“Her koyun kendi bacağından asılır” diyerek olup bitenlere seyirci kalırsak sorunlarımız katlanarak devam eder.
Yaşadığımız alanlarda ortamın düzeltilmesi, huzur ve güvenliğin sağlanması, güven verecek bir geleceğin kurulması için yapılacak çalışmalarda görev almamız ve fikirlerimizi paylaşmamız gerekiyor.
Eğer bulunduğumuz yaşam alanlarında (şehir, kasaba, köy, kom vb.) kendimizi ve çocuklarımızı güven içinde görmek istiyorsak bu güven ortamının sağlanması noktasında da üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmemiz gerekiyor.
Aile olarak görevlerimizi bilmemiz gerekiyor. Mahalleli olarak görevlerimizi bilmemiz gerekiyor. Ağabey olarak, baba ve anne olarak. Büyükler olarak sorumluluğumuzu bilmemiz gerekiyor.
Bunları neden yazıyoruz?
Çünkü ilimizde son dönemlerde hem sinirler oldukça gerginleşmeye başladı hem de olaylar artmaya başladı da ondan.
Evet, bu kentin inisiyatifi dışında gelişen olaylar nedeniyle sorunları var. Çok hızlı büyüdüğü için sorunlarını aşma noktasında kaynak sıkıntısı yaşıyor ve sorunlarla boğuşuyor. Hızlı nüfus artışı oranında ülkenin üst sıralarındayız ve genç nüfus oranımız hızla artıyor. Ancak buna karşılık ne yatırımlar yeterli ne de çocuklarımızı okula gönderip (Yüksek öğrenim) eğitebilme olanakları yakalayabiliyoruz.
Bu durum da doğal olarak bizi genç nüfus alanında Türkiye’nin en fazla işsiz nüfusuna sahip il konumuna getiriyor.
Kentin büyük bölümü açlık sınırının altında bir gelirle yaşamak zorunda olduğu için de suç işleme potansiyeli artıyor. Çünkü 16-25 yaşlarındaki gençler ceplerinde beş kuruş para olmadan sokakları arşınlamak zorunda kalınca doğal olarak olay çıkması veya kullanılmaları da daha kolay hale gelebiliyor.
Sonrasında çeteler oluşturma,
Oluşan çetelere dahil olma,
Uyuşturucu kullanımı
Hırsızlık yapma,
Örgütlere katılma,
Evden kaçma,
Kavgalara karışma,
Sözüm ona savunma amaçlı silah ve kesici alet taşıma
Fuhuş faaliyetleri içinde yer alma gibi yanlış işlere bulaşıp bir daha çıkma fırsatı yakalayamayabiliyorlar.
Bu suçların olağan tehdit haline geldiğini de belirtelim. Ortam öyle bir hal almaya başladı ki artık aileler çocuklarını kontrol altında tutmakta zorluk çekiyorlar. Çünkü ikna ile düzelmeyen çocuklar artık rahatlıkla ailelerini de tehdit edip sağa sola kaçma veya yukarıda saydığımız yapılara katılma tehditleri savurabiliyorlar.
Bu olumsuzlukları bir anda ortadan kaldıramayabiliriz ancak birçoğunun önlenmesi konusunda işbirliği yaparak başarı sağlayabiliriz.
Bu konuda da iş yetkili kurumlarımıza düşer.
Valinin başkanlığında bir dizi toplantıların yapıldığı güvenliğin sağlanması ve çetelerle mücadele etme konusunda çalışmalar yürütüldüğünü biliyoruz lakin görünen o ki bu yeterli değil. Diğer kurumlarla işbirliği içinde bu konuya yönelmek gerekiyor.
Çünkü caddeden çevirdiğiniz iki gençten birisinin cebinde bir bıçak bulunuyor. Çıkan her tartışmalarda bu bıçaklar kullanıldığı için yaralamalar ve ölümler meydana geliyor. Son bir ay içindeki kavgalara baktığınızda yaralama ve ölüm vakalarının çoğunun bu bıçaklar nedeniyle oluştuğunu söylemek mümkün. Her köşe başında, her kaldırım kenarında çekirdek misali bıçak ve kavga malzemesi satılıyor. Kaldırımlarda yakın dövüş aletleri satım pazarı oluşmuş ama herkes görmezlikten geliyor. Bu araçlar veya aletler ucuz olduğu için de herkes alıp kullanabiliyor.
Buna bir dur demek gerekiyor.
Asayişin sağlanması için gerek valilik gerek yerel yönetim ve gerekse sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içerisinde hareket etmelerinden başka yol yok. Çünkü kimse tek başına bu işin altında kalkamıyor veya tek başına sorumluluk üstlenmek istemiyor havası var. Bu sorunları işbirliği içinde ancak çözme şansına kavuşabiliriz. Bu amaçla da asayiş ekiplerinin Belediye zabıta ekipleri ile birlikte işe koyulmalarında fayda var. Yapılacak olan kontrollerle vatandaşı ve gençleri sıkmadan ama kuralları da uygulayarak gerekli tedbirleri almamız lazım. Yoksa kentin semtleri yakında çeteler arasında parsellenmiş alanlar olarak karşımıza çıkarsa şaşırmamalıyız!
Bu nedenle kentte huzur ve güvenin sağlanması için asayiş ekiplerimizin biraz daha işi sıkı tutmalarında fayda var. Eminiz ki rutin kontroller bile yararlı olacaktır. Bunun için yasalardan falan bahsetmeye gerek yok. Vur deyince öldürmek gerekmediğini her halde herkes biliyor. Bazen bir yetkilinin bir gencin hatasına nasihatle telafi etmesi de mümkün çünkü. Çakı taşıyor diye hapse atmaya veya gözaltına almaya gerek yok. Çakıya ulaşmasını biraz zorlaştırırsak ve de taşıdığında nefesimizi ensesinde hissedeceğini hissettirirsek de sonuca ulaşabiliriz. Uyuşturucu konusunda da kontrollerin sıkılaştırılması lazım. Çünkü ortaya çıkan boşluk değişik şekillerde doldurulmaya müsaittir.
Next