Toplum önüne siyasi temsilciler tarafından konan tartışma ve uzlaşmazlık olunca, bu toplumun yıllarca ajite edilmiş ve kullanılmaya müsait bazı kesimlerinin ortalığı karıştırmaya çabalamalarını da doğal karşılamak gerekir diye düşünülebilir. Ancak kazın ayağı öyle değil.
Barış ve Demokrasi Partisinin binasının kurşunlanması ve aradan geçen süreye rağmen bu eylemi gerçekleştirenlerin bulunamaması doğru bir tavır olarak benimsenemez. Benimsenemez çünkü böylesi durumlarda devlet bizatihi töhmet altında kalmaktadır. Çünkü Ülkemizdeki siyasi gerilim ve çözüm çabaları kimin ne zaman ya da ne şekilde yönelimle karşılaşacağını tahmin etmek ya da neyin nasıl tahrik edilebileceğini tahmin etmek çok da zor değil.
Başta yöneticiler olmak üzere herkes bilmektedir ki çatışmasızlık ortamı çatışmadan çıkar sağlayanların en on isteyebilecekleri ortamdır. Bu nedenle diyalog çabalarını baltalayabilecekleri her türlü kirli oyunu oynamaktan geri kalmayacaklarını tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok.
BDP Genel Merkezine yönelik pompalı tüfek saldırısını bu şekilde değerlendirmekte fayda var.
Eylem provakatif bir eylem.
Tahrik edici süreci baltalayıcı bir eylem.
Dolayısıyla yapanların yakalanması ve topluma gerçeğin aktarılması gerekir.
Bizde çok meşhur bir kedi hikâyesi vardır. Babalar çocuklarına öğüt olarak aktarırlar. Derler ki; sakın ola tek başınıza kapı ve pencereleri kapatılmış bir ortamda bir kediye saldırmaya kalkışmayın. Bu hayatınızın en büyük hatalarından biri olur. Çünkü öylesi bir durumda kapıyı açmaya bile vaktiniz kalmaya bilir. Saldırayım derken saldırıya uğrar ve tarihi yenilginizi alırsınız.
Avrupa parlamentosu çatısı altında bir süredir devam eden Kürt konferanslarının 6.´sı tamamlandı. Konferans katılımcıları altı maddelik bir deklarasyonla Kürt meselesinin çözümü noktasındaki görüşlerini dünya kamuoyuyla paylaştılar. Konferans katılımcıları diyorlar ki; Operasyonlar durdurulsun yani çatışmasızlık ortamı oluşturulsun. Sorun diyalog yoluyla ele alınıp görüşülsün. Terörle Mücadele yasası kaldırılsın. Açılımın sürdürülmesi ve Nevroz kutlamalarına katılmak isteyenlerin diledikleri şekilde eğlenmelerinin serbest bırakılsın.
Dünyanın değişik ülkelerinde değişik etkinlikler ile sorunun nasıl çözüleceği konusunda tartışmalar ve görüşmeler yapılıyor. Yani Kürt sorunu ülkenin içinden çok ülkenin dışından da tartışılıyor. Ulusal düzeyden uluslar arası düzeye taşınıyor. Bu durumda kendi sorunumuzu kendimiz çözeceğiz diyorsak eğer, Mecliste kavga etmeyi bırakıp sorunun çözümü üzerine odaklanmak gerekir. Bunun için de diyalog şart. Sertlikten uzak bir ortam hazırlamak şart. İyi yönde inisiyatif kullanmak şart.
Kurşunlu modeller yıllardır uygulanıyor. Sonuç hüsran değil mi?
40 binin üzerinde insan yaşamını yitirdi.
4 bine yakın köyümüz yakılıp yıkıldı, boşaltıldı.
17.500 Faili meçhul cinayet işlendi.
3 bine yakın insan kayboldu.
400 milyar dolarlık gelir heba oldu.
Sorun alınan noktadan çok daha yüksek noktalarda bulunuyor şimdi. Kurşunlu çözüm doğru belirleme olsaydı durum böyle olur muydu?
Kurşun atanlara hatırlatacağımız şey diyaloga kurşun sıkmamalarıdır. O kurşunlarla ülkeye yararlı bir iş yapmıyorlar çünkü.
Onları yönlendirenlerde kaostan umut beklemeyi sonlandırsınlar bizce.
Köprülerin altından çok sular aktı. Kimlerin devlet adına kendilerin çıkar devletleri kurdukları kamuoyuna deşifre edilmiş artık. Kimseni yaptıkları yanına kar kalmayacak gönlerde gelecek mutlaka.
Kurşunları atacağınıza yararlı bir şeyler söyleyin de herkes faydalansın. Kurşun yağmuru başlarsa kusura bakmasın ne bizim diyecek bir sözümüz kalacak, nede sizin kurşun atacağınız tabela.
Yol yakınken vazgeçin “kurşunlu” muhabbetlerden.
Next