ABD 1776’da bağımsızlığını ilan ederken, ABD kurucularından Thomas Jefferson şöyle demiştir:
“Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar eşit yaratılmışlardır, onları yaratan Tanrı kendilerine vazgeçilemez bazı haklar vermiştir, bu haklar arasında yaşama, özgürlük ve refahını arama hakları yer alır, bu hakları korumak için insanlar arasında meşru, iktidar hak ve yetkilerini yönetilenin rızasından alan hükümetler kurulmuştur. Herhangi bir hükümet şekli, bu amaçları tahrip eder bir nitelik kazanırsa, onu değiştirmek veya kaldırmak ve temelleri kendi güvenlik ve refahlarını sağlamaya en uygun görünecek ilkeler üzerine dayanan, güç ve yetkiyi aynı amaçla örgütleyen yeni bir hükümet kurmak o halkın hakkıdır.” OysaAmerika’nın bağımsızlık bildirgesi havada kaldı; çünkü beyazlar, zencileri ikinci sınıf insan olarak gördüler ve uzun yıllarca bu böyle devam etti ta ki günümüze kadar. Elbette siyahîlere bugün, ikinci sınıf insan muamelesi tam anlamıyla kalkmış diyemeyiz; ama şu da bir gerçek ki ABD bağımsızlığını ilan ettiği günden bugüne kadar ilk kez bir siyahi ABD başkanı oldu (Barack Hussein Obama), bu da ABD zencileri için ikinci sınıf insan muamelesinden kurtulacağının büyük bir sinyali.
Türkiye’ye baktığımızda ise Kurtuluş Savaşı öncesi, Atatürk Sivas Kongresinde şunları demiştir:
11 Eylül 1919 günü yayınlanan Sivas Kongresi Bildirgesi’nin 1. Maddesi:
“1- Yüce Osmanlı devletiyle anlaşık devletler arasında yapılan antlaşmanın imzalandığı 30 Ekim 1918 günündeki sınırlarımız içinde kalan ve her yerde ezici çoğunluğu Müslüman olan Osmanlı ülkesinin parçaları (ki, bu parçalar bir sonraki belgede, yani Amasya Protokolü’nün ilk maddesinde –Osmanlı toprağı, Türkler ve Kürtler’in yaşadığı topraklardır.- diye açıklanıyor.) birbirlerinden ve Osmanlı bütünlüğünden hiçbir nedenle koparılamaz bir bütün oluşturur. Bu parçalarda yaşayan bütün Müslümanlar; birbirlerine karşı, karşılıklı saygı ve özveri duygularıyla dolu, etnik ve sosyal haklarıyla, bulundukları yöne koşullarına bütünüyle bağlı öz kardeştirler…” (Sivas Kongresi, Vehbi Cem Aşkın, Ankara, 1963, Sayfa: 158)
Oysa değil kardeşlik her geçen gün ayrımcılık arttı ve hatta Kürt Milleti gibi bir milletin inkârı yapıldı. Günümüzde Kürtlere karşı bazı iyileşmeler olmuşsa da ayırımcılıkların hala devam ettiğini her gün çıplak gözlerle görebiliyoruz. Özellikle bu ayırımcılıklardan birkaç örnek vermek istiyorum. Örneğin İstanbul gibi metropollerde yoldan geçen esmerlerin (Kürtler) polisin kimlik sorgulaması. Evet esmersen ve büyük şehirde yaşıyorsan polise göründün mü kimlik sorgulamasından geçersin; çünkü ülkede esmer olmak potansiyel bir suç(!). Bir örnek daha verecek olursam Puşi (êgal); biz Kürtler kültürümüzden gelen Puşiyi takamıyoruz; çünkü taktığımızda siyasi damga yiyoruz oysa son zamanlarda İstanbul’da gözlemlediğim birçok beyaz ve sarışın insan puşi takıyorken, puşili esmer göremiyorum. Anlayacağınız kültürümüz bize yasaklanmış, başkasına moda diye ısmarlanmış. Tabi verdiğim iki örneğin onlarcası var, hele anadilden söz etmeye hacet yok.
ABD’nin zencisi başkan oluyorken, Türkiye’nin esmeri hala kimlik sorgusundan geçiyor. Umarım ABD’nin insan haklarındaki bu gelişme bize örnek olur ve ayrımcılıklar ortadan kalkar…