AKP’yi Türkiye’deki siyasal partilerden ayıran temel özelliklerinin varlığını kabul etmek gerekmektedir. Bu özelliklerinden birisi yakaladığı imkânları çok iyi değerlendirme başarısıydı. Bu başarısı ile iktidarı kazandıktan sonra önüne koyduğu hedefleri yakalaması içten bile değildi ancak görünen odur ki zamanlama konusunda sıkıntılar çekmektedir.
İktidarda kalmak için yaptığı manevralarda başarılı olmasına rağmen zamanlama konusunda aynı ivmeyi kazanamadığını belirtmemiz gerekir. Bu alanda önüne oldukça uzun bir döneme gelen hedefler koymaktadır. Cumhuriyetin yüzüncü yılı hedefi gibi hedefler ne yazık ki oldukça uzun bir planlamanın ürünü. Zaman kavramı bu kadar uzun tutulunca doğal olarak farklı planların devreye alınmasına da imkânlar doğabilmektedir.
 Bu konuya ilişkin iki örnekleme ile konuyu incelemeye devam edelim. Bu konular;
1-      Kürt sorunu
2-      Komşularla sıfır sorun meselesi
Kürt sorununun çözümü konusunda bu güne kadar hiçbir iktidara nasip olmayan olanaklar yakalandığı halde ne yazık ki gelinen nokta iç açıcı olmaktan uzak bir merhaleye girmiştir. Bu konudaki temel sıkıntı yine zaman konusunda ortaya çıkmıştır. Hükümetin sorunun çözümü konusunda bir zaman dilimi belirleyememesi karşı tarafta şüpheye neden olmuştur. Zamana yayarak, unutturarak, gevşeterek yok sayma mantığı bu alanda tutmamıştır. Kamuoyunun rahatlaması için bir zaman dilimine ihtiyaç duyulduğu açıktır ancak bu zaman dilimi esnasında pratik adımlarınla çözüme yönelinmesi durumunda birçok sıkıntının ortadan kalkmış olacağı da herkesin ortak görüşü olarak ortada durmaktadır.
Bu konu zaman zaman hem hükümet üyeleri tarafından direkt olarak hem de hükümete yakın kaynaklar tarafından gündeme getirilmiştir. Bütün bu girişimler sırasında konuya vakıf olan insanlardan gelen öneri sürecin bir takvime bağlanmasının yararlı olacağı temennisi olmuştur ancak buna pek riayet edildiği söylenemez ve sorun ne yazık ki ortaya çıkan güvensizlik ortamı nedeniyle kilitlenme durumuna gelmiştir.
Hükümetin başını ağırtan ikinci konu ise komşularla sıfır sorun anlayışının istenen sonucu vermemesidir. Akp hükümeti işbaşına geldiğinde komşu ülkelerle sorunlu bir diyalog yerine anlaşmazlıkları asgari seviyeye indirmeyi hedefleyen bir politika gütmeyi hedeflediğini biliyoruz. Süreç içerisinde bu konuda epey girişim gerçekleştirildiğini de belirtmek gerekmektedir.
İran ile Birleşmiş Milletler arasındaki uranyum zenginleştirme çalışmalarına ilişkin gerilen ilişkilerin normalleştirilmesinde Türkiye ve AKP hükümeti az rol olmamıştır. Hakeza Iraktaki durumda da aynı özverinin gösterildiğini belirtebiliriz. Özellikle seçimlere gidilen süreçteki tıkanıklığın aşılmasında ve ardından oraya çıkan tablo karşısında yeni hükümetin kurulması çabalarında Türkiye’nin üstlendiği rol oldukça etkili olmuştur. Her iki konuda da başarılı bir sonuç alındığını belirtmek gerekir. Ve sorunlu olan ülkelerden biri de Suriye rejimi idi. Dışişlerinin çabaları ve Başbakanın samimi tavırları ile ortaya çıkan tablo kardeşlik naraları attırıyordu. Ancak bu cicim aylarını başlaması ve bitmesi pek uzun sürmemiştir. Bu kısa dönem içerisinde hedeflenen sonuçlara ulaşılmadan ortalık toz duman olmuştur. Bunun da bir politik manevra olduğunu söyleyebilirsiniz ancak bize göre bu konularda hükümetin yaptığı en iyi şey haksız olsa bile doğru tarafta ya da güçlü tarafta yer almış olmasıdır.
Kabul edelim veya etmeyelim ancak gerçek şudur ki Türkiye şu anda ABD’nin Ortadoğu politikalarının yürürlüğe girmesi yörüngesinde politika yürütmektedir. Bu konuda sağladığı güvenle olmalı ki İsrail’e bile çok rahat bir şekilde rest çekebilmektedir. İsrail’in hamisi ABD’dir ve her koşulda onu koruması altına alacaktır ancak Türkiye’nin buna karşılık bazı imtiyazlar talep edeceği de kesin gibi görünmektedir. Bütün Ortadoğu rejimlerine bir anda düşman kesilen ülkemizin bu politikası karşılığında peşinde olduğu tavizin başına daha büyük bir dert açmaması dileğiyle…