Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2015 Yılı hep çok acı olaylara sahne oldu hem de önemli tercihlerin ve değerlendirmelerin yapıldığı bir yıl oldu.

Siyaset ve sosyal hayatta işlerin iyiye gitmediğini belirtirsek yanılmış olmayız. İş ve finans dünyası da bu olumsuzluklara karşı birikimlerinden faydalanarak kendini ayakta tutmaya çabaladı.

İç ve dış siyasette de büyük kırılganlıklar yaşadık.17-25 Aralık soruşturmalarının ayak izlerini takip eden gelişmeler iç siyasete yön veren temel unsurlardan oldu. Paralel devlet yapılanması sözü en çok tekrarlanan terimlerden biri oldu. Bir de içerde seçimler yaşadık. Hiç alışık olmadığımız tonlarda gerçekleşen bir mücadele ile biten seçimler.

Dış politika alanında da büyük sıkıntılar yaşandı.”Yurtta sulh cihanda sulh” felsefesinden uzaklaşan bir dış siyaset izlendi. Komşulara ağabeylik tasarlama çalışmaları ortalığı berbat etti.

Komşularla sıfır problem noktasından sorunlu olmadığımız komşu kalmadı.

Şimdilerde en iyi dost komşumuzun Yunanistan olduğunu hatırlarsak nereden nereye geldiğimizi tahmin etmek güç değil Irak, Suriye, İran, Yunanistan, Ermenistan ilişkilerimizin iyi olmadığı komşularımız.

İlişkimizin iyi olduğu komşumuz ise yok.

Bir tek Güneyde Irak Kürdistan yerel yönetimi ile ilişkiler iyi gidiyor. Hepsi o kadar.

Bu aralar silahlı kuvvetlere ait namlular hep etrafa doğru yönelmiş hazır bekliyor.

Bir de Ortadoğunun içinde bulunduğu yangın var. Yanı başımızda yanan ve ısısı ile bizleri yakmaya çalışan bir yangından bahsediyoruz.

İçerde en büyük handikabımız siyasetin sert üslubu. Ülke siyasetçilerin sert söylemleri ve kutuplaştırıcı tavırları nedeniyle giderek birbirinden uzaklaşan yurttaşlar topluluğuna dönüşüyor. İslamcı olan olmayan, demokrat olan olmayan, kürt olan olmayan, etnik kimlik iddiasında olan olmayan, bizden olan olmayan yaklaşımları toplumun diline ve tavrına hâkim olan anlayış haline geliyor.

Et ve tırnak politikası artık acı bir ayrılık sancısı çekiyor.

Ülke yönetiminin tek parti ile yapılmasından istikrar çıkar diyenlerin ortaya koydukları manzara ve yaşattıkları tablo ne istikrar ne de huzur emareleri gösteriyor.

Bölgemizde kan gövdeyi götürüyor.2015 yılı binlerce ölümün yaşandığı bebek, çocuk, genç, yaşlı denilmeden insanların öldürüldüğü bir yıl oldu.

Güvenlik güçleri ile PKK militanları arasında yaşanan çatışmalarda devlet verilerine göre bu güne kadar öldürülen militan sayısı 3 binin üzerinde.Kayıp asker ve polis sayısı net değil.Sivillerin ölümü sıradanlaştı.Ayları bulan sokağa çıkma yasakları yaşanıyor.

İnsanlar ölülerini buzdolaplarında, soğutucularda salkımak zorunda kalıyor.

Tanklar ve toplarla şehir merkezleri bombalanıyor. Şehir içlerinde kanaslarla polis, asker vuruluyor. Hendek savaşları yaşanıyor ve bütün bu yaşananlar insanların yaşamlarını yaşanmaz kılıyor.

Yani özetlerse hem içerde hem de dışarıda arzulanan bir komunda bulunan bir devlet değiliz. İktidarın sürdürmekte olduğu iç ve dış siyaset 2015 yılı uygulamaları gözden geçirildiğinde başarılı bir siyaset değil. Ne İsa’ya yaranıldı ne Musa’ya meselesi tam da duruma açıklık getirin bir açıklama olur.

2015 yılında yanlışlıklarımızın ve duygularımızın kurbanı olan bir ülke olduk.

Bu yılı kapatırken işlerin yolunda olmadığını belirtmekte fayda var. Uygulanan politikalar aklıselim düşünceden çok duygusal tepkimeleri gösteriyor. Bu nedenle de bir türlü huzurlu ve barış içinde bir yaşamı ülkeye hâkim hale getiremiyoruz.

Bütün bu olumsuzlukların ve gerginliklerin başında da Kürt sorunu gelmektedir. Öyle görünmektedir ki bu ülke bu sorunu çözmediği sürece rahata kavuşamayacak ve bizler de huzur içinde bir yaşamı göremeyeceğiz.

2016 AKLIN VE HUZURUN YILI OLSUN

Bu durumda yeni yıldan beklentilerimiz var elbet. Yeni yılda elbette 2015 yılında yaşanan olumsuzlukları yaşamak istemiyoruz. Diliyor ve umuyoruz ki ülkeyi yönetenler, siyasette rol alanlar artık duyguları ve geleneksek devlet ve siyaset refleksleri ile değil de aklıselim ile hareket eder ve ona göre millete hizmet ederler.

Dileriz ki düşmanlık ve kin dolu söylem ve tavırların yerini kardeşlik ve sevgi hareketleri alır.

Dileriz ve umut ederiz ki dış politika alanında net bir siyaset izlemeye başlar ve uzun dönemde bize mutluluk getirecek ilişkiler geliştiririz.

Demokrasi ve özgürlükler konusunda yeni adımların atılması ülkemiz için insanlarımız için en hayırlı işlerin başında gelecektir. Yeni bir anayasa ile ülkemizin önünün açılmasını temeni ediyoruz. Hepsinden çok siyasetçilerimiz de insanlarımızın barışmasını istiyor ve mutlu bir yıl diliyoruz.

Çünkü biliyoruz ki 2016 yılı hem bizim için hem de ülkemiz için kader yılı olacak. Ya mutluluğa ve huzura yelken açacağız veya dipsiz Ortadoğu kuyusunda kaybolmaya yüz tutacağız.