Kim ne derse desin, kim ne kadar aklamaya çalışırsa çalışsın ortada bir skandal vardır. Ve bu skandal ülkemizin tarihine kara harflerle yazılacaktır.

      Milletin değerlerine ve maneviyatına acımasızca saldıran bir Deniz Baykal, bu skandalı da siyasi hesaplarına alet etmekten geri durmamaktadır. Ahlaki değerleri yerle bir eden bu davranışı normal karşılamaya çalışmak, yapılanları hafifsemek de en az yapılan fiil kadar ahlaksızdır.

      Acaba bazıları artık Baykal´ın avukatlığını beğenmediler de ondan bir şekilde kurtulmak için mi bu görüntüleri piyasaya sürdüler? Öyle ya halkın avukatlığını bir kenara bırakarak, Ergenekon avukatlığına soyunanların sonu ancak bu kadar acı olabilirdi. Demek ki, artık bu senaryoda Baykal´a yer yok.

                Acıklı olan diğer bir durum da, siyasette yer bulabilmek için insanların hangi fedekarlıkları yapmak zorunda olduklarıdır. Düşünün bir aile reisi bu kadar ar ve hayadan yoksun olabiliyor. Evli bir bayan bu hale düşebiliyor ve kendini siyasi ikbak uğruna genel başkanına sunabiliyor. Bu tür hareketlerin sadece Yeşilçamda yükselmek isteyen oyuncular için geçerli olduğunu tahmin ediyorduk.

                Eğer bu çirkinliği yapan AK Partili veya Allah korusun dindar olarak bilinen biri olsaydı, Deniz Baykal, o zaman değil meclisi, değil Türkiye´yi dünyayı da hayatı da onlara dar ederdi. Malım basının, yine kendilerinin tertiplediği Müslüm Gündüz ve Fadime Şahin olayındaki tavırlarını bir hatırlayalım. Nasıl tavır takınmışlardır. Tabii ki, o yapılanın tertip olduğu aşikârdı. Ama bu işte tertip olmadığı ayan beyan ortada.

                Millete tuzak kuranlar, gün gelir kurdukları tuzaklara kendileri düşerler. Müslüm Gündüz ve fadime şahin bahane edilerek bütün başı örtülüleri potansiyel Fadime olarak gösterip rencide edenler, onların üzerinden İslamın kutsal değerlerine saldıranların sonları ancak bu kadar olabilirdi.

                Siyeset rakibinin zaaflarından faydalanarak oy toplama mesleği olmamalıdır. Onurlu ve seviyeli siyaset sahibini daima yüceltir. Bel altından vurmak, siyasetin en büyük handikapıdır. Bu konuda Sayın Erdoğan´ın tavrını takdir etmemek elde değil. Bir Başbakan olarak kendisine yakışanı ve kendisinden bekleneni yaptı.

                Nefis ve şeytan sarmalında kalan insanın sağlıklı düşünemeyeceği aşikardır. Mevlam hepimizi bu iki dşmanın şerrinden korusun.