Anayasa Mahkemesi 11 Aralık kararı ile aldığı kanuni ve siyasi kararı ile ülkeye bir hayli gerginleştirdi. Zaten alının karardan sonra yapılan açıklamalardan da anlaşıldığı gibi kararın eleştirileceğini kendileri de tahmin etmekteydiler.

Hukuk, elbette düzenin sağlanması yolunda işlemeli ve işletilmelidir. Alınacak kararlar düzeni onaracağına düzeni bozuyorsa durup durumu iyi tahlil etmek gerekmektedir. Demokratik Toplum Partisinin kapatılması “odak haline gelmesi” ile izah edildi. Aynı Mahkeme yine oy çokluğu ile iktidarda bulunan siyasi partiyi de “odak haline geldiği” tespiti ile itham etmiş ancak kapatmamıştı. Kapatmama gerekçesi ise ülkenin geleceği olmuş ve bu karara kimsenin itirazı olmamıştı.

Ortaya çıktığı dönemin koşullarını değerlendirdiğinizde siyasal temsiliyet imkânı olmadığı için başvurulan “araç” olarak izah edilen “silah” günümüz koşullarında artık tek araç olmaktan çıkmıştır. Demokratik yönetim arzusu içerisinde olan ülkelerde siyasal kararlarla sonuçlanması gereken sorunlar siyasi ve diplomatik yollardan zorlanınca daha etkili sonuçlar doğurabilmektedir.

Türkiye halkını oluşturan kesimler ve halklar artık eski sinmiş, kendini kaybetmiş, silik kişiliklerinden soyutlanmışlardır. Türkiye demokrasisi de artık baskı ile yönetme tarzından ziyade kendini açarak yönetme gayreti sarf etmektedir. Birileri beğenmesi bile artık Türkiyelileşmenin zamanı gelmiştir. Bu ülkede yaşayan hiç kimsenin Türkiyelilikle bir sorunu yoktur. Doğrular anlatıldığında ülkenin büyük çoğunluğu haksızlığa karşıdır. Huzur içerisinde ilerleyen bir ülke özlemi çekmektedir. Bu özlem de ancak gerçeklerin kabulü ile mümkün olabilir.

Aklın yolu birdir derler ya işte o aklın yolu demokratik çözümden geçmektedir. Artık Türkiye halkları adına hareket eden ya da konuştuğunu iddia edenlerin bu halkların kardeşliklerine gölge düşürecek tavır ve davranışlardan kaçınmaları gerekmektedir. Türkleri sevdiklerini söyleyenler, Kürtleri sevdiklerini söyleyenler, ülkeyi sevdiklerini söyleyenler bunu kavga ederek değil sevginin dili olan barışı yükselterek yaparlarsa hem kendilerine hem de bu ülke ve halklarını büyük bir iyilik yapmış olacaklardır.

Her şeye rağmen biraz da vicdan ve merhamet sahibi olmak gerekiyor. Kendi saltanatları, çıkarları, makamları, hegemonyaları sürsün diye emeğinden başka bir şeyi olmayan anne ve babaların evlatlarını birbirine kırdırtarak sonuca gitmekten vazgeçilmesi gerekiyor.

Enteresan çelişkiler yaşayan bir ülke durumuna geldik. Hiç kimse kendi işini yapmıyor. Kendi alanında harcaması gereken zamanını ve çabasını başkasının alanında sarf etmeye devam ediyor insanlarımız. Toplum adına sürdürülmesi gereken gayretler “kendini yaşatma” temelinde yürüyor.

Ülke büyük bir kaosun eşiğinden yine “İmralı” inisiyatifi ile dönmüş oldu. Demokratik Toplum Partisi milletvekilleri aldıkları karardan vazgeçerek parlamento çatısı altında siyaset yoluyla mücadele yöntemine devam dediler. Kararın doğru bir karar olduğunu belirtmek gerekiyor. Ülke menfaatlerini koruma adına böylesi bir karara uyulmuş olması tepkiye neden olmayacaktır. Ancak belirtmek gerekir ki bu karar alınacak tek doğru karar değil. Doğru kararların en acili olarak kabul edilebilir. Bu karadan sonra parlamentonun da yapması gerekenler konusunda artık eski tavrından vazgeçmesi gerekiyor. Özellikle muhalefet partilerinin iktidar hırsından ziyade ülke çıkarlarını düşünmeleri gerektiğini bilmeleri gerekiyor.

Bir ülkede bu kadar akıllı varken kimsenin nasihata ihtiyacı bulunmuyor bunu biliyoruz ama hatırlatmalarda bulunmak bazen yarar getirebiliyor.

Artık herkes anlamış bulunmaktadır ki ülke sevgisinin büyüklüğü;

Daha çok ülke insanını öldürerek olmuyor.

Daha çok insan döverek olmuyor.

Daha çok insan tutuklayarak olmuyor.

Daha çok işsiz yaratarak olmuyor.

Daha çok kin ve nefret uyandırarak olmuyor.

Daha çok silah satın alarak olmuyor.

Daha çok silahlı mücadele vererek olmuyor.

Daha çok düşman yaratarak olmuyor.

Daha çok parti kapatarak da olmuyor.

ülke sevgisi aklı selim davranarak, demokrasiyi sindirerek, empati kurarak, kaynakları iyi kullanarak büyüyor.

Sevginiz büyük olursa hücrede bile ülke idare edersiniz, sevginiz küçük olursa dev ordularla bile ülkeyi idare edemezsiniz. Aklın yolu demokratik çözümde ısrar diyor. Duygusallıkla yürünmeyeceğini bilmek lazım.