İsrail askerlerinin son icraatı zeytin ağacı dikmeye giden Filistinlilerle birlikte olan Filistinli bakan ziyad Ebu Ayn’ı öldürmek oldu. Olayla ilgili olarak basına düşen haber şöyle; “İsrail’in yasadışı yerleşim birimleri ve ayrım duvarıyla mücadeleden sorumlu komisyonun başkanlığını yürüten Ziyad Ebu Ayn’ın ölümüne ilişkin farklı açıklamalar yapıldı. Bakanın yardımcısı Kemal Ebu Sassaka, askerlerin Filistinli eylemcilerin bacaklarına doğru gaz bombaları atarken, bir askerin tüfeğinin dipçiğiyle Ayn’ın göğsüne vurduğunu anlattı. Amerikan Associated Press Ajansı’na konuşan bir görgü tanığı, Ebu Ayn’a biber gazı kapsülü isabet ettiğini öne sürdü. İsrail ordusundan kaynaklar ise Filistinli bakanın kalp krizi geçirdiğini savundu. Olayın görüntülerinde bir İsrail askerinin Ayn’ın boğazını sıktığı görüldü. İsrail Başbakanı Netanyahu, sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada olayla ilgili soruşturma başlatıldığını söyledi. İsrail ordusu da kendi soruşturmasını başlattı.
Filistin Yönetimi ise bakanın ölümüne sert tepki gösterdi. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, olayı “sessiz kalmamız ya da kabul etmemiz mümkün olmayan barbarca bir eylem” olarak niteledi. Abbas, olayı araştıracaklarını ve varacakları sonuca göre gerekli adımları atacaklarını ifade etti. Filistinli bakan Ayn, hayatını kaybetmeden kısa süre önce Filistin televizyonuna yaptığı açıklamada “Bu işgalin terörüdür. Bu terörist bir ordu. Filistin halkına karşı terör uyguluyorlar. Filistin topraklarına ağaç fidanı dikmeye geldik ve onlar ilk andan itibaren bize saldırdı. Tek bir kişi tek bir taş bile atmadı” ifadelerini kullanmıştı.
Ziyad Ebu Ayn’ın öldüğü protestoların sebebi İsrail’in, uluslararası toplumun tepkilerini de gözardı ederek Yahudi yerleşimlerini genişletme politikası. Turmusiya ve El Mugeir köylerinin yakınlarında kurulan Adei Ad yerleşim birimi, Filistinlilerin topraklarını gaspetti. İsrail ordusunun desteğiyle hareket eden Yahudi yerleşimciler, Filistinlilerin tarım için kullandığı toprakları kendi kontrolüne almış durumda.”
Hal ve durum malum. İsrail devleti Filistin sorununu zamana yayarak adım adım işgal hareketini sürdürmekte ve dünya kamuoyunun gözünün içine baka baka zulmünü sürdüreceğini göstermektedir.
BM ve batı dünyası birçok alanda Filistini artık defacto olarak devlet kabul etmekte, uluslar arası kuruluşlarda gözlemci devlet statüsü ile temsiliyetini sağlamakta ama İsrail ordusu da bu adımlara karşılık Filistinlilerin haklarını kısmaya ve onları öldürmeye devam etmektedir.
Son olay Mescidi Aksaya düzenlenen saldırıdan sonra bardağı taşıran damla oldu. İsrail askerlerinin bir bakanın boğazını sıkması,göğsüne dipçiler vurup onu ve arkadaşlarını gaz bombası ile zehirleyip ölümüne sebep olması hiçbir gerekçe ile kabul edilecek bir durum değildir. İsrail devlet olarak terör eylemi gerçekleştirmektedir.
İsrail devletinin yaptığı her insanlık dışı eylemden sonra sözüm ona İslam dünyasına temsil eden devlet yöneticilerinin ve insan haklarına saygılı olduklarını iddia eden çevrelerin bir kınama ile işi geçiştirmeleri İsrail devletinin bu kadar şımarmasına ve ileri gitmesine neden olmaktadır. Her söylemde mangalda kül bırakmayanların bu tavırları nedeniyle bir insanlık utancı ile karşı karşıya kalıyoruz.
Bütün devletlerin, halkların, toplumların bir takım sorunları var ve olabilmektedir. Bunun çözüm yolu elbette güçsüz olanı yok etmek, onu işkenceye tabi tutmak, temsilcilerini tutuklayıp öldürmek değildir. Çözüm yolu hakkın yolunda haklının hakkını teslim etmektir. Bunun ne ve nasıl olduğu da zaten bilinebilen bir konudur.
Evet, İsrail halkı fi tarihinde bir haksızlığa uğramış olabilir. Ancak bu haksızlığını başkalarına haksızlıklar yaparak telafi etme mantığı yanlıştır. Zulmetmek ise külliyen yanlıştır. İslam devletlerinin cesaretten pay almamış yöneticileri bu insanlık dramını seyretme yerine Filistin devletini tanımaları ve ilişkilerini geliştirmeleri bu zulmü durdurmanın tek yoludur. Yoksa İsrail askerleri dünyaya kötü örnek olmaya devam edecekler!