29 Mart yerel genel seçimlerin sonuçları Cumhuriyet Halk partisi yönetiminde de artık bir değişim yapma gerekliliğinin “Zorunluluk” haline geldiğini hatırlatmışa benziyor.

Bu değişim meselesi kendini o kadar belirginleştirmiş ki Sayın Kılıçdaroğlu Genel Başkanı Baykal’a aday olmayacağı garantisi vererek partiyi kurultaya götürmesi gerektiğini hatırlatmış.

Baykal CHP’yi 2011 yılında yapılacak olan genel seçimlerde iktidara taşımayı hedefliyor. CHP’nin iktidarı düşünmüş olması hele hele bu ekiple iktidarı hedef olarak seçmiş olması bize gerçekten ilginç geldi. Çünkü Cumhuriyet Halk partisinin izlediği politika ve ortaya koyduğu performans iktidarı hedeflemek değil Ana muhalefeti süreklileştirmek gibi görünmektedir.

CHP, son yıllardaki politikası ile ülkenin tamamına değil belli bir kesim ve bölgesine hitap eden ve varlığını korumaya çalışan bir parti profili çizmektedir.

Türkiye’de solcuların nesli kurutulurken seyirci kalan partilerin başında CHP gelmiştir. CHP bu ülkede Ergenekon soruşturmasında ismi geçen ulusalcıların dışında solculara sahip çıkmayarak solda bir parti olmadığını tescillemiştir. Laiklik ile solculuğun bir birine yaklaşım tarzları arasına mesafe koymuştur ya da öyle görünmüştür.

Türkiye’de milliyetçi bir parti zaten mevcuttu. Bu kulvardaki oyları MHP almaktadır. Ulusalcı bir kimlikle MHP den oy koparmanın mümkün olmadığını da son seçimlerde ortaya çıkan sonuçlar göstermiştir.

CHP öylesine bir politik değişim sergilemiştir ki Sosyalist enternasyonalden atılmayı bile göze alabilmiş bir yönetim anlayışına sahip olmuştur. Sosyalist enternasyonalde Baykal’ın boşalttığı koltuğa şimdi YNK Genel Başkanı sıfatı ile Celal Talabani oturmaktadır.

CHP uyguladığı Kürt politikası ile de Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesini terk etmiştir. Fıratın doğusunda CHP de diğer partiler gibi tabela partisinden öteye gidememiştir.

Çok iyi bilinmektedir ki Türkiye’de iktidar olabilmek için Doğu ve Güneydoğudan oy almak gerekmektedir. Kim ve hangi siyasal parti ki bu bölgelerden de diğer bölgelerde dolduğu gibi oy toplayabilmişse iktidar koltuğuna da oturabilmiştir. Buralarda oy alabilmenin yolu da siyasal partilerin Kürt sorununun çözümü konusundaki politikalarından geçmektedir.

Kendisine bunca sıkıntı çektiren ve ana muhalefete kilitlenen CHP, ABD de ki Obama rüzgârından ve son mahalli seçimlerden alınan oylardan etkilenerek “Değişim” sergileme kararlılığında. Bunu gerçekleştirirken de Baykal’a sana rağmen değişelim denmekte.Bunun pek gerçekçi olabileceğine inanamıyoruz.Baykal’ın ülkenin tamamını kucaklayan yeni politikalarla geçmişte kırdığı potları onarabileceğine olan inancımız da ne yazık ki korunmamaktadır.Buna rağmen CHP de değişiklik olmasının şart ve en önemli gereksinim olduğunu da belirtmek gerekmektedir.

CHP yeni bir kurultayla yeni bir takım politik değişimler sergileyecekse bunları dinlemek yerinde olacaktır. Kurultay çalışması ve çıkacak sonuç CHP’nin değişim için mi yoksa vitrin için mi kurultay yaptığını da ortaya koyacaktır.

CHP ulusalcılıktan sıyrılmayı becerecek bir parti mi olacak yoksa aynı çizgide devam mı edecek?

CHP Türkiye’de ve dünyada sol siyaset anlayışına nasıl bakmaktadır?

CHP’nin Kürt sorununun çözümü noktasındaki politikasında bir değişiklik var mı?

İşsizliğin önlenmesi ve kaynakların yatırıma yönlendirmesi konusunda ne gibi önlemleri düşünmektedirler?

IMF ile ilişkiler konusunda ne düşünülmektedir?

Milli gelirin adil dağıtılması ve vergi adaletinin sağlanması noktasında ne gibi fikirleri var?

Türkiye’nin tabusu haline gelen kırmızı çizgilerin aşılması konusunda neler düşünülüyor?

Gibi konularda projeleri kamuoyuyla paylaşırlarsa bir değişim peşinde olup olmadıklarını anlamak da mümkün olabilecektir.