Dünyada temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçişin teknikleri ve yöntemleri tartışılırken bizim uğraşı konumuzun hala “ölüm” olması son derece üzücü bir durumu ifade eder.

Toplumu germe noktasında yönetim erkini ellerinde bulunduran kesimlerin üstün başarısı! Karşısında olayı “vernelleyip” işlemekten başka şansımızın kalmadığını da ifade etmemiz gerekmektedir.

Gelinin süreçte toplumu germe, toplumu kutuplaştırma, toplumu karşı karşıya getirip kışkırtma faaliyetlerinin hiç kimsenin yararına olmadığını bilmem söylememize gerek var mı?

Yıllardır süren savaş ortamının sonuçlarını hepimiz yaşamakta ve görmekteyiz. Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere gerek hükümet gerekse aydın ve yazarların büyük çoğunluğu ülkenin birinci ve öncelikli sorununun Kürt sorunu olduğu ve bu sorunun acilen çözüme kavuşturulması gerektiği fikrinde olmaları yıllardır tekrarladığımız tespitini ne kadar yerinde olduğunun da göstergesidir.

Toplum aylardır gözaltında kaybolan insanların kemiklerinin toprak altından, kuyulardan, toplu mezarlardan, kimsesizler mezarlıklarından çıkarılmasına tanıklık etmektedir. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de kırsal bölgelerden gelen haberler durumun vahametini ortaya çıkarmaya başladı.

Vatandaşların pek uğramadıkları ya da uğrayamadıkları bölgelerde, askeri güvenlik bölgesi ilan edilen alanlarda tespit edilen manzaralar ülkenin yaşadıklarını ve yaşattıklarının resmini göstermektedir.

Son olarak İlimiz sınırları içerisinde Halkıs dağında bulunan kemiklerin sayısı ve durumu olayın vahametinin boyutları açısından ibret vericidir.Net olmayan verilere göre şimdiye kadar 29 insana ait kemiklere rastlanmıştır.Kayıp yakınlarının ifadelerine göre ise bölgede 50’nin üzerinde insan cesedinin olabileceği ön görülmektedir.

Bölgenin askeri güvenlik bölgesi olması ve insanların izinsiz girişinin yasak olması, Bölgeye gitmek için izin isteyen Baro, İnsan Hakları Derneği ve Mazlum der yöneticilerinin bölgeye girmelerine izin verilmemesi, gazetecilerin bölgeye sokulmaması endişeleri artıran diğer unsurlar olmaktadır.

“Ya devlet başa ya kuzgun leşe” politikalarının sonucu olan bu manzaraların bundan sonra da devam etmemesi için herkesin ve herkesimin elinden gelini yapması gerekmektedir.30 yılda 40 bin can verilerek gelinen aşama irdelendiğinde uygulanan yöntemle sonucu gitmenin pek mümkün olmadığı da görülmektedir. Kaldı ki bölge insanının tercihini siyasal yollardan kullanırken ortaya çıkardığı sonuç devlet tarafından uygulanan politikanın benimsenmediğini göstermektedir.

İktidar partisinin ne olduğu belli olmayan açılımlarına dahi katlanamayan muhalefet partilerinin bu ülkenin sorunlarına cevap olamayacakları gün gibi ortadadır. Bu partiler hem bölgeye girememekte hem de bölge konusunda ahkâm kesmektedirler.

Vicdan sahibi, erdem sahibi, insaf sahibi, insanlıktan nasibini almış hiçbir varlık bölgede ortaya çıkarılan insan kemikleri karşısında duyarsız kalamaz. Bu manzaralar karşısında bile sesini çıkarmayıp olaya seyirci kalanların toplumsal uzlaşmanın sağlanması konusunda görev üstlenmeyenlerin bu ülke hakkında söyleyecek tek bir söz söyleme haklarının olmadığını da belirtmek gerekmektedir.

Her gün askeri yasak bölge ilan ederek, ya da askeri güvenlik bölgesi ilan edilen yerlerde süreyi uzatarak, insanların hayvanlarını otlatmalarına izin verilmeyerek kırsal kesimde yapılanların gizlenmeye çalışılması, insanların yasaklarla korkutularak alanlarından uzak tutulması gerçekleri gizlemeye yetmeyecektir.

Değişik zamanlarda değişik bölgelerin iskana kapatılması Dersim de, Sason da olduğu gibi nasıl sorunların çözümüne katkı sunmamış ise bu gün uygulanan yöntemin de başarılı bir yöntem olmadığı aşikardır.

Yasak bölge tanımına 2565 sayılı kanun ile yasal statü kazandırılmış olabilir. Bu sayede uluslar arası hukukun gerekleri de yerine getirilmiş olabilir. Bu bölgelerin oluşturulması suretiyle vatandaşlarımızı da ekmeklerinden hayatlarından ettirmiş olabiliriz ancak İran havan mermilerinin köylerimize düşmesini engellemişmiyiz acaba?

Bu ülkede politikaların insan odaklı yapılmasının zamanının geldiğini düşünüyoruz. Taşları bağlayıp itleri salmanın da insanlarını öldürüp vatanı kurtarmaya çalışmanın da politika olduğunu düşünenler varsa tarih önünde çok terleyeceklerdir. Unutmayalım ki kulun görmediğini ALLAH görüyor.