Hafta sonu ülke genelinde KPSS gerçekleştirildi. Ön lisans ve orta öğretim düzeyinde gerçekleştirilen sınavlara yaklaşık 3 milyon civarında adayın katıldığı açıklandı. Devlet kadrolarında çalıştırılacakların bir merkezi sınav çerçevesinde seviyelerinin belirlenmesi ve merkezi atama ile yerlerinin belirlenmesi uygulaması bu alanda yürütülen haksız torpil ilişkilerini bitirdiği için başarılı bir uygulama modeli olarak kabul edilmelidir. Bu nedenle merkezi sistemle yapılan ve merkezi bir şekilde yapılan atamaların daha çok torpili olmayan vatandaşı için bir can simidi olarak ortaya çıktığını belirtirsek yanılmış olmayız. Bu sistemin kalifiye eleman temini konusunda idarelerin elini kolunu bağladığı konusunda eleştirilerin haklı bölümleri olmakla birlikte (Yerel yönetimler ve benzeri kurumlar için) genel olarak değerlendirildiğinde sistemin halkın çıkarına olduğunu belirtmek gerekir. Ya da biz öyle düşünmekteyiz.
Ancak ülkedeki işsizlik oranının yüksekliği ve iş talebinin yoğunluğu karşısında başka çareler aramak gerektiği de her geçen gün kendini daha net olarak ortaya çıkarmaktadır. Taşeronlaştırma ve özelleştirme politikaları sayesinde devletin hantal yapısında bir hareketlilik ve hafifletme sağlanmış olsa da bu yükün misli ile vatandaşın sırtına bindirildiğini bilmekte fayda var.
Yoğun işsizlik ve geçim sıkıntısı nedeniyle vatandaşlar taşeronların yanında asgari ücretle ve sendikal haklardan yoksun bir şekilde çalışmak zorunda bırakılmaktadırlar. Yokluk ve yoksulluk çarkı içinde dönen yurttaş açlık tehlikesi nedeniyle karın tokluğuna çalışmak zorunda kalmaktadır.
Ülkemizde ortaya çıkan bir diğer gerçek ise gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Çoğunluğun aza, azınlığın çoğa konduğu mevcut sistemde çalışma alanlarının belirlenmesi ve kesimlerin yönlendirilmesi de farklılaşmaya başlamış görünmektedir.
İki yakasını bir araya getiremeyen memurun mesleği bile milyonlarca yurttaşın talebi haline geldiğine göre memleketin içinde bulunduğu durumu varın siz düşünün. Çiftçi çökertildi. İşçi yalnızlaştırıldı. Kamu özelleştirildi ve sonunda memurluk mesleği bile bulunamaz bir hal almaya başladı. Ancak bu yoğun talebin fakir kesimden geldiğini de belirtmek gerekir. Çünkü artık zengin ve elit tabakanın çalışma alanı devlet kadroları değil özel şirketlerin yüklü maaşla donatılmış kadroları olmaktadır. Anlayacağınız sosyal yaşamın bütün alanlarında yavaş yavaş zengin fakir ayırımı kendini netleştirmeye başlamaktadır. Bu sorunun görülmesi ve buna göre yeni politikaların devreye sokulması gerekir. Aksi durumda toplumun sosyal yapısında beklenmedik düzeyde bir bozulma ile karşı karşıya kalmak gibi bir sorunla karşılaşılacaktır. Şu an ülkedeki çatışmalar ve ideolojik yönetim mantığı nedeniyle pek ses çıkmamaktadır ancak bu durumun ileride büyük bir ayrışma sebebi olarak ortaya çıkmaması için hiçbir neden görünmediğini de görmek gerekir.
Ülke kaynaklarının beşte dördünün beşte birlik bir kesim tarafından kullanıldığı geri kalan toplum kesiminin beşte dördünün gelirin beşte birlik bölümü ile idare etmek zorunda kaldığı bir tablonun iyi bir tablo olmadığı açıktır.
Kamu kurumlarının istihdam amaçlı kullanılması gerektiği gibi bir talepten ziyade kamusal alanda yatırımların artırılması ve özel yatırımların yönlendirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Özellikle özel sermayenin girmek istemediği alanlarda kamu adına devlet kurumları ve yatırımları ile girmek bu alandaki yoğun talebi de karşılaması açısından önemlidir.
Toplumun normal gelirli üyelerine nazaran sahip oldukları ekonomik imkânlar nedeniyle daha iyi eğitim alan ve şirketlerde yüksek ücretle çalışan elemanların bilgi birikimlerini şirketlerin daha çok büyüyüp kaynak artırmasının yanı sıra toplumsal istihdama yönelik adımlara yöneltmeleri yararlı olacaktır.
Sonuç olarak kamuda çalışma üzere açılan sınavlara 3 milyona yakın başvurunun yapılmış olması toplumun fakir kesiminin devlet kadrolarında çalışma eğiliminin artmış olduğunu göstermektedir. Bu talebi azaltmanın yolu özel kesimdeki çalışma koşullarının düzeltilmesinden geçer. Asgari ücretin artırılması, vergi alınmaması ve sendikal zorunluluk gibi adımlarla kamunun yükünün hafiflemesi sağlanabilir. Tabi zenginler buna müsaade ederse!
Next