Cumhuriyet, cumhur yani halkın yönetimi anlamına gelmektedir. Ancak öyle anlaşılıyor ki, adı cumhuriyet olan bir çok devlet yönetiminde halka olmadık eziyetlerin yapıldığı ülkeler de mevcuttur.

                Ülkede örnekleri çok olmakla beraber bizim ülkemizde yaşanan cumhuriyet idaresi de özde değil sözde cumhuriyet olmaktan ileriye gidemiyor.

                18-20 yaşlarına gelmiş ve seçme hak ve hürriyetini elde etmiş gençlere nasıl giyineceklerine karar vererek onları cumhurdan saymamak nasıl izah edilebilir? ÖSYM´nin YGS sınav klavuzunda başörtülü adaylarla ilgili yasağa artık kargalar bile gülüp geçiyor.

                Okula kadar başörtülü olarak gelen bir öğrenciye, bu kapıdan sonra şahsiyetini, değerlerini bir kenara bırakmadan içeri girmezsin demek, bu öğrenciye “sen ve değerlerin bizim için, bizim kanunlarımız için hiçbir değer ifade etmemektedir, bizim ilkelerimiz ve icat ettiğimiz izmler her şeyden daha önemlidir” demektir.

                Oysa büyüklerimiz bize cumhuriyeti  en faziletli ve insana mutluluk getirecek biricik rejim olarak takdim etmişlerdi.  87. yılında cumhuriyetin çocukları hala anlamsız yasaklarla önleri kesilmek isteniyorsa, hala başlarına inançları gereği taktıkları başörtüleri nedeniyle ayrımcılığa tabi tutuluyorlarsa bu gençler bu cumhuriyeti nasıl sahiplenecekler?

                Gerçekte başörtüsü yasağı sadece üniversitelerde uygulanan bir yasak olmaktan öte, toplumun büyük bir kesiminin inancına, yaşam tarzına konulan bir ambargodur. Bir insan hakkı ihlalidir. Hak ve hürriyete, inanç ve düşünce özgürlüğüne vurulan bir prangadır.

                İzmir Büyükşehir Belediyesi´nin başörtülü öğrencilere paso vermeme girişimi de ancak CHP´ye yakışabilecek bir yasak olabilirdi. Oldu olacak paso vermediği öğrencilerin ailelerinden emlak vergisi, su ücreti, çevre temizlik vergisi de almasın. Ya da geçtikleri caddelerden toprak bastı parası da alsın.

                İrtica adı altında İslam dininin değerlerine ve Müslümanlara saldırmayı alışkanlık haline getirenler, bazen çarşaflılara rozet takarak ikiyüzlülüklerini, bazen de çarşafları yırtarak gerçek yüzlerini ortaya koymaktadırlar. Bazen dine saygılı olduklarını söylerler, ama başörtüsü yasaklarının kaldırmasını engellemek için de her türlü girişimde bulunurlar. 

                21. yüzyılda insanların düşüncelerine, dillerine, ifade hürriyetlerine engeller koymak ilkelliktir. Sınav klavuzlarını yasaklarla süslemek demokrasi ile idare edildiği iddiasındaki cumhuriyet rejimlerine yakışmamaktadır. Kendilerini cumhuriyetin yılmaz bekçileri konumunda görenler, en büyük eziyeti bu halka yapmaktadırlar. Onlar sadece kendi çıkarlarının bekçiliğini yapmaktadırlar.

                Anayasalar halk ile devlet arasındaki anlaşma metinleridir. Anayasanın bir çok maddesi eğitim görme ve din hürriyetini garanti altına almakla beraber, kendilerini bu anlaşmanın üstünde görenler ülkede her türlü hukuksuzluğu yapmaya devam etmekte beis görmemektedirler.

      Anayasanın birkaç maddesinin değişmesine bile tahammülleri olmayanlar, halkın hür iradesi karşısında sus pus olacakları günlerin pek yakın olduğuna inanıyorum.