AHMET TÜRK´Ü YASAKLAMAK

                                                                                                         "Bela tên serê mêra”

                                                                                                      "Bela yiğidin başına gelir"

                                                                                                                           Kürt Atasözü

Ahmet Türk, Türkiye siyaset sahnesinin olgunluğu, ılımlılığı ve barışçıl çabaları ile tanıdığı Kürt siyasetçi. Demokratik Toplum Partisinin, Genel Başkanı olduğu, siyasi düşüncesi nedeniyle yıllarca cezaevinde tutulduğu halde ağır başlılığı ve uzlaştırıcı kişiliğinden ödün vermeden yoluna devam eden bir kişilik.

Mevcut durumda herkesin muhatap alacağı ve temsiliyetinden kimsenin şüphe duymayacağı bir siyaset adamı ve parlamenter.

Parlamentoda adam gibi duruş sergileyen bir siyasetçi!

Saygıda kusur etmeyen, mertliği ortaya koyan inandığı değerleri açıkça savunan ve zor koşullarda bile birlikten kardeşlikten vazgeçmeyen birilerinin deyişi ile “Kürt siyasetinin güvercin adamı.”

Ahmet Türk için siyasi yasak kararı alındı.

Milletvekilliği düşürüldü.

Partisi kapatıldı.

Bu kararı duyduktan sonra yaptığı açıklamada ağzından öfke yerine yine Barış sözcüğü döküldü.

Barış ve Demokrasi için mücadeleye devam edilmesi gerektiğini hatırlattı.

Barışçıl bir politika için mücadele ediyordu, giderken bile bu anlayışından kopmadı.

Bu ülkede çözümü siyaset sahnesinde arayanların çok iyi bilmeleri ve anlamaları gereken bir konu varsa o da şu anda siyaset sahnesinden dışlanan Ahmet Türk´ü anlamaya çalışmalarıdır. Ahmet Türk´ü ve onun söylediklerini anlamak yerine onu yasaklılar listesine eklemek pek doğru bir tavır olmadı sanırız.

Eğer Ahmet Türk şahsında yapılan saldırı siyaset ve diplomasi diline ve yöntemine yapılan saldırı ise şiddet isteyenlerin, şiddette ısrar edenlerin bu amaçlarına ulaşmak için önemli bir mevzi kazandıklarını hatırlatmak gerek. Onbinlerce insanımızın canına ve malına neden olan şiddetin ortadan kaldırılması için çaba içinde olan, farklılığı zenginlik olarak görüp korunmasını talep eden, halkların birbirini linç etme tehlikesini dile getiren siyasetçileri kulvar dışına itenler bu yönelimi iyi düşünmelidirler.

Bugün Ahmet Türk´e siyaset yapmayı çok görenler düne kadar onun mütevazılığinden dem vurmaktaydılar. MHP Genel Başkanına bile el uzatmaktan sakınca görmeyen, toplumsal uzlaşı sağlanması amacı ile kendilerine el uzatmayan Başbakandan bile randevu talebinde bulunma özverisi göstermekten geri durmayan şahsiyet artık parlamentoda olmayacak.

Ahmet Türk´ün şahsiyetinde kendisine ve politikalarına saldıran ve söylemlerini ters düz ederek çarpıtan, söylediği ve yaptığı doğru tespitleri şok olarak sunanların yapmaları gereken bir iş daha varsa o da oturup düşünüp Ahmet Türk´ü anlamaya çalışmak olmalıdır.

Ahmet Türk´ü anlayamayanların, söylemlerini sağlıklı değerlendirmeyenlerin yaptıkları iş Türkiye´de demokrasi ağacının dalını kesmekten başka bir şey değildir.

Demokratik Toplum Partisinin kapatılması ile bu alanda kapatılan parti sayısı Dört oldu. DEP, HADEP, ÖZDEP ve DTP her kapatılıştan sonra büyüyerek varlığını sürdüren siyasal zihniyet olmadı mı?

Anayasa mahkemesinin aldığı kararın hukuksal olarak görülmesi elbette yadırganacak bir iş değil ancak aynı hassasiyetin iktidar partisi için neden uygulanmadığını da bir soru işareti olarak bir kenarda tutmak gerekmektedir.

Partiyi kapattıktan sonra siyasi partiler arasında uzlaşı sağlanması çağrısı yapmak her halde timsahın gözyaşları olarak görülmelidir.

DTP´liler bundan sonra yollarına büyük olasılıkla Barış ve Demokrasi Partisi çatısı altında sürdüreceklerdir. 37 ismin siyasi yasaklılar listesine eklenmiş olması Türkiye demokrasisi açısından çok da itibar kazanılan bir davranış olmayacaktır.

Bütün bu gelişmelere rağmen yapılması gereken olaya sağduyulu ve erdemli bir şekilde yaklaşmaktır. Parti kapatma işlemi de siyasi yasaklama kararı da ilk kez karşılaşılan bir durum değildir.

Bir zihniyet yasaklanarak yok edilmeyeceği gibi bir yasaklama kararı ile de yanlışa yönelmek gerekmiyor.