Hayrettin Ekinci.40 yaşında, evli ve üç çocuğu vardı. Hayatını öğrendiği sanatıyla kazanmaya çalışan bir emekçi. O’nu Batman çayı, çocuklarından ve sevenlerinden ayırdı. Balık tutmak için gittiği Batman Çayı’ ında DSİ’ nin baraj suyunu bırakması ve çayın yükselmesi neticesinde suyun ortasında kaldı, yüzme bilmediği için de maalesef kendini kurtaramadı.
Bu tür olayları her yaz duyarız. Ölenler kimimizin eşi, kimimizin babası, kimimizin aile dostu, kimimizin akrabası veya tanıdığıdır. Ancak her yıl tekrarlanan bu ölümleri artık toplum kanıksadı. Neden mi? Çünkü ölen öldüğü ile kalıyor. Acıyı, kederi ailesi ve sevenleri çekiyor. Peki, bu şehrin yöneticileri ne yapıyor?
Batman Çayı’nı hepimiz görmüşüzdür. Kenarında önüne gelenin kepçeyle doldurduğu kumların oluşturduğu çukur ve tümsekler var. Su az iken herkes derinliği fark edebiliyor, ama su seviyesi yükselince o çukurlar adeta birer ölüm çukuruna dönüşüyor.
Bu tür ölümlerin her yıl tekrarlanması toplum olarak duyarsızlığımızı göstermektedir. Çay yatağını ıslah etmek DSİ’nin mi, Belediye’nin mi görevi bilemiyorum. Zaten bilmek de bir şeyi değiştirmiyor. Çünkü bu duyarsızlık kimden gelirse gelsin sorumluluğu azaltmıyor.
Çay yatağının ıslahı için hazırlanan herhangi bir proje var mı? Varsa ne zaman uygulamaya başlanacak? Ya yoksa? O zaman Allah Batman’lılara sabır versin. Çünkü bu gidişle daha çok Hayrettin’leri toprağa vereceğiz.
Oysa çayın yatağı her iki taraftan ıslah edilip, etrafı piknik alanları olarak düzenlenirse ne kadar mükemmel bir iş yapılmış olacak. İnsanlar yeşillik ile suyu bir arada görmenin mutluluğuna kavuşacak. Çoluk çocuk oyun alanlarında koşup oynayacak ve zaten az olan ortak yaşam alanlarına bir yenisi daha eklenecek.
Buradan yetkililere bir kez daha sesleniyorum. Batman’ı modern kentler düzeyine çıkarmak için daha kaç yılın geçmesi gerekir? Batman çayındaki ölümleri ve çirkin manzaraları daha ne kadar seyredeceğiz? DSİ acaba bu konuda hangi tedbirleri almayı düşünüyor?
Birçok yönleriyle çevresine hayat veren barajlar, nedense Batman’da ya canları yutuyor, ya da tarihi. Oysa bizler ne canlarımızdan ayrılmak istiyoruz ne de tarihimizden.
Next