı ve uzun bir süreçtir. Ancak hastalıkların kaynağını tespit edip kurutursak birçok hastalığı başlamadan önleyebiliriz.
Değerli fırın esnafı ve değerli market ile bakkal işletmecileri! Halkımızın sağlığı sizin elinizde. Sizin bu konuda göstereceğiniz ufak bir titizlik hem sizin hem de halkımızın sağlığını koruyacaktır. Lütfen ekmeğe bir kere ellemekle ne olur demeyelim. Bu eski köye yeni adet getirme işi değildir. Ekmeği müşteriye verirken eldiven kullanmayı ihmal etmeyelim, müşterinin ekmeği eliyle değil gözüyle seçmesine dikkat edelim. Ve ekmeği sağından solundan elini batırarak ekmeği seçenlere fırsat vermeyelim.
Next