Basın kamuoyunun merak ettiği veya kamuoyunun ilgi alanına girebilecek konularda araştırmalar yapar, gelen iddiaları değerlendirir ve yayınlanmasını uygun gördüğü haber ve yorumları kamuoyuyla paylaşır. Hangi çevreden gelirse gelsin eğer bir yerlerde kanunlara, geleneklere, toplumsal yaşam tarzına ters olan veya ilgi çeken sıra dışı uygulamalar ile karşılaşırsa bunu kamuoyuyla paylaşır. Yöneticileri ve uygulayıcıları uyarır ve toplumsal düzenin bir nizam çerçevesinde yürümesi için çaba gösterir.
Bu söylediklerimizi gerçekleştirmemenin bin bir zorluğunun bulunduğunu da belirtmek gerekir. Çünkü işin muhatapları ve otorite yapılanların kamuoyu tarafından bilinmesinden çoğu kez rahatsızlık duyar ve konuların gizli kalmasından yana tavır alır. Hatta çoğu kez haberin kaynağının gizlenmesi gerekir. Böylesi durumlarda basın yayın organı çalışanı kendisi bedeli ödemek üzere haberini yayımlar ve kaynağını açıklamaz. Bu uygulamada kabul edilebilir bir hal almıştır.
Ancak bütün bunlara rağmen basın mensuplarının veya organlarının her akıllarına geleni haber yaptıklarını da sanmamak gerekir. Kaynağı olmayan haberler asparagas haber olarak değerlendirildiğinden hiçbir basın mensubu bu duruma düşmek istemez. Bu konu sadece bununla sınırlı değil Basın meslek ilkeleri denilen ilkeler de mevcut olup basın mensuplarının buna dikkat etmeleri ve uymaları bir zorunluluktur.
Bu nedenle değişik kesimlerle muhataplık yaşayan basının görev yapması çok zor koşullarda gerçekleşir. Yasal durumun yanı sıra özellikle yerelde yerel unsurların tavır ve davranışları ile kendilerine dokunulmazlık zırhı biçmeleri de basın mensuplarının en çok sıkıntıya düştükleri durumdur. Çünkü olayın neden yapıldığından ziyade neden haberin yayınlandığının peşine düşülür ve asıl eksiklik ve suçluluk yaratandan ziyade haberi yayınlayan basın kuruluşu veya mensubu suçlu ilan edilmeye çalışılır. Bütün bu zorluklara karşı durabilmek için basın mensupları da dayanışma çabası içerisinde bulunurlar.
Kamuoyu duyarlılığı olan tek organ şüphesiz basın organları değildir. Sivil Toplum Kuruluşları ve meslek odaları da kamuoyuna karşı duyarlılık gösteren toplumdaki eksik ve aksaklıkları dillendiren, gerek kamu o otoritesini gerek sivil erkleri uyaran çalışmalar yapan aynı zamanda dayanışma örgütleri olan yapılardırlar. Hatta denilebilir ki sivil Toplum Örgütleri, Meslek odaları ve diğer kurumlar ile Basın organları birbirlerini tamamlayan yapılardır.
Gerek kamuoyuna yönelik açıklamalarda gerekse görülen eksikliklerin düzeltilmesi konusunda en çok yan yana gelenler STK’lar ile Basın kuruluşlarıdır. Toplumdaki yanlış ve eksik davranışlardan birisi de yan yana olan bu organlar veya yapıların gerekli diyalogu sağlamadan karşı karşıya gelmeleridir. İletişimsizlikten veya yanlış alamadan kaynaklanan ve daha sonra savunma refleksine dönen tavır ve davranışların birey veya kurumları doğru sonuca götüremeyeceğini belirtmemiz gerekir.
Ne meslek odaları ile STK’ların sahip oldukları gücü basına yönelik eleştiri olarak kamuoyuna yansıtmaları nede basının elinde bulundurduğu gücü savunma refleksi ile ortaya koyması kanaatimizce doğru davranış değildir. Yapılması gereken her zaman olduğu gibi yan yana oturup sorunun nedenini ortaya çıkarmak ve doğru ne ise bunu kamuoyuyla paylaşmaktır. Hiçbir basın mensubu arkadaşımızın kaynağını bilmeden kimseye eleştiri yönelteceğine inanmamaktayız. Ancak Meslektaşlarımız da çok iyi bilmektedirler ki bizler basın mensubuyuz savcı değiliz. Evet, belki haklı olduğumuz ve kaynağını belirttiğimiz bir haberimiz haksız bir eleştiriye maruz kalmış olabilir ama bu durumda bile yapmamız gereken basın meslek ilkeleri çerçevesinde konuyu hassasiyetle ele almaktır. Aksi savunma refleksi bize karşı sergilenen ve haksız olduğuna inandığımız refleksin durumuna sokar. Meslek odalarının ve STK’ların da gördükleri eksik veya yanlış olduklarına inandıkları bir haber veya yorum karşısında diyalog yolunu seçmeleri ve konu hakkında daha ayrıntılı bilgi vererek olayı kamuoyuna sunmaları daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır.
Dolayısıyla Basın ve meslek odaları ile STK’ları karşı karşıya değil yan yana olmalarından yana olduğumuzu ve herkesin de bu duyarlılıkla hareket etmesinin faydalı olacağına inanıyoruz. Herkesi de bu çağrımızı yapıyoruz.