Görsel ve yazılı basın yaşantımızın vazgeçilmez unsurlarından sayılır. Elbette yaşanan olumlu ve olumsuz olayları, gelişmeleri kamuoyuna sunmak ana görevlerinden sayılır.

Ama ne ilginçtir ki, şiddet filmleri ile abuk sabuk sihirli çocuklar filmlerini sunmak için adeta yarış içerisindeler.

Eğitime dayalı pek ciddi program sunan kanallara rastlamak mümkün değil… (Bir iki program hariç)

Akşam TV kumandasını alıp bir-iki haber programı izlemek için TV karşısına geçtiğimizde, TV’yi açtığımızda ‘bin pişman’ olursunuz neden mi?

Bir çok kanal adeta sözleşme imzalamışçasına aynı açıklamaları ve haberleri sunuyor.

Başlıklar hep aynı haber;

Kriz-miriz…

Mahalle baskısı…

Türban…

Fabrikalar kapandı

… Kişi işten atıldı

Operasyonlar…

İntiharlar…

Ölüm haberleri vs…

Elbette ülkede kriz var.

Dünya’da olduğu gibi ama, bizdeki ‘kriz’ tamamen abartılı bir kriz.

Neredeyse mevcut fabrika ve mağazaların kapısına zorla kilit vurulacak…

Yani hiç mi ‘olum’lu bir gelişme olmuyor. TV kanalını açtığınızda ve haber bültenlerini izlediğinize bin pişman oluyorsunuz.

Neredeyse, Doğu ve batı illerini birbirine kırdırmak için yarış halindeler…

 

***   ***  ***

Dilenciliğe teşvik…

Bir çoğumuz Perşembe günleri mezarlıkları ziyaretine gideriz…

Bir çok ilde olmayan görüntüleri Batman mezarlıklarında görmeniz mümkün. Mevcut kadınların ellerindeki bisküvi kutuları… Mezarlıkların üzerinde güle-oynaya bisküvi toplama yarışı düşündürüyor.

Mezarları basan basana…

Sözde sevap kazanmak için bisküvi dağıtan bayanları uyaran bir mercili yok mu?

Mezarlıklara bakıldığında çevre duvarları yıkılmış, duvar diplerine sıkıştırılan yol kilit taşları, sökülen mezar taşları…

Bir yığın olumsuz görüntüler… Ve olumsuzluklar…

Bari ölüleri mezarlıkta rahat bırakın…

Ayrı bir görüntü ise trafik ışıklarındaki çocuklar…

Bu manzaralar daha önce İstanbul gibi büyük metropollerde olurdu.

Orada yaşayan ve büyük kentlere göç eden ailelerin çocukları, cam silme ve selpak satan çocuklardan oluşurdu. Şimdi ise Batman’ın bazı kavşaklarında bu manzaraları görmek mümkün…

Bu görüntüler dilenciliğe adeta davetiye çıkarıyor.

Allah korusun, bu minik canlardan biri görünmez bir kazaya, olumsuzluğa maruz kaldığı taktirde kim hesabını verecek?.

Sorumlular lütfen göreve…

 

 

****    ****    ***

Dipnot: Bir süre önce “Ne kadar para- o kadar köfte” başlıklı yazım, bazı çevrelere dokunmuş anlaşılan. Malı götüren arkadaşlara köfte ağır gelmiş. Zaten o yazı bilerek yenilenmemişti…

Sayın köfteciler…