İnsanların imtihan vesilesi olarak en sevdikleri varlıkları olan çocukları yerine bir hayvanın kurban edilmesinin simgesi olan bir Kurban Bayramını daha yaşıyoruz.

            İnsanı yaratan Allah, nefsinin ona neyi fısıldadığını da bildiğinden, atamız Hz. İbrahim’i (A.S)  sevdiği çocuğu İsmail’i kendisi uğruna kurban etmekle sınamıştı. Hz İbrahim (A.S) bu sınavı başarıyla geçmiş ve Allah’a olan sadakatini göstermişti.

            Hz. İbrahim’in şahsında tüm inananlar da şüphesiz aynı sınava tabidirler. İnsanların Allaha olan sevgileri acaba sadece ağızdan çıkan bir sözden mi ibarettir, yoksa gerçekten sevdiklerini söyledikleri Allah için  mallarından ve gerekirse canlarından fedakârlıkta bulunabiliyorlar mı? Acaba dini sadece Allah’a has kılarak, yeryüzünde fesat çıkaranlara karşı gerektiği gibi mücadele edebiliyorlar mı?

            Hz. İbrahim’in maddi ve manevi putları devirmesi gibi bizler de öncelikle nefis putu olmak üzere kin, haset, kıskançlık, kibir ve gurur putlarını kırabiliyor muyuz? İnsanlara karşı davranışlarımızda adil olabiliyor muyuz? Haksız olanı bizim aşirettendir ya da aynı ırktanız veya aynı mezhep ve cemaatteniz diye üstün tutuyor muyuz?

            Şeklen Hz. İbrahim’in sünnetini ihya ederken gerçekte Nemrutların ateşine odun taşımış olmayalım. Çünkü Nemrut yeryüzünde ilahlık taslayarak insanları kendine kul ve köle edinmişti. İnsanların özgür iradelerine ipotek koyarak onları kişiliksizleştirmişti.

            Günümüzde Nemrutun izinden gidenlerin de yaptıkları Nemrud’un yaptıklarından farksızdır. Çünkü her devirde despotizm aynı mantıkla ve aynı argümanlarla ayakta kalabilmiştir.

            Gün gelir insanlar kurulmak istenen düzenin selameti için Dersim’de olduğu gibi mağaralara doldurularak katledilir, gün gelir yerlerinden yurtlarından sürülür, gün gelir inançlarını yaşamaları engellenir, gün gelir kendilerini ifade ettikleri dilleri yasaklanır.

            Bütün bunlar, istikrarın sağlanması ve huzurun temini için yapılır. Yüce Kur’an’ın ifadesiyle “Onlara yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiğinde, onlar, biz sadece ıslah edicileriz derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, fakat farkında değildirler.” (Bakara,11-12) 

            Yeryüzünü kan gölüne çevirenler Diyarbakır’da Ceylan’ı kurban olarak seçerken, Filistin’de Ammarları, Afganistan’da Muhammedleri kurban olarak seçmektedirler. 25 yılda sadece ülkemizde 40.000 kurban yetmemiş olacak ki, hala yeni kurbanlar vermek için çırpınıp durmaktadırlar.

            Halklarına barış yerine savaşı, kardeşlik yerine nefreti reva görenler, taşıdıkları odunların tutuşturduğu ateşlerin içinde yanacaklardır.

            Kurban adanmışlıktır. Kurban paylaşımdır, sevgidir, merhamettir. İnsanlara merhameti olmayanların kalplerinden merhamet alınır. Merhametsiz insanlar canavarlaşır. Merhametin kaynağı Allah sevgisi ve korkusudur. Allah’ı tanıyan ve seven bir insanın merhametsizce davranması mümkün değildir.

            İnsanların maddeye tapar hale geldiği, akılların şehvet ve duygusallığa mağlup olduğu günümüzde bir kez daha başımızı iki elimizin arasına alarak düşünmeliyiz.

Ben kimim? Ben neyim? Nerden geldim, nereye gidiyorum? Bu hal neyin nesi? diye nefis muhasebesinde bulunmamız gerekir.

Kurban olmak, kayıtsız, şartsız, pazarlıksız teslim olmaktır. Eğer biz Allah’tan başkasına kayıtsız, şartsız ve pazarlıksız teslim olmuşsak, bizim adanmışlığımız boş bir avuntudan ibarettir. Çünkü Allahtan başka umut bağladıklarımız ve doğru yolu gösterecek diye bel bağladıklarımızın dostluğu ve önderliği mezara kadardır. Nemrutların dostlarına ne faydası olmuşsa, bunların da bize ancak o kadar faydaları dokunur.

Hz. İbrahim’e dost, Nemrut  ve çağdaşlarına da karşı olmanız dileğiyle Kurban Bayramınızı en içten duygularımla tebrik ederim.