Bayramları severim ben; dini, milli, ulusal, uluslar arası, millete, devlete ait olup olmadıklarına bakmaksızın.
Çocukluğumda da bayramları severdim, mutlu olurdum çünkü. Umutlarımın, beklentilerimin sağlanması olasılığı olan günlerdi çünkü. O zamanlar dünyam şimdiki dünya kadar büyük değildi. Dünyam köyümden veya ziyarette gideceğim ilçemden ibaretti. Beklentilerim de bu kadar büyük değildi. Simsiyah bir “tarbzan” ayakkabı, kahverengi çizgili hem de fitillisinden bir kadife pantolon birde orlondan örülü olsa bile bir yeni kazak alındımı yeryüzünün en mutlu çocuğu bendim. Babamın, Annemin bunları nasıl temin ettikleri de beni düşündürmezdi, düşüncem gördüklerime göre şekillenirdi, dolayısıyla görmediklerim benim sorunum olamazdı.
Şimdi büyüdüm, adam oldum artık, umut edenden ümit edilene dönüştüm. Bekleyen çocuk değil getirmesi gereken baba oldum. Ne edip ne yapıp çocuklarımın umutlarına çare olma sorumluluğum var. Çünkü artık ben bir babayım.
Artık dünyam da gördüklerimle sınırlı değil. Görmediklerim de hayatımın bir parçası haline geldi. Dünyanın değişik bölgelerinde yaşayan aç insanlar beynimi kemiren sorunlar hanesine eklenmiş. Dünyanın bilmem neresinde birbirini kıran insanların kırgınlıkları iştahımın kapanmasına neden oluyor. İnsanların birbirlerine düşman olması, birbirlerini sevmemesi beni üzüyor, rahatsızlık veriyor. Bir baktım bu duygular, sendikacılıktan başlayan STK eğilimimi insan Hakları savunuculuğuna doğru yönlendirmiş. Tuhaftır ama düşmanlarımı bile sevmem gerektiği düşüncesine sahip olan değişik bir kişiliğe büründüm kaldım.
Hırçın ve saldırgan kişiliğim gitmiş. Edilgen, her şeyin olumsuzunu unutmaya çalışan bir insana dönüşüvermişim.
Umutlarım, dünyam, beklentilerim, tatmin olduğum şeyler boyut değiştirmiş. Çocukluk umutlarım bana yetmez olmuş. O umutların, o beklentilerin yerini başka beklentiler almış. Çocukluğumda masumane olan beklentilerim ve umutlarım büyüdüğümde tehlikeli beklenti ve umutlara dönüşmüş. Dillendirilmesi, söylenmesi, tartışılması başkalarınca suç unsuru olarak değerlendirilmesine neden olabilmektedir.
Ben hiçbir şey yapmadım. Bozmadım. Karıştırmadım, kırmadım, dökmedim ama başkalarının yaptıkları bu işler beni rahatsız ediyor. Huzurumu bozuyor, mutlu olmamı engelliyor. Sevdiklerim ölüyor üzülüyorum. Sevdiklerim birbirlerini öldürüyor üzülüyorum. Devletim ve milletim çatışıyor bunu istemiyorum. Devleti de milleti de aralarına set çekmeden sevmek istiyorum. Ne devlete ne millete yaranıyorum. Çekip gidecek yerim de yok! Ben buraya aidim. Oysa ne devletimi nede milletimi ben seçmedim. Ayıran ve birleştiren çizgileri de ben çizmedim. Çizenlere inat sınırlayıcı çizgileri sevmiyorum. Bu dünyada eğer bir coğrafya ile tanımlama ihtiyacı kaçınılmaz ise benim köyümün coğrafyası bana yetiyor. Öldüğümde de beni Malegır mezarlığının en tepesine gömsünler istiyorum. Çocukluğumun dünyasının sınırlarına en hakim olduğum nokta orası çünkü. Bir milletle anılmam gerekiyorsa o bir dünya insanıydı, insanları severdi demelerini istiyorum. Kürt olarak dünyaya gelmeyi kendisi belirlememişti ama Kürt olmaktan da gurur duyuyordu desinler istiyorum. Eğer sermaye ile emek arasında bir tanımlama ihtiyacı hisseden olursa varsın oda emekçiydi desin, yanılmış olmayacaktır. Belki temel felsefelere zıt olacak ama emeğin mücadelesini veren ancak kimsenin sermayesinde de gözü olmayan biriyim çünkü.
Bütün bu gerçekliklerin yanında artık bayramlarda tıpkı çocukluğumda olduğu gibi mutlu olmak istiyorum. Huzur ve barış içerisinde ömrümün kalan bölümünü tamamlamak istiyorum. Türklük adına, Kürtlük adına, Araplık adına, Farisilik adına kimsenin kimseyi öldürmesini istemiyorum. Egemenlerin çizdiği sınırlar nedeniyle kimsenin ölmesini istemiyorum. Egemenlerin çizdiği sınırlar nedeniyle kimsenin öldürmesini de istemiyorum. Beraber yaşadığım milletlerle düşman olmadan kardeşlik sevgisiyle sınırlara takılmadan yaşamak istiyorum. Onları sevdiğim gibi onların da beni sevmelerini istiyorum. Onları, sınırlarını, milliyetlerini tanıdığım gibi onların da beni bu gerçekliklerle kabul edip sevmelerini istiyorum. Ben Bayramları barış varsa seviyorum. Benim bayramlarım kardeşlik varsa beni mutlu ediyor. Benim mutluluğum; kimsenin gücünde, namlularının büyüklüğünde, sınırlarının uzunluğunda, öldürülen insanların sayısında değil, kucaklaşmada, barış içinde yaşamaktadır.
Ben mutlu olmak istiyorum bana mutlu bir bayram yaşatın istiyorum.
Next