Parsellenen dünyanın doğu yakasında sınırı oluşturan son ülkeyiz. Biz istediğimiz kadar ders kitaplarımızda ülkemizin stratejik konumundan dolayı düşman sahibi olduğumuzu belirtelim, işin gerçeği biraz farklı görünüyor. Kazın ayağını göstermesek bile herkes bu ayakların perdeli olduğunu görüyor.
Bayram değil seyran değil ABD gibi bir süper ülkenin Başkan yardımcısı kalkıp devlet protokol düzenini dikkate bile almadan sayın başkanımızı evinde hasta yatağında ziyaret ederek büyük ortadoğu’nun şekillenmesi konusunu kendilerine arz ediyor.
Bir; Eğer ABD’nin nasıl bir bakış açısı ile duygulara hitap ederek malı götüren bir devlet olduğunu bilmezsek olayı büyüklüğümüze, etkinliğimize, rolümüze bağlayarak böbürlenebiliriz.
İki; Daha geçenlerde Obama’nın seçim çalışmaları nedeniyle düzenlenen etkinlikte seçim kampanyası için Yahudi lobisinde 300 bin dolar yardım toplandığında yapılan açıklamada ABD’nin ortadoğuda vazgeçilmez tek müttefiki bulunduğu ve bu müttefikin de İsrail olduğundan İsrail güvenliğinden ödün vermelerinin mümkün olmadığını belirten açıklamalar yapıldığından konumuzu seçmemiz gerektiğini bildiğimizden dolayı bu nezaketi buna da yorumlayamayız.
Üç; ABD Irak topraklarını göreceli olarak terk edip yerini Irak güvenlik güçlerine bırakırken ve İran’ın İsrail tarafından iki de bir bombalanma tehdidi ile tehdit edildiği bir dönemde füze kalkanlarının Rusya’nın rahatsızlığına rağmen ülkemizde konuşlandırılması tartışmaları sürmekteyken yapılan ziyaret önemsenmelidir.
Dört; ABD başkan yardımcısının ziyaretinden sonra toplanan güvenlik zirvesinde alınan kararların dikkat çekici olduğunu da belirtmek gerekir. Başkan yardımcısının “PKK ortak düşmanımızdır” diyerek bize üç helikopter ve insansız hava araçları vermesinin bir iz kaybettirme mi yoksa başka amaçlar güdüldüğünden mi bu iyiliğe layık görüldüğümüzü de görmemiz gerekir. Biz ABD destekli istihbarat ve silahları ile kendimizi vururken başka amaçlara hizmet edip etmediğimizi de hesaplamak zorundayız.
Diyeceğimiz odur ki ortadoğuda meydana gelen değişim ve dönüşüm sürecinde ABD’nin sıkışan İsrail’i kurtarmak için veya etkinliğini artırmak için Türkiye’nin imkânlarını ve rolünü kullanmaya çalışırken yetkililerimizin ve etkililerimizin böbürlenme yerine olup biteni dikkatli bir şekilde incelemelerinde fayda vardır. Rusya’nın Suriye kıyılarında savaş gemisi bulundurduğu bir sırada bu ülkeye askeri saldırılar düzenlemenin öyle kolay olmadığını bilmemizde fayda bulunmaktadır.
Irak devleti yeni düzenlemelerini kurmaya çalışıp dengeleri oturtmaya çabalarken Türkiye’nin burada parmağının bulunması ortalığı karıştırmaya yönelik olmamalıdır. Kürtlerin kazanılmış haklarının ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalarda ülkemiz rol almamalı aksine Kürtlerin daha fazla kazanımlar elde etmesine çalışılmalıdır.
Suriye’nin ortadoğunun son tuzağı olduğunu görmemiz ve bu gerçeği unutmamamız gerekmektedir. Suriye rejiminin yıkılması demek tek kişilik bir ailenin diktatoryasının yıkılmasından farklılık arz etmektedir. Bu nedenle doğru yerde olmanın ayrı, külhanbeyliğine soyunmanın ayrı olduğunu bilmek gerekir. Suriye rejiminin yıkılması ve insancıl bir sistemin kurulması çabalarını desteklemek ayrı bu ülkenin rejimini silah gücü ile değiştirmeye kalkışmanın ayrı bir iş olduğunu bilmemiz ve ona göre rol almamız gerekir.
Irakta kaybettiğini düşünen varsa orada kaybedilen bir şeyin olmadığını biz hatırlatmış olalım. Rejim değişikliği sırasında bir milyondan fazla sivil ırak yurttaşının hayatını kaybettiğini hatırlatırsak bu kanda elimizin kirlenmemiş olmasının da ne kadar büyük bir erdem olduğu açıktır.
Bayram değil seyran değil ABD beni neden öptü tartışmalarının yapılması gerektiği kanaatindeyiz.
Next