Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde ve bölgemizde de Dünya Kadınlar Günü farklı etkinliklerle kutlanıyor. Fakat ülkemizde kutlamalardan çok kadınlara yapılan şiddet ve hak ihlallerinden dolayı eylemlerle gerçekleşiyor. Hiç şüphe yok ki, ülkemizde kadın hak ihlalleri çok fazla olmaktadır; özellikle de şiddet konusunda. Kadın cinayetleri ve kadına yapılan şiddeti, vicdanı olan hiçbir insan kabul etmez ve buna hoşgörü ile bakmaz; ama benim bu anlamlı günde üzerinde duracağım konu kadın cinayetleri ve kadına şiddetten ziyade kadınların bir meta olarak görülmesi, kadının hor görülmesi olacak.
       Günümüz seküler dünyasında kadın adeta bir meta olarak görülmekte ve kadını bu konuda en çok istismar eden de sözüm ona; ilerici, çağdaş, özgürlükçü geçinen kesim yapmaktadır. Bugün tv’lerin tanıtım reklamlarında, gazete ve dergi tanıtımlarında, billboardlarda bir ürün tanıtımı yapılırken üründen çok kadın bedeni ve çekiciliği ön plana atılarak kadınlar istismar edilmektedir. Örneğin bir gözlük tanıtım reklamında gözlükten çok kadının bedeni ön plana alınmaktadır. Bir otomobil tanıtımında da aynı şekilde otomobilden çok kadının bedeni ön plana atılmaktadır. Tanıtım reklamlarında bu gibi örnekleri çoğaltabildiğimiz kadar çoğaltabiliriz. Hiç unutmuyorum, üniversiteye gittiğim bir dönemde fakültemin bulunduğu İstanbul’un en pahalı, en modern yeri Nişantaşı’nda bir ayakkabı mağazasının önüne devasa bir maket bayan kundurası yerleştirilmişti ve bu maket ayakkabı dekolte giydirilmiş bir kadından yapılmıştı. Kadınlar bu anlamda bu kadar istismar ediliyorken kadın hakları savunucularının burada sessiz kalmaları açıkçası beni düşündürmüyor değil. Yine kadınlar işe alınırken kadının bilgi ve deneyiminden daha çok kadının fiziki yapısı ve çekiciliği ön planda tutulurken, kadın hakları savunucuları burada da seslerini çıkarmamaktadır. Biraz daha ileriye gidecek olursam ve kullanacağım bazı tabirler hoşunuza gitmeyecek olursa da daha anlaşılır olabilmesi için hoşgörünüzü bekliyorum. Bugün birçok ilde kadın bedeninin bir ticari mal gibi para karşılığında satıldığı bir sürü genel ev bulunmakta, şuna inanıyorum ki; hiçbir kadın bedenini para karşılığında ne satmak ister ne de böyle bir fuhuş bataklığına düşmek ister; ama buna rağmen meşhur kadın hakları savunucuları bir gün olsun bu genel evlerin kapatılması için bir girişimde bulundukları yok.
Bir başka konu ise kadının kadını hor görmesi, birbirlerini yobaz görmeleri konusudur. Bugün sözüm ona çağdaş, ilerici, özgürlükçü geçinen kimi kadın hakları savunucuları kendilerini rahatsız eden kadın hak ihlalleri karşısında seslerini duyururlarken aynı kesim; beğenelim beğenmeyelim hemcinsleri olan çarşaflı kadınları hor görmekte, onları yobaz ve gerici olarak lanse etmektedirler. Bu da kadın haklarını arayan kadınların çarpık duruşunu bizlere yansıtmaktadır.
 
      Bugün kadınlar günü olduğu için, konumuz da kadın olduğundan namus kavramına da değinmeden edemeyeceğim. Namus kavramının içi öyle boşaltılmış ki, sadece kadınlar üzerine yorumlanmaktadır; oysa namus kavramı hiç de öyle içi boş bir kavram değildir. Kadın erkeğin namusu iken, erkek de kadının namusudur. Namus ailenin mihenk taşıdır, namus aileyi birbirine kenetleyen, ailenin istikrarlı bir şekilde yoluna devam etmesini sağlayan bağlayıcı bir fonksiyondur. Namus sadece kadınlara yorumlanarak cinsel anlam taşıması değildir, hatta bunun tam tersine namus kavramı özellikle de kültürümüzde erkek üzerine daha çok tezahür etmiştir. Örneğin, Kürt toplumunda bir erkek eşini dövdüğünde “filan keso çi bênamuse, çû li jina xwe da” (falan kimse ne namussuzdur gitti eşini dövdü), yine erkek, çocuklarını aç bıraktığında ona “filan keso çi bênamuse, zarûyê xwe birçî hişt” ( falan kimse ne namussuzdur çocuklarını aç bıraktı), erkek, hırsızlık yaptığında yine ona “filan keso çi bênamuse, çû dizî kir” (falan kimse namussuzluk edip hırsızlık yaptı) bu tür örnekler çoğaltılabildiği kadar çoğaltılır. Dolayısıyla örneklerde de görüldüğü gibi namus kavramı sadece kadınlar ve özellikle de cinselikle ilgili bir kavram olmadığı gibi daha çok erkekler için kullanılmakta ve daha çok erkeğin toplumda kabul edilmeyen yanlışları üzerine söylenmektedir. Bunun için namusu sadece kadına yorumlamak büyük bir gaflete düşmektir, diye nitelendiriyorum.
       Tüm dünya kadınlarını birer çiçek olarak görmemiz temennisiyle, kadınların Dünya Kadınlar Gününü en içten duygularımla kutluyorum…