30 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan Mahalli idareler seçimlerinin hazırlıkları Türkiye genelinde sürüyor. Her parti seçim yarışına girecek olan kadrolarını tamamlayıp çalışmalara start verme telaşında çünkü iktidar olmayı hedefleyen siyasal partilerin yarışması başlayacak.
Türkiye’de ülke genelinde iktidar olmaktan ziyade yerelde iktidar olmaya ağırlık veren partilerden biri de Barış ve Demokrasi partisi. Doğu ve Güneydoğuda Kürtlerin yoğunluklu yaşadığı yerleşim yerlerinde iktidarı elden bırakmayan parti bu parti. Yüze yakın Belediyede iktidarda bulunuyor ve bu seçimlerde iktidar alanını biraz daha büyütmeyi hedefliyor.
Bu hedefe varmak için de hummalı bir çalışmanın içerisinde. Ancak bu çalışmalar sırasında adayların belirlenmesi meselesinde ilginçlik yaşayan bir parti durumunda. Çünkü ilk kez eş başkanlık modelini uygulamaya çalışıyor. Genel başkanın değişiyle her belediyede iki başkan olacak biri kadın biri erkek. Uygulamada bu sistemin bazı bölgelerde sıkıntı çıkarmaya müsait olduğunu şimdiden belirtelim de sonradan böylesi durumlarla karşılaşıldığında herkese ilginç gelmesin.
Bu sistemin bir takım avantajları var elbet. Özellikle parti yönetiminde bu yöntem sayesinde daha hızlı çalışma imkanı yakalanabilindiği gibi yükün hafiflemesi de söz konusu olabiliyor ancak yerel yönetimlerde özellikle Belediye gibi kurumlarda çift başlı çalışma ve yetki pratikte sorunlar çıkarabilmeye müsait. Eğer eş başkanlarda tam bir uyum varsa şüphesiz bu durum aşılır ancak uyum olmazsa ve yerel yönetim kadrolarının yerelden oldukları da dikkate alınırsa ortaya koalisyon hükümetlerindeki duruma benzer sahnelerin çıkmasına da hazırlıklı olmak gerekiyor.
Bu değerlendirmeden sonra gelelim Batmandaki duruma. Batmandaki durum bilindiği üzere seçim iki parti arasında geçecek. Bu partiler Belediyeyi elinde bulunduran Barış ve Demokrasi partisi ile genelde iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma partisi. Elbette Cumhuriyet Halk Partisi, Saadet partisi gibi partilerin yanı sıra ilk kez şansını sandıkta deneyecek olan Hüda Par  gibi partiler de var ancak bu siyasal partilerin seçimi kazanma şanslarının bulunmadığı sadece kendilerini siyasetten bir testten geçirecekleri de genel kabul gören bir durum.
Adalet ve Kalkınma Partisinin adayı deneyimci bir politikacı olan Av. Mehmet Emin Ekmen. Siyaset bilimi ve pratiği açısından kendini yetiştirmiş veya partisi tarafından yetiştirilmiş bir politikacı. Uzlaşmacı ve sakin bir üslupla seçim çalışmalarını yürütüyor. Sanırız ağırlıklı olarak hizmet ve projelerin ağırlıkta olacağı bir seçim propagandası yürütecek. En büyük umudu ise BDP’de ortaya çıkabilecek bir çelişki ve hoşnutsuzluk. Çünkü böyle bir rüzgar yakalarsa fırsatı kaçırmayacağını biliyor.
Barış ve Demokrasi partisinde ise tabanın güçlü bir desteği var ancak aynı kararlılığın yönetim kademelerinde bulunmadığı görülüyor. Çünkü parti önce delege seçimleri meselesinde ardından da aday adayları meselesinde sorun yaşadı.  Bu sorunlara bir kriz daha eklememek için adayını sonunda açıkladı. Sabri Özdemir.  Özdemir’in partisinin oylarının dışında da oy toplayacağı biliniyor. Çünkü Özdemirlerin partide bulunmayan kesimleri direkt destek vermezlerse bile en azından sessiz kalmak ve aleyhinde çalışmamak durumunda kalacaklar. Bu da nereden bakarsan 5-10 bin arasında bir oy potansiyeli demek. Daha açıkçası Faris Özdemir’in kişisel oylarının büyük bölümü bu tarafa kayabilir. Buda ortaya çıkan kayıp ve kaçak oyların nötrleştirilmesine yetecek bir oy oranı. Yani bu durum her ne sebeple olursa olsun kullanılmayacak oylar olursa ortaya çıkacak açığı kapatacak bir sonuç doğurur.
Partinin bir diğer sıkıntısı ise belirlenen eş başkan isminde ortaya çıktı. Parti içindeki bir kesim eş başkanlarının kendilerine sorulmadan belirlenmesine karşı çıkıyor.
BDP de beklenen diğer sıkıntı ise Belediye Meclis üyeleri ile İl Genel Meclis üyelerinin seçiminde yaşanacak. Çünkü çok sayıda aday adayı var ve bunlar içinde güçlü bir meclisin seçilmesi zorunlu olarak görünüyor. Bu alanda da sıkıntının yaşanmaması için yoğun ve dikkatli bir çalışma gerekiyor. Özellikle STK’ların yönetiminde bulunan aday adaylarının fazlalığı dikkatleri çekiyor. Neredeyse bu kesime yakın STK’ların yönetim kurulu üyelerinin tamamı aday adayı olmuş. Sadece STK’lar değil partinin yönetiminde bulunanlar bile meclisler için başvuruda bulunmuş.
Bu durumun da sıkıntı yarattığını belirtmek gerekiyor. STK’ların bu durumu ayrıca incelenmeye değer olduğundan başka bir yazının konusu olacak ancak meclis adaylarını belirleyecek komisyonun bu duruma nasıl değerlendireceği merak konusu.
Sonuç olarak bütün bu gelişmeler karşısında BDP’nin adaylarının tamamını belirleyip bir an önce seçim çalışmalarını başlaması gerekiyor. Çünkü bu çalışmayı geciktirmek doğru olmaz. Kimse çalışmadan seçimin kazanılmasının çantada keklik olduğunu düşünmesin. Sandığın olduğu her yerde sürprizlerle karşılaşmanın olasılıklar içinde bulunduğunu unutmamak gerekiyor.