Çocuk masumiyeti temsil eder.

Yaptığının ne anlamı geldiğini,

Sonuçlarını nereye dayanacağını.

Yaptıklarının gerekli olup olmadığını düşünüp taşınıp kararlaştıramaz.

Bu nedenle de çocuk masumdur ve cezai ehliyete sahip değildir. Bu nedenle çocukların büyükler tarafından emellerine alet edilmeleri hoş karşılanmaz. Bu nedenle çocukla çocuk olunmaz. Bu nedenle çocuklar yaptıklarından dolayı suçlu kabul edilmezler. Bu nedenle dünyanın neresinden olursa olsun çocuklara karşı uygulanan şiddet, taciz ve başka eylemler hoş karşılanmaz.

Zaten birbirlerine karşı acımasızca düşmanlık taslayanlar bile hata ararken önce çocuklara karşı işlenen bir hatanın var olup olmadığına bakarlar. Filistin’de ortaya çıkan fotoğraflarda insanları etkileyen en önemli unsur çocuklara karşı şiddet fotoları değil mi?

Özetle çocuklara karşı işlenen suçlar masumiyete sıkılan kurşunlar demektir.

Bu gelişmelerden sonra şimdi gelelim esas meselemize.7 Haziran seçimlerinden sonra kaynamaya başlayan kazanın altına şimdi de çocukların bedenleri sürülmek istenmektedir. Gerek devletin güvenlik güçleri gerekse partinin koruma güçleri bu amansız çatışmalarında çocukların ölmelerine zemin hazırlıyorlar. Her iki tarafın suçlamalarını bir kenara bırakarak bu belirlemeyi yapıyoruz.

Burada kimin ne kadar suçlu olduğu tartışmasına girmiyoruz. Kimin haksız olduğu da ayrı bir mesele ama bu çatışmalardan ortaya çıkan bir gerçek var ki işte hiç kimse bunu üstelenemiyor ve topu karşı tarafa atıyor.

Çatışmasızlık ortamının bitmesi ve öz yönetim açıklamalarından sonra kent merkezlerinde meydana gelen olaylardan dolayı onlarca çocuğumuz yaşamını yitirdi. Bu çocukların çoğu kurşunlara hedef olan çocuklar. Sokağa çıktığı için, başını bir köşeden çıkardığı için, belki de bir taş attığı için yediği kurşunlarla hayata veda eden çocuklar.

Çocuklar sokağa çıktığı için yasağı delmiş oluyor ama sokaklar çocuklar için yasak edildiği için kural ihlali yapılmıyor öylemi? Kimsenin sokakları çocuklara yasaklama hakkı var mı?

Devletin gücünü göstermek için, Partinin direnişini ortaya koymak için, saldırıları meşrulaştırmak için, savunmayı ispat etmek için çocukların ölmesinin gerekmediğini hepimiz biliyoruz. Hatta bu ispatların çocukların yaşam alanlarında olmaması gerektiğini dünya alem kabul etmekte ve bilmektedir.

Çatışmaların yaşandığı alanlarda karşı tarafı suçlamak için kullanılabilinen en iyi arguman çocuklardır. Eğer birileri çocukları hedef alan saldırılarda bulunursa onun dünya alemin gözünde suçlu duruma düşeceği de açık. Çünkü çocuk ne yaparsa yapsın ona şiddet uygulanamaz. Çocuklar yaptıkları nedeniyle sokakta öldürülemez. Bunu yapanlar başından itibaren suçluluğu kabul etmişlerdir.

Hiçbir yapı ve organizasyon, devlet veya yapı çocukların öldürülmesini meşru sayamaz, savunamaz ve arkasında duramaz. Çocukları öldürerek korku salma eğilimi gösteremez. Çünkü bu ateş eninde sonunda döner ve kendisini yakmaya başlar. Bunun en açık örneğini Halepçede gördük. Saddam’ın sonunu hazırlayan fotoğraf bir çocuğa sarılarak ölen baba fotosuydu. Filistin’de gördük ve görmeye devam ediyoruz. Bir İsrail komandosunun bir çocuğa uyguladığı şiddet dünya basınının manşetlerine yansıdı. Hakkârili çocuğun kolunu kamera karısında kıran polisin yaptığını unutan var mı?

Şimdi ise Nusaybin’de, Cizre’de, Yüksekova’da, Doğubeyazıtta çocuk ölümlerine tanıklık etmekteyiz. Sokağa çıktığı için, pencerede göründüğü için, başını kapattığı için veya sokakta koştuğu için belki de bir taş attığı için enselerinden, başlarından, gövdelerinden vurulan onlarca çocuğun haberini alıyoruz. Bir değil, İki değil, onlarca çocuğun öldürülme haberinden söz ediyoruz. Birileri açık bir şekilde çocuk katili olarak sokaklarda geziyor ve hükümet bu durumu seyretmekle geçiştirmeye çalışıyor. Şunun bilinmesi gerekiyor ki devletin gücünü göstermenin yolu bu yol değil. Çünkü bu yol çıkar yol değil.

Bu ülke bu çocuk katletmelerini hiçbir şekilde izah edemeyecektir. Gerekçe ne olursa olsun kolluk kuvvetlerinin birinci görevi o çocukları korumaktır. Çatışma ortamından uzak tutmaktır. O çocukların etnik kökenleri nedeniyle, bulundukları coğrafya nedeniyle o sokaklarda olduğunu unutmamak gerekiyor. Aynı çocuk Ankara sokaklarında olsa ensesinden vurulur mu desek bazı kesimlerden evet cevabını alacağımızı biliyoruz. Çünkü Berkin Elvan İstanbulda ekmek almaya giderken vurulmuştu. Buna rağmen aynı sonuçların ortaya çıkacağına inanmadığımızı belirtelim.

Bu nedenle çocukları vurmayın diyoruz. Çocuk vurmak suçtur. Kanunen olmasa da vicdanen, insanlık açısından ve uluslar arası hukuk alanında suçtur.