Malum Türkiye’nin gündemi yapılması düşünülen askeri hizmet kanundaki 35. Maddeye kilitlenmişken asker Lice de karakol yapımına karşı olduğunu barışçıl eylemle ortaya koyan vatandaşları taradı ve en az bir ölüm onlarca da yaralı bıraktı.
Kritik bir döneme denk gelen bu vakanın üzerinde hassasiyetle durmak gerekiyor. Demokrakit olsun veya olmasın bütün ülkelerde insanlar istemedikleri bir gelişme karşısında değişik şekillerde tavırlarını ortaya koymaktadırlar. Bu eylemlerle ilgili kriter ise eylem türünün şiddet içerip içermediğidir. Eğer yapılan bir eylem silahlı bir eylem değil ve şiddet içermiyorsa doğal olarak yasadışı da olmamakta ve herhangi bir kovuşturmaya da uğranılmamaktadır.
Malum çözüm süreci denilen çok hassas bir süreçten geçiyoruz. Özellikle Kürtler sürecin sekteye uğramaması için büyük çaba göstermektedirler. Bunun için de dağlara çıkıp kalkan olmaktan, gözetleme ekipleri kurmaktan, basın açıklamaları yapmaktan ve toplantılar düzenlemekten geri durmuyorlar. Bu aslında sivil inisiyatifin ortaya koyduğu olumlu bir gelişmedir. Bu iyi niyetli yaklaşımdır ki Gezi parkındaki olaylarda ülke viraneye döndürülemedi. Bunu herkesin iyi okuması lazım. Ancak görülmektedir ki Gezi parkı olayından gerçekleştirilemeyenler başka provokasyonel olaylarla gerçekleştirilmek istenmektedir. Bilinçli veya bilinçsiz olsun yapılmaya çalışılan bu şekilde görünmektedir.
Ellerinde “savaş değil barış” diyen pankartların bulunduğu köylülerin üzerine ateş açıp onları öldürmeye çalışmanın mantığını saldıranlar izah etmeli. O karakollar olursa ölüm de oluyor gerçeğini gören köylü yurttaş kendini siper ederek karakol yapımına karşı çıkarken belki de o karakolda çıkabilecek bir çatışmada yaşamını yitirecek olan askere ateş emri veriliyor ve silahsız köylüler taranarak öldürülüyor. Bunun neresinden tutarsanız elinizde kalır.
Lice sadece bu olayla böylesi işler gerçekleştirmiyor. Doksanlı yılları hatırlarsak eğer bu ilçede olup bitenlerin ne halde olduğunu da daha iyi görürüz. Lice ilçe olduğu halde halkı koruculuk adı altında silahlandırılmak istenen bir ilçemizdir. Hani şu adı köy koruculuğu sistemi olan sistem var ya, 442 sayılı köy kanununa dayandırılan. işte o kanun Lice de uygulandı. Kabul etmeyenler köyden(!) Lice ilçesinden sürüldü. Sadece bu değil Lice saatler süren silahlı tarama altında kaldı. Evleri dükkânları delik deşik oldu. Liceye giden heyetler hatta devletin bakanı bile liceye sokulmadı. Yani Lice aslında İnsan Hakları ihlali karnesi dolu olan bir ilçemiz ve yetkililerin bu karnedeki olumsuz durumu görüp müdahale etmeleri gerekiyor. Lice de görülmektedir ki başka bir mantık kendi kaossal alanında dar çelişkilerle yaşamak istemektedir ve bunun acilen çözüme kavuşturulması gerekir.
Karakol yapımlarının bu süreçte hızlandırılarak yapılmasında yararlı bir mantık olmadığı gibi karakol yapılmasına mevcut durumda bu şekilde tepki koymanın da bir mantığının olmadığını düşünüyoruz. Evet kaynaklar dağ başlarına kurulacak veya kurulmakta olan karakollar yerine başka alanlara aktarılmalıdır ancak bunun izah yolu veya tepkiyi ortaya koyma yolu da daha farklı bir şekilde ortaya konulabilir. Eğer amaç askere halkı vurdurtmak ise bu Lice’de gerçekleştirilmiştir. Eğer halkı vurarak askeri alanda yapılan düzenlemeye çomak sokmak amaçlanıyorsa bu Lice’de gerçekleştirildi. Eğer amaç Gezi Parkında sokağa döktürülemeyen Kürt kitlesini sokağa dökmeye çalışmak ise işte burada herkes durup biraz düşünmelidir.
Lice de asker yanlış yapmıştır. Devlet adına yapılan bu yanlışın devlet tarafından acilen telafi edilmesi gerekir. Bir karakol başçavuşunun emri ile ülkenin kaos ortamına sokulmasına kimsenin müsaade etmemesi gerekiyor. Bu başta askeri komuta sistemi olmak üzere devlet yöneticilerinin görevidir.
Şunun artık anlaşılmış olması gerekir ki hiçbir şey eski mantıkla yürüyememektedir. Bu devletin tek sahibi asker değildir. Asker kanunlarla kendisine belirtilen ve belirtilecek kurallara uymak zorundadır herkesin uyması gerektiği gibi. Vatandaş askeri alandaki çalışmalar dâhil olmak üzere istemediği uygulamalar karşısında şiddet içermeyen demokratik haklarını kullanacaktır. Bunun için de kimsenin vatandaşı öldürmesi gerekmiyor. Vatandaşı öldürerek, tarayarak, yaralıyarak, demokratik eylemini Allahın çölünde, dağının başında da kurşunla engelleyerek demokrasi ve barış getirmek mümkün olmaz. Bu algı ve anlayış huzur ve güven de getirmez.
Next