Nasıl, başlığı beğendiniz mi?
Yedi bela!
Mahallede “alemin kralı” olmayı kafaya koymuşsa delikanlı, değil beladan kaçınmak, aksine, herkesin bucak bucak kaçındığı ne kadar, netameli, dikenli harc-ı alem hadise varsa balıklama içine dalar. Her zaman vardır böyleleri, şöyle bir etrafınıza bakarsanız görürsünüz, ya da benzettiğiniz birilerini..
i
Kürtçede bir deyim var, atalarımızdan bize nakil: “Xwîna xwe xıstîye kefçî.” ( kanını kaşığa koymuş) Bunu daha çok öldürmekten başka çare düşünemedikleri düşmanları için kullanırlar. Yakasını kurtaramayınca adamı geriletmek için son bir ihtarda bulunur mesela: “ Dûr be lawo, ma te xwina xwe xistîye kefçi” ( Çekil oğlum, -bela mısın- sen kanını kaşığa mı koydun?)
Doğuşundan beri Ortadoğu mahallesindeki İsrail’in durumu bu minval.
Binlerce yıl sonra devlet kurmak üzere genişçe olmayan bir coğrafyanın kıyıcığında bir yer bulmuş kendine. Üstelik, en büyük kitaplarında da “vaat edilmiş topraklar” diye de kutsal vasiyet var bu yolda. Değil midir ki, kendine özgü bir demokrasisi olmasına karşın yine de bir “din devleti”dir İsrail. Kudüs onlar için de kutsal şehir, kolayından bırakırlar mı hiç? Kavga salt Kudüs yüzünden değil elbet. Başta Filistin olmak üzere Arap’lar, nicel olarak kendilerinden bir hayli küçük olan bu “lanetlenmiş” devletin aralarında bir çıban başı gibi kalamayacağına inanmışlardı ilk başlarda. Sadece onu tanımamakla kalmadılar Araplar, uzun yıllar bu belalı devletin yer yüzünden yok olması gerektiğinde de direndiler. Filistin’in laik kanadı FKÖ uzun bir didişmenin sonunda İsrail’in “var”lığını kabul edince, ABD ve batı dünyasının gözünde az biraz meşruluk kazanmaya başladı. Ama Filistinlilerin damardan “Müsülman Kardeşler”e bağlı HAMAS ise süreç içerisinde bizzat İsrail tarafından Y.Arafat’a karşı palazlandırılarak bu güne gelindi. Bu biraz da tıpkı bir zamanlar Afganistan’da Rus’lara karşı ABD’nin Taliban’ı desteklemesi gibi. Hani besle kargayı oysun gözünü derler ya, burada ki de o hikaye. HAMAS’ın kuruluşu, İsrail’in yokluğu üzerine bina edildi.
Şiddete tapınması bu yüzden HAMAS’ın; yok olmalıydı İsrail.
Gazze şeridinin büyükçe kısmını ele geçirip, üstelik bir de demokrasinin ölçütlerinden en önemlisi olan seçimle yönetimini kurunca başında AKP gibi dinsel eğilimli bir partinin yönetimindeki Türkiye ve benzeri bölge devletlerinin gözünde İsrail’e karşı desteklenebilir bir partner olarak görünmeye başladı.
İslam dünyasının sempatisini alabilmek ve içerideki tabanın dini duygularını okşamak amacıyla fırsatı kaçırmadı AKP; HAMAS’ın en önemli adamını Ankara’da devlet töreniyle karşılamasının ardından “ One minitus” vakası ve dahi en son “nükleer yakıt takası” meselesinde İran’ı az biraz Batı’nın hedefinden yana kaydırma gibi son teşebbüsü de eklenince Yedi Bela çocuğun tepesinin atacağı, bunun altında kalmayacağı bilinmeliydi.
Gemideki katliam!.
Gücünü salt elindeki “nükleer” başlıklardan mı alıyor hayır; kanla yoğrulmuş bir devlet İsrail! Kuruluşu sırasında bir birleriyle yarış halinde “Stern” ve “İrgun” diye iki terör örgütü vardı; devletleştiğinde bu iki azılı örgütün en önemli adamları devletin en kritik makamlarında görev aldılar. Begin bunlardan en ünlüleri.
Evet, İHH bir insanî yardım kuruluşu. Bu doğru. Fakat yok bilmem 32 milletten bir sürü adam varmış içinde, yok bu adamların tamamı da barış gönüllüleriymiş de, vs.vs.. Çok önemli değil ki bu, asıl siz birkaç gün sonrasını izleyin, sular bir iyice durulsun hele, göreceksiniz, İsrail dünyaya açık açık söylemese bile, kapalı kapılar ardında bu işin, tam bir “provake” bir hareket olarak salt kendisini biraz daha sıkıştırmak için Türkiye’nin başının altından çıktığını söyleyecektir. ABD’nin işi ağırdan almasının sebebini anlayamadınız mı? Siz Başbakan’ın esip gürlemesine ne bakıyorsunuz. Daha dün aldığı insansız uçakların takımı,bakımı için yarın öbür gün İsrail’in kapısını çalmayacak mı sanıyorsunuz. Sen savunma ve işbirliği konusunda adamla kucak kucağa yat ondan sonra çık, “ ben sana gösteririm!” de!
Kim yutar?
Hele bir de bundan sonra “açıktan PKK’yi desteklerse..” diye askeriyenin uykusunun kaçmamış olduğunu düşünebilir misiniz?
Komşularıyla “sıfır problem” diye diplomatik strateji çizmişken sen gel en belalısıyla “maksimum” uyuşmazlığa düş!
Bundan iyisi..
Next