Geçen hafta sonu yapılan Demokratik Toplum Partisi 2. kongresinde partinin genel başkanlığına Ahmet Türk seçildi. Öncelikle Sayın Genel Başkana ve onun şahsında Parti Meclisine seçilen bütün delegasyonun yeni görevleri hayırlı olsun.
Bilindiği gibi Nurettin Demirbaş’ın Genel Başkanlık sürecinden sonraki gelişmeler neticesinde Sayın Türk parti grup başkanlığından istifa etmeyi uygun bulmuştu. Aynı görev Sayın Emine Ayna tarafından yürütülmekteydi. Kısa süren bu süreçte bir takım rahatsızlıkların su yüzüne çıktığını söylersek abartmış olmayız.
Son olarak Diyarbakır toplantısında bir uzlaşı kültürünün ortaya konması beklenmekteydi. Yapılan toplantının sonucunda bir mutabakat ortaya çıktığı görülmüştür.
Sayın Ahmet Türk’ün parti genel Başkanlığına getirilmiş olması tabanın ortak isimde birleşmesi açısından yerinde bir karar olmuştur. İdeolojik olarak, dinamik yapı olarak, düşünceleri daha seri aktarma ve tartışmaları yönlendirme bazında parti içerisinde Sayın Genel Başkandan daha yetenekli insanların bulunduğu konusunda görüşler ileri sürülebilir. Ancak ortak uzlaşının sağlanması, güven verme ve toplumsal itibar açısından Sayın Ahmet Türk’ün üzerinde uzlaşmanın sağlanmış olması yerinde ve zamanından alınmış bir karar olarak yorumlanabilir.
Kürtler ve bağlantılı olarak Demokratik toplum partisi çok hassas süreçlerinden birini daha yaşamaktadırlar. Ülkenin kaos ortamına sürüklendiği izlenimiyle bir çok gerçekliliğin örtbas edilmeye çalışıldığı bir süreç yaşamaktayız. Birçok eleştirinin yoğunlaştırıldığı bu süreçte etkili, verimli ve yerinde kararların alınabilmesi için çok hassas davranılması gerekmektedir.
Parti kapatılır ya da kapatılmaz ayrı konu ama mevcut yönetimin Türkiye’de birlikte yaşam konusunda daha çok çaba sarf edeceği gerçeği ortada duruyor.
Bir yandan Ortak ve barış içinde bir yaşam mücadelesi verilirken öbür yandan alınacak kararların toplum içinde uygulanabilir ve kabul edilebilir olması açısından dilerlerin duruşları çok önem arz etmektedir. Kanımca Ahmet Türkün Genel başkanlığı bu hassa süreçte parti içerisinde olabilecek bir ayrışmanın önünü tıkamıştır.
Bu tezimizin yerinde olup olmadığını yerel seçimleri için aday belirleme sürecinde daha net olarak görülebilecektir.Mevcut yapılanma tavanın tabanın tepkilerini dikkate alarak belirlediği bir stratejinin ürünü olarak görülüyor.Radikal kesimler dışında bu uzlaşı kültürünün genel kabul gördüğü de söylenebilir.
Parti meclisine Milletvekillerinin tamamının alındığı görülmektedir.Tabi bu karar tartışılarak alınmış bir karardır.Belki politikalar net olarak belirlenmesi açısından böyle bir karar alınmıştır ancak milletvekillerinin yerine yapıdan gelen yirmi kişilik bir grubun parti meclisine alınması yararlı olabilirdi.Bu karar alınmış artık geri dönülemez ancak unutulmaması gereken bir unsur politikada göreve ne kadar çok yetenekli insan katarsanız o kadar geniş alana yayılma şansınız olur.Sayın Abdullah Demirbaşı’ın parti meclisine girmiş olması ahde vefa bakımından yerinde ve yararlı bir karar olduğunu da belirtmek gerekmektedir.
Kongre kamuoyu nezdinde “Barış” demiştir. Ahmet Türk seçeneği Türkiye kamuoyuna ve ilgili çevrelere uzatılmış olan barış elidir. Herkesin ve herkesimin bu kararı iyi görüp değerlendirmesi için sanırım hepimiz için ve Türkiye için yararlı olacaktır. Bu süreci yanlış yorumlayıp kuru kalabalık arasında heba etmemek gerekmektedir.
Kongreden çıkan bu karar tabanı için de önemli bir çıkıştır. Tabanın da tavanın göstermiş olduğu kararlılığı görerek uzlaşması ve bir birine tahammül etme noktasında fedakarlık göstermesi gerekmektedir.
Bu yönetimi iki önemli sorun karşılamaktadır. Birincisi partinin kapatılma süreci, ikincisi ise yerel yönetim seçimleri.Her iki sorun konusunda da dileğimiz gelecek vizyonu ile hareket edilmesidir.Geçmişin bataklığına saplanıp kalmanın hiçbir yararı olmayacaktır.Misyon yeni vizyon ile taçlandırılırsa bu hem sayın genel başkan için hem de partisi için yararlı olacaktır.
Kongre sonucu alınan kararların ülkemiz için barış ve kardeşlik getirmesi dileğiyle.
Next