Hiç unutmam 11 yaşındayken teyzemlerin oturduğu köye ailece misafir olarak gitmiştik. Şehirde oturduğumuzdan köy yaşantısı, doğal yaşam ve özellikle hayvanlar çok ilgimi çekiyordu. Kıra gitmek, çiçeklerin içinde gezinti yapmak, derede yüzmek tadına doyumsuz keyif veriyordu. Ata binmek, ikindi sonrası gölgeliğin serinliğindeki sessizlikte arıların çıkardığı sesi dinlemek huzur veriyordu. Köyde kuzenlerimle birlikte gördüğümüz kedi yavruları ile oynamak ise bambaşka bir keyif veriyordu. Her gün sabah ve gün batımına yakın kedileri beslemek ve onlarla oynamak köyde geçirdiğim en güzel anlardı.  Ta ki bir sabah yine kedileri beslemek için bulundukları yere gidene dek. Gittiğimizde adeta şok olmuştum. Çocukluğumdan aklımda kalan ve silemediğim en acı hatıralarımdan biriydi o an. Köydeki diğer çocuklar tarafından kediler iple adeta idam edilerek asılmıştı. Öfkeden deliye dönmüştüm bunu bir insan nasıl yapardı? diye günlerce kendi kendime sorup durmuştum.

Yine göreve başladığım ilk yıllardı. Bir gün çocuklarla köy yaşamına dair sohbet ederken köyde neler yaptıklarını nasıl zaman geçirdiklerini sormuştum. Aldığım cevaplardan biri tüylerimi diken diken etmişti. Çocuklardan biri yaz aylarında dereye yüzmeye giderken bazı arkadaşlarının yakaladıkları kurbağaları pipetle şişirip oynadıktan sonra patlatarak öldürdüklerini anlatıyordu. Anlattıklarını dinlerken bu nasıl bir insanlık, nasıl bir vicdan diye kendi kendime sorup duruyordum. Aklım havsalam bu yapılan caniliği bir türlü almıyordu. İşin acı yanı bunları anlatırlarken de gülerek gayet olağan bir davranışmış gibi anlatmalarıydı.

Son olarak yıllar önce yaşadığım bu tatsız hatıralarımın tekrardan canlanmasına ve bu yazıyı kaleme almama neden olan ve geçenlerde bir çocuktan duyduğum olaydan bahsetmek isterim. Çevre konusunda çocuklarla sohbet ederken etrafımızdaki canlıların da bizimle birlikte yer küreyi paylaştıklarını onların da birer canlı olduğunu, besin zincirinde her bir canlının önemi olduğunu anlatıyordum. Bu bakımdan etrafımızdaki hayvanlara ve bitkilere karşı duyarlı olmamız gerektiğini söylüyordum ki çocuğun biri “ geçenlerde bir arkadaşımız elindeki yanan sigarayı kedinin ağzına koyuyordu.” Dedi. Kediye sigara içirdiğini sandım. Tekrardan sordum: “kediye sigara mı içirmeye çalışıyordu.” “Hayır,  sigaranın yanan kısmını kedinin ağzına koyup ağzında söndürdü.” Bu olaydan sonra oradan ayrıldığını ve arkadaşlarının kendisine söylediğine göre de kedinin ağzından kanlar aktığını ve bir süre sonra da öldüğünü anlatıyordu.

Bu çocukların anlattıklarının ne derece doğru olduğunu bilemiyorum; ancak buna benzer hadiseleri televizyon ekranlarından pek çok kez gördüğümü söyleyebilirim. Asıl sormak istediğim bu çocukları böyle hunharca davranışlara iten faktörlerin neler olduğu ve bunlardan kimlerin sorumlu olduğudur?

Bu olaylar günümüzde yaşanan aile içi şiddet, eş cinayetleri ve daha birçok incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerden dolayı hunharca işlenen cinayetlerin hangi köklerden geldiğini göstermiyor mu?

Bu çocukların psikopatolojileri neden böyle? Aile ortamındaki olumsuz örnekler mi? Televizyon dizi ve filmleri mi? Yoksa şiddet içerikli bilgisayar oyunları mı bu davranışların ortaya çıkmasına neden oluyor? Sormadan edemiyorum. Daha geçenlerde kanepenin altındaki tüfekle arkadaşını vuran çocuğun bu davranışında ailenin sorumluluğu yok mu?

Doğru tespit ve sonuçlara ulaşmak için bu konuda ciddi araştırmalar yapılmalı ve geleceğin azılı suçlularının ortaya çıkmasına neden olan etkenlerin ortadan kaldırılması için gerekli adımları atmalı, toplum olarak sorumluluk alıp, hep birlikte çalışmalı ve mücadele etmeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa al 2018-06-08 20:31:08

çocuk dünyaya getirmek beraberinde sorumluluğunu da getirir ailelerin öncelikle bu konuda sorumluluğu üstlenmesi gerekir. ikinci olarak toplumsal kurumlarında bunda payı var özellikle medya ve internet

banner100