26 Eylülü 27 Eylüle bağlayan gece ilimiz Batmanda meydana silahlı çatışma sonucunda beş kişi ilk günde yaşama veda ederken üç kişi de yaralandı. Bu yaralılar arasında bir polis komiseri doktorların ifadesine göre beyin ölümü gerçekleşmiş durumdayken diğer ikisinin ise yaşam tehlikesi görünmüyor. Annesinin karnından alınan bebeğin durumu ise yaşam tehlikesi devam eder durumda. Özetlemek gerekirse aynı gece meydana gelen çatışmada ilk gecede beş ölü, iki hayatı tehlikesi devam eden yaralı ve iki yaralı olmak üzere dokuz kişi. Birde kayıtlara geçmeyen yaralılar olduğu iddiaları dilden dile dolaşmaktadır ki bunu da doğru kabul edersek beş ölü beş yaralı mevcut. Yaralı olduğu iddia edelin diğer şahıs veya şahıslar kahvede okey oynarken ortalığa saçılan mermilerden nasibini alan vatandaş veya vatandaşlar olduğu söylentisi var.
Bu olay ilimizde ben insanım deyip de üzülmemiş tek bir insan bırakmamıştır. İki sivil, üç militan yaşanan çatışmada yaşamını yitirmiştir. Kurşunun adres sormadığının somut örneğini yaşatan bir olayla karşı karşıyayız. Olaydaki soru işaretleri zaten varlığını her yönüyle ortaya koymaktadır.
Olay nasıl olmuştur? Bu konudaki rivayetleri aktaralım. Konuşulan konu, Militanların 72 EA 916 plakalı aracı gasp ettikleri ve şehir merkezine gittikleri yolunda. Kimileri araç sahibinin ellerini çözerek güvenlik birimlerine aracının gasp edildiğini bildirdiği yönünde söylentilerin mevcudiyetini de dilendirmekte.
Aydınkonak kavşağı çatışmanın yaşandığı yer. Yani ilk çatışma bu kavşakta yaşanmış bulunmakta. Buradaki çatışmada başkomiser Adem İlkılıç başından yaralanıyor. Ardından takip başlıyor. Bu takip sırasında meydana gelen çatışmanın bölgesine giren Talat doru yönetimindeki araç kurşunların hedefi oluyor. Araçta bulunan Mizgin doru ile dört yaşındaki kızı sultan doru yaşamını yitiriyor. Baba Talat Doru ile beş yaşındaki kızı Şeyma doru ise yaralanıyor. Kurşunların hangi silahlardan çıktığının netleşmesi yapılacak araştırmada açık olarak ortaya çıkacaktır. Yani mevcut durumda ölen ve yaralanan sivil vatandaşların kimin kurşun veya kurşunları ile öldükleri ve yaralandıkları net değil.
Çatışmanı devam eden bölümü ise stadyumun arka bölümlerine denk gelen 3420 sokak civarlarında devam ediyor. Saat 24.00 sularında bir inşaatta kıstırılan şahıslar ölü olarak ele geçiriliyor. Görgü tanıklarının anlatımlarına göre yirmi dakikası seri silah ve bomba seslerinden ibaret olmak üzere yaklaşık kırk dakikalık bir silah sesleri duyulmuştur. Valilik açıklamasında buradaki çatışmada iki polisin hafif yaralandığı belirtilmiştir. Bu çatışmada aslında kaçan şahısların sağ olarak yakalanma imkânlarının bulunup bulunmadığını da sormak lazım?
Ancak sorular ve cevaplar ne yazık ki yitirilen canları geri getirmeye yetmeyecektir. Biz böyle acılar yaşanmasın diye yıllardır çaba içerisinde bulunuyoruz sesimizi yetkililere duyurmaya çabalıyoruz. Soru şu; bunca insan öldükten sonra hangi alanda ne kazanıldı?
Ölenin PKK militanı olması, Polis olması, sivil yurttaş olması arasında ülke gerçeği ile bakıldığında ne fark var. Hangi taraftan olduğu ölüm gerçeğini ve yıkılan yuvalar gerçeğini ortadan kaldırabiliyor mu?
Hayır kaldırmıyor. Sadece yaralar daha çok derinleşiyor. Kin ve öfke daha çok artıyor. Ellerinde silah bulunanların kullanacakları dilin silahın dili olacağı gerçeğini görmek gerekiyor. Silah kullanana silahı nasıl kullanacağını anlatmak yerine o silahların patlamaması için herkesin elinden gelen çabayı göstermesi gerekiyor. Silahı anlatım dili olarak sunulmasını gerektiren koşulların bir an önce düzeltilmesi gerekiyor. Aksi durumda siz ortamı düzeltmezseniz ve silahların dili devredeyse ölümleri engelleyemez sadece üzülmekle kalırsınız. Ölenlerin hangi taraftan olduğu ise gerçeği değiştirmiyor. Sonuçta ölen kim olursa olsun kaybeden biz oluyoruz!
Next