Dünden beri haber bültenlerinde Beşar Esat güçlerince yapılan hava saldırılarında ölen bebeleri izliyoruz.

Ciğerlerimiz pare pare

İnsanlığımızı, inancımızı, vicdanımızı kaybetmişçesine paralanıyoruz ama nafile…

Elimizden bir şey gelmiyor, gelemiyor

Zayıfız sesimiz duyulmuyor.

Hürriyet Gazetesinin 5 Nisan 2017 tarihli haberi şu şekildeydi:

Suriye’nin İdlip kentindeki bir yerleşim bölgesine rejim güçleri tarafından düzenlenen hava saldırısında çoğu çocuk 50'nin üzerinde kişi öldüğü ve 200'ün üstünde kişinin gazdan etkilendiği belirtiliyor.. Türkiye'den de 10 ambulans yaralıları almak için sınır bölgesine sevk edildi. Yaralılar Reyhanlı ilçesine getiriliyor

http://www.hurriyet.com.tr/son-dakika-korkulan-oldu-kimyasal-katliam-40416476

Türkiye’ye ambulanslarla getirilen o çocukların yüzüne iyice baktınız mı?

Ne çok da benziyor çocuklarımıza, bebeklerimize, onlarca yıl öncesinin bizlerine

Bebek, çocuk bu. Dinini soramazsın, mezhebini soramazsın, milliyetini soramazsın.

Eğer insansan üzülürsün, boğazın düğümlenir.

O bombayı Suriye’ye veren batılı ülkeler Allah belanızı versin

O bombanın atılma emrini veren Esat ve infaz timi komutanı Mahir, Allah belanızı versin

O bombayı uçaktan atan p…. Allah senin de belanı versin.

Yazım ağır mı geldi? Hadi be. Bir nesil kurutuluyor hemen birkaç yüz kilometre ötemizde. Ne yapalım, Hoollywood yapımı macera filmi gibi mi izleyelim? Geç ordan geç, geçççç

Hani Suriye’nin kimyasal silahları alınmıştı da özel bir gemi de imha edilmişti.

Hani bundan sonra insanlık suçu işlenmeyecekti?

BM acil toplanıp kınama yayınlayacakmış. Pöh pöh. Yaptırım gücü olmayan kınamalar ne işe yarasın? Cenin Kampında katliam yapan İsrail’de BM tarafından kınanmıştı. Ne oldu ki?

Kınaya kınaya neredeyse bir taraflarına da kına yakacaklar

Çok sevdiğim ve kendisiyle gurur duyduğum Bediüzzaman Said Nursi ne demiş bundan yüzyıl önce? ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM

Ere wallah

Ama bir de olayın şu yönünü düşünün;

Haksız yere bombardıman veya kimyasal hasılı ne olursa olsun öldürülen her can İslam inancına göre imanı olduğu takdirde Şehittir.

Hz Ali ve oğlu Hüseyin’in ve hatta Hamza ve Ömer’in makamındadırlar.

O çocukları öldürenler illa ki katil oldular, cehennemlik oldular ama bu çocuklar ve büyükleri de inşallah büyük sevap aldılar.

Hem Allah’ın gazabını o kadar da uzak saymamak lazım.

Zira Allah’ın ahrette bu soysuzlara cezalarını vereceğinden eminiz. Biz sadece görmek istiyoruz ya, olsun ahrette ebedi göreceğiz. Hem Allah’ın yanında zaman kavramı bize göre işlemiyor. Yani geçmiş ve gelecek Allah’ın yanında bir. Esat itinin doğduğu gün ile gebereceği gün Allah’ın katında bir. O doğduğunu ve büyüdüğünü ve hatta öldüğünü aynı an da görüyor. Bu Ruh için de geçerli. Yani her birimiz Ruh itibariyle zamandan ve mekandan bağımsızız. Şu an itibariyle içimiz paralanıyor ama ahretteki sonsuz zamana kıyasla dünyada birkaç on yıl beklemenin ne sakıncası var?

Bu biraz felsefik gibi mi oldu?

Bunu şunun için söyledim ki içiniz ferahlasın…

En fazla yüz yıl yaşayabileceğimiz dünya adlı seyyar bir gezegendeyiz, gemideyiz. Biz de öleceğiz. Ve Beşar gibi birisinin de öldüğünü ve yaşayacağı azabı biz de göreceğiz. Yani yöresel bir tabirle hayfımızı (intikam) alacağız.

Küçücük insanları yok eden bu insanlık düşmanı inancımıza göre tüm dünyayı öldürmüş gibidir.

Zaman hızlı geçecek, ama bu gün ama yarın bu gibi zalimlerin nasıl bir azapla azaplandırıldığını hep birlikte göreceğiz inşallah.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
RuhsuzAdam1903 2017-04-09 18:36:06

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“(Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.” (İbrâhim, 42)

banner85

banner84