TEKSİAD Başkanı Mehmet Ali Öztürk, ‘Tekstilin Dününü ve Bugün’ünü Batman Çağdaş’a değerlendirdi. Batman’ın tekstilde geç kalmamasının gerektiğinin altını çizen Öztürk; “Komşu Diyarbakır tekstilde İhtisas OSB’yi hayata geçiriyorsa, bizim de kurumsallaşmamız lazım. Batman’da 400 tekstil firmasında 42 bin kişiye istihdam alanı sağlanıyor” diyor.

-Tekstil sektörüne nasıl girdiniz, bu işe nasıl ‘merhaba’ dediniz?

Bu sektöre Batman’da girdim. Tekstil sektöründe tanıdık arkadaşlarımız vardı ve sektöre ciddi bir talep vardı. Bende de 2019 yılında bu sektörle buluştum. Daha öncesinde tarım ve inşaat sektörlerinde çalıştım. Sektöre talebin olması ve yeni bir istihdam kapısı oluşturmak adına bu alanda yer aldım.

-Bundan 5 ile 10 yıl önce tekstil daha iyi bir noktadaydı. Pozitif bir ayrımcılık vardı. İstanbul ve büyük şehirlerden buraya gelen marka firmalar olurdu. Şuan sektörün geldiği noktayı nasıl görüyorsunuz?

10 Yıl öncesinde Batman’da 6 ile 7 işletme vardı ve 750 gibi  cılız bir istihdam vardı. Tabi hükümetin Tekstili Anadolu’ya yayma gibi bir politikası vardı ve bu proje başarıya ulaştı. Bölgemize verilen bazı teşvikler nedeniyle yatırımcılar buralara geldiler. İstanbul’da ruhsatlı binalar yok. Batman’da bulunan bir tekstil fabrikasını İstanbul'da bulamazsın. Orada merdiven aldı,ruhsatsız binaların altında tekstil yapılıyor. Dolayısıyla burası cazip hale getirildi. Uygulanan politika doğruydu. Bu bölgede işsizlik had safhadaydı ve göç de veriyordu. Tabi göç alan İstanbul da bunu kaldıramadı ve uygulanan bu politikalarla tersine göç başladı. Önemli markalar Batman’da üretim yapmaya başladı ama maliyetlerin artması ile işler bozuldu.

-Tekstil sektöründe kaç işletme ve personel var?

Sektörde 400 işletmede toplam 42 bin personel istihdam ediliyor.

-Vali Ekrem Canalp,  her platformda Tekstil ihtisas OSB'nin açılması gerektiği söylüyor. Bu Batman'a elzem mi?

Batman için tabi ki şart. Sektörün ayakları üzerinde durabilmesi ve gelişmesi için şart. Kurumsallaşması ve kendi markasını oluşturabilmesi için elzemdir.

KENDİ ENERJİSİNİ ÜRETECEK TESİS KENDİ ENERJİSİNİ ÜRETECEK TESİS

-Tekstil İhtisas OSB’nin farkı nedir?

Şehir içinde bir bina altında çalışan bir işletme hiç bir zaman kurumsallaşamaz. Kurumsallaşamayan bir işletme markalaşamaz. Dolayısıyla bunlar şart ve sektörün olmazsa olmazları. Gerekli alt yapı, donanım ve arıtmalar olmazsa insanlar fasonla yetinmek zorunda kalacaktır.

-Diyarbakır bunu yapabiliyor neden biz yapmayalım ki? Tekstilde geç kalmamamız lazım. Siz ne düşünüyorsunuz?

Diyarbakır bizden kaynaklı bir tecrübe edindiği için ‘tekstil sektörü’ daha orada yok iken alt yapısını sağlam bir şekilde oluşturdu. Batman’daki pratiği de görerek olması gereken yolda Diyarbakır ilerliyor ama ne yazık ki bizim istihdamımız Diyarbakır’ın iki katı olmasına rağmen orada bulunan alt yapı, arıtma sistemi ve işletmeler Batman’da yok. Yani Batman’da biraz kontrolsüz bir büyüme oldu. Kontrolsüz büyüyünce de plansız genişleme oluyor. Diyarbakır’da tekstil yokken önce alt yapısı oluşturuldu ve sonradan binalar ile tekstil kentler yapıldı.  İhtisas OSB’ler keza yapıldı. Dolayısıyla ondan sonra tekstil oraya yerleşmeye başladı. Ama biz de hiç bir alt yapı yokken tekstil girdi ve bir anda kontrolsüz bir şekilde büyüdü.

-Tekstil sektörü şehrin olmazsa olması oldu hatta bazen ‘Kara altın’a aday gösterildi. Burası petrolün başkenti ama bir diğer önemli faktör de tekstildir. Şimdi bu ivmeyi kaybetmemek için tekstil sektörüne nasıl yardımcı olunabilir?

Son dönemlerde maliyetler çok arttı. Türkiye’de özellikle enerji alanında geçen seneden bu yana maliyet noktasında artışlar oldu Geçen sene ile bu seneki faturalarım arasında 10 kat bir artış söz konusu. Akaryakıt, lojistik ve nakliye giderlerinde 10 katlık bir artış var. Mazot fiyatlarını geçen seneden baz alırsak, yine 5-6 katlık bir artış var. Dolayısıyla biz bu pastadan aldığımız payı ülke olarak yavaş yavaş kaybediyoruz. Yakın bir zamanda Türkiye neden cazip bir ülkeydi? Maliyetler uygun olduğu için cazip bir ülkeydi ama şuan da maliyetler ciddi anlamda artığı için biz bu pastadan aldığımız payımızı kaybediyoruz.

-Peki bu konuda neler yapılabilir?

Bizim yerli markalarımızdan LC Waikiki  geliş ve gidiş nakliyesini göz önünde alarak, Ortadoğu ülkelerinde kendi üretimini yaptırıp malını geri Türkiye’ye getiriyor. Buna rağmen buradaki maliyetlerin çok çok altında. Düşünün Avrupalı bir müşteri burası ile bir bağı yok ama Mısır’da Bangladeş’te İran’da ve Çin’de bu üretimini yapıyor. Aynı kapasite, kalite ve standartta üretim yapıyor. Maliyetler de Türkiye’nin çok çok altında. Şuan ülke olarak sipariş alamadığımız için piyasada ciddi anlamda bir daralma var. Bunun neticesinde işletmeler can çekişiyor. Ne yapılabilir kısmıyla ilgili olarak şunları ifade etmek isterim. Üretimde ve sanayide kullanılan enerji giderlerinde devletin ciddi manada destek sunması lazım. Devletin kurumlarının mesela bu sektöre verdiği desteklerini tekrardan gözden geçirmesi lazım.

-Bir zamanlar İŞ-KUR’un destek projeleri vardı ve bu projeler devam ediyor mu?

Bu projeler devam ediyor ama formatı değişti. İŞ-KUR’un çıkardığı son mevzuatla beraber şu anda işletmeler İŞ-KUR üzerinden eleman alamıyor. Ben son 6 aydır İŞ-KUR'dan tek bir personel alamadım, bundan faydalanamadım.

-Neden bu imkandan yararlanamıyorsunuz?

Yani mevzuat o kadar ağırlaştı ki. Örnek vereyim; İş kanunu ile İŞKUR mevzuatı birbiriyle örtüşmüyor. İş kanunun kabul ettiği maddeler İŞ-KUR’la aykırı bir noktada duruyor. Saatleri farklı, ceza durumları farklı. İŞ-KUR’dan misal program alıyorsun. 30 kişilik bir program aldık varsayalım. Bir personelle kazara bir sorun çıkarsa yada şikayet olsa yada bir personel keyfi muameleyle buradan çıktığı zaman geriye dönük 30 personele yönelik işletmeden bir cezai durum uygulanıyor. İşletmeye ceza kesiliyor. Yani işletmeye bir lira para ödenmemiş ama bir tane personelin işten çıkması neticesinde geriye dönük faiziyle beraber 30 kişiye yapılan ödeme işletmeden isteniliyor. Hiç bir işletme de bu riski göze alamaz. Bugün genç kızlarımızdan bazıları nişanlanınca işten çıkıyor. O program dahilinde biri olursa ve bir şikayet söz konusu olduğu anda geriye dönük bütün programın parası işletmeden isteniliyor ve bu haksız bir durumdur.  Yani bir kişi de anormal  bir durum yaşansa 30 kişiye yapılan tüm ödemeler faiziyle beraber işletmeden alınıyor. Halbuki işletmeye bir kuruş para ödenmiyor, personele ödeniyor ve anormal bir durumda bu meblağ işletmeden faiziyle isteniliyor.

-Bu sorun İŞ-KUR Genel Müdürlükten mi kaynaklı?

Evet bu sorun Genel Müdürlükten kaynaklı ve çözüme kavuşturulmadı. Son mevzuat değişiminden sonra Türkiye geneli olan bir durum. Bu işlenilemeyen ve sürdürülebilirliği olmayan bir programdır. Biz uyarılarımızı gerekli birimlere ve mercilere ilettik ama halen bir düzelme olmadı. İnşallah bu yanlıştan bir an önce dönülür. Çünkü İŞ-KUR bu sektörün can simidi diyebileceğimiz ve sektöre katkısı olan tek kurumdu. Biz başka bir kurumdan faydalanamıyorduk. Devletin teşvikte ‘6. bölge teşvik’ kapsamında olan bütün iller bir sigorta indirimleri var. Onun dışında bir destek yok.  Kalkınma ajansları güya her bölgenin kendi ihtiyaçlarına göre o bölgede neye ihtiyaç varsa, bunun analizini yapıp istihdama, üretime hizmet eden hangi sektör varsa normal şartlarda kalkınma ajansı oraya destek verir. Örneğin turistik bölgelerde turizme, tarım bölgesinde tarıma, tekstil sektöründe tekstile destek vermesi gerekirken ne yazık ki; bizim Dicle Kalkınma Ajansı sadece devletin resmi kurumları olan İl Özel İdaresi ve Belediyelerin projelerine destek veriyor. 26 Ajanstan 25’i özel sektöre destek verirken, bizim DİKA ise kurumlara destek veriyor.

-Ajansın, Tekstil firmalarına desteği yok mu?

Hiç bir desteği yok. Özel sektörün tümüne destek yok.

-Siz, son yıllarda kendinizi tekstil sektöründe buldunuz. Burada tekstili kurumsallaştırmak için iplik yada boya fabrikası şart mı? Bu entegre tesislerin kurulması için neler yapılmalı?

Kurumsallıktan çok biz demin alt yapıdan bahsettik. Bir OSB'de ve tekstil kentte arıtma sisteminin olması gerekir en başta. Altyapının olmadığı bir yerde ne yıkama ne boyama ve ne de iplik fabrikası kurulabilir. Bizim öncelikli aciliyetimiz altyapı ve arıtma tesisleri. Bunlar olduktan sonra iplik fabrikası kurmak isteyen, parça boyama fabrikası kurmak isteyen onlarca yatırımcı zaten var ama altyapımız müsait olmadığı için bunlara da yer verilemiyor. Kumaş fabrikası ve pamuk üretimi başta olmak üzere bunların hepsi birbirini tamamlayan ve besleyen faktörlerdir. Bu sektörün kalıcı olması açısından kurumsallaşması ve markalaşması açısından öncelikle altyapı ve arıtma sistemi şart.

-Alt yapısı güçlü bir Tekstil ihtisas OSB Batman’ı gelecek açısından kurtarır mı?

Bu proje hayata geçirilirse çok faydalı olur. Batman’ın tümüne hitap eder mi? Bütün ihtiyaçlara cevap verir mi tabi bu kurulacak OSB'nin alanı ve kapsamına bağlı. Umarım bütün yatırımlara cevap verebilecek bir OSB kurulur ve çok faydalı olacağına inanıyorum. Yüzyıllardır atıl durumda olan arazilere işletmelerin kurulacak olmasının istihdama katkı sunacağına ve şehrin ekonomisine fayda sağlayacağına inanıyorum. bu projeyi sonuna kadar destekliyoruz. Bu şehre kim taş üstüne taş koyarsa Allah razı olsun. Yıllardır yatırım için yer bekleyen arkadaşlarımız  var. İnsanlarımızın çalışabileceği, istihdam edilebileceği bir imkan varken, bunu değerlendirmediğimiz her geçen gün kayıptır. Umarız hayata geçer. Her zaman üzerimize düşen katkıyı sunmaya hazırız.

-Batman’daki tekstil firmaların ürettiği ürünler daha çok nereye ihraç ediliyor?

Avrupa’nın bütün ülkelerine ihraç ediyoruz. Çok yüklü adetler ihraç ediyoruz. Tabi bu bizim kendi öz üretimimiz ve kendi ihracatımız değil. Yabancı müşterinin ihracatıdır. Örnek vereyim; ürünler bizde fason karşılığı yapılıyor ve Batman’ın hanesine yazılmayan bir ihracattır.

-Peki bu durumun şehre ekonomik girdisi ne durumda?

Tabi şöyle düşünelim; 42 bin insanı asgari ücretle çarptığımız zaman Avrupa’dan şehrimize gelen para da ortaya çıkıyor. Bu para özellikle kenar mahallelere eşit şekilde dağılan bir paradır. Şehrin bütün  döngüsüne etki eden bir güçtür. Tekstil taşıyıcı bir lokomotiftir. Bu Batman için büyük bir nimettir.

-Geldiğiniz günden bugüne Tekstil ve Sanayicilerin sorunlarını gündeme getirmek ve çözmek için TEKSİAD gibi bir dernek kurdunuz. Mümkün olduğu kadar sanayiciler ve tekstilcilerin gündeme getirdiği sorunların kaçta kaçı çözüldü? Üye sayınız ne durumda?

120 Civarında üyemiz var. Kurumsal firmalar ve standartları olan firmalar üyeler. Herkesi üye yapmadık. Bu standartların altında olan firmalara yönelik üyelik çalışmalarımız olmadı. Kurumsal firmaların tümüne de pandemi ve başka nedenlerden dolayı ulaşamadık. Birçok sorunu dile getirdik ve uyarılarımızı yaptık. Daha iyi şeyler yapılabilir miydi elbette daha faydalı güzel işler yapabilirdik ama yanlış bir şey yapmadık.

-Şehrin genel sorunlarına karşı da çok duyarlı oldunuz. Pandemi sürecinde aşıdan, Batman Petrolspor’a kadar birçok meselede TEKSİAD görev aldı. Duyarlılık gösterdiniz.

Pandemi döneminde aşı inisiyatifi kuruldu ve biz orada rol aldık. Petrolspor’un geleceği söz konusu iken herkesten önce fedakarlık yaptık. Şehrimizle ilgili bütün sorunlarda imkanımız el verdikçe çözmeye çalıştık.

-TEKSİAD Şehirle özdeşleşen bir dernek olmaya çalıştı diyebilir miyiz?

Kesinlikle bizim farkımız da bu oldu. İlk günden dedik ki; bu kurum ‘siyaset üstü’ olacak ve kimsenin arka bahçesi olmayacak bu yapı. Bu yönümüzle ortaya çıktık. Bu şehrin faydasına olan tüm projelerin yanında durduk ve katkı sunmaya çalıştık

-Bu ay sonu derneğinizin olağan genel kurul seçimi var. Aday mısınız değil misiniz? 

Şimdi Batman'da STK’larda kalıplaşmış bir düşünce var. O koltuklara oturan bazı arkadaşlar kalkmak istemiyor. Bizimde farkımız olsun istiyorum. Bir en azından bir şeyler yaptıysak bizden sonraları daha iyi şeyler yapabilir düşüncesi ile aday olmayacağım. Aday olmayacağımı 6 ay öncesinde duyurmuştum. Arkadaşlarımız ve çok kesim devam etmemi istiyorlar ama hem yoğun iş hayatım ve özel hayatımdan dolayı bırakacağım. 30 Ekim’de bizim kongremiz var. Ortada büyük bir emek var. Bu emeğin heba olmaması için destek vermeye devam edeceğim. En azından Batman için de bir ümit ışığı olur. İnsanlar da bir koştuğu 30 ile 40 yıl boyunca koltukları işgal etmemeye yönelik de bir mesaj verelim…