BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş İmralı adasında Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeden sonra çözüm sürecinde ikinci aşamaya geçildiğini açıkladı. Açıklama PKK lideri Abdullah Öcalan  adına açıklandıktan sonra da sürece desteğin sürdürülmesi beklentisi dile getirildi.
Bu açıklamayı nasıl okumak gerekiyor?
Bize göre bu açıklamada ortaya çıkan gerçek şudur.
Öcalan, BDP ve Kandil üçgeninde sürdürülen görüşmeler tam olarak planlandığı gibi gitmese de beklentiler doğrultusunda yürümektedir. Bu nedenle adeta bir test süreci anlamı taşıyan birinci aşamanın tamamlanmasının açıklanmış olması sürecin devam etmesi gerektiği hatırlatmasından ibaret. Öcalan; “her şey kontrolüm  altında sürece olan inancınızı sürdürün “ demektedir.
Öyle anlaşılıyor ki diplomatik bazı sıkıntılar ve detaylardaki aksaklıkların ana meseleyi etkilemesi istenmemektedir. Özellikle BDP heyetinin İmralıya gidiş konusunda ortaya koyduğu tavrın Öcalan ile görüşen devlet kanadı tarafından İmralıya taşınması ve buradan gelen mesaj üzerine heyetin İmralıya gitmesini bu şekilde değerlendirmek gerekiyor.
Barış sürecinde ikinci aşamaya geçildiğine göre Kürtler açısından yapılacak olanın ya da beklentinin ne olduğu konusu önem taşımaktadır. Bazı gözlemcilere göre bu aşama silah bırakma meselesinden ibaret olacak ancak sanırız silah bırakma meselesinden önce cezaevlerindeki seçilmiş siyasi tutukluların bırakılması gerekiyor. Bundan öncede bu konu ile ilgili olarak yazdığımız bir yazıda cezaevlerindeki duruma özellikle cezaevinde seçilmiş tutuklulara dikkat çekmiştik. Eğer cezaevlerinde bulunan seçilmişler serbest kalmazsa sürece olan güven sürekli tereddütler ve sık sık Öcalan’ın çağrılarına muhtaç olacaktır.
Neden?
 Çünkü Kürtler bu sürecin sağlıklı olarak yürümesi için üzerlerine düşen görevleri bütün samimiyetleri ile yerine getirdiklerine inanmaktadırlar. Bunu her alanda ve her koşulda ortaya koyduklarına inanıyorlar. Gerek geri çekilme sırasında ortaya koydukları tavır gerek Öcalan’ın açıkladığı ve belirlediği konulara sadakatle uyma ve gerekse sağduyuyu elden bırakmama gibi konularda gerekli samimiyeti ortaya koyduklarına inanıyorlar. Özellikle Gezi parkı olayları sırasında ortaya koymuş oldukları tepki yöntemi ile de bu samimiyeti perçinleştirdiklerini düşünmektedirler. Buna rağmen Başbakanın konuşmasından ortaya kullandığı dilden de rahatsız oldukları açık.
Hal böyle olunca da doğal olarak beklentileri artıyor. Başbakanın kullandığı dile rağmen, BDP heyetine gösterilen tavır ve ambargoya rağmen, zaman zaman ortaya çıkan cezalandırma ve tutuklama furyalarına rağmen sürece olan samimiyet ve inanç yürüyorsa hükümetin de bir takım adımları atmasının zamanının geldiğine inanılıyor.
Öcalan sürece olan destek sürsün diyor. Bu desteğin ne şekilde sürdürülmesi gerektiği konusunda da birilerinin açıklama yapması gerekiyor sanırız. Çözüm sürecine evet denildiği günden beri Kürt siyasal hareketinde sürekli bir çalışma yürütüldüğüne tanıklık etmekteyiz. Konferansların acilen toplanması ve alınan kararlar. Sürecin aksatılmadan halka anlatılması için yapılan çalışmalar, geçiş gözleme çadırlarının kurulması ve çıkabilecek olayları önleme adına halkın kırsal alanlara çıkması önemli adımlar olarak görülmelidir.
Bu adımların ve desteklerin gelişerek devam etmesi için demokratikleşme konusunda adımların atılması gerektiği açıktır. Adım atmadan sürecin bu şekilde yürümesini beklemek haksızlık olacaktır.