2006 yılı Kasım ayında Batman’da yaşadığımız sel felaketinin benzerini hatta daha büyüğünü yaşıyor İstanbul. Sözkonusu sel olunca görüntüler de birbirine benziyor doğal olarak. Selde hayatını kaybedenlere yüce Allah’tan rahmet , mallarını kaybedenlere de sabırlar dilemekten başka elimizden bir şey gelmiyor şu anda.
Sele kapılmış insanlar, tonlarca çamurun sürüklediği tırlar, sel altında kalmış yollar ve köprüler, suçlu arama derdine düşmüş insanlar ve her devrin yüzkarası fırsatçılar.
Ülke olarak nedense sorunları ortaya çıkmadan önce konuşamayız. Ortaya çıkınca da suçlu arar dururuz. Konuşuruz da ne yaparız? Sorunu çözüyor muyuz? Hayır. Sadece içimizi boşaltarak rahatladığımızı varsayarız.
Dere yatakları göz göre işgal edilir, gecekondularla dolup taşar kimse sesini çıkarmaz. Vatandaş kolay yoldan ev sahibi olmuştur. Belediyeler buna ses çıkarmayarak oy toplamıştır. Evini yaparken mutlu olanlar sıra felaketle karşı karşı kalmaya gelince kendisinden başka herkesi suçlarlar.
Ülke olarak dengesiz büyümenin ve şehirleşmenin sıkıntılarını yaşamaktayız. Şehirlerimizin çoğunda aynı sorun vardır. Ama sorunun varlığı ancak böyle bir felaket olunca, insanlar sellere kapılıp gidince ortaya çıkar.
Sözü İstanbul’dan Batman’a getireceğim. Sel felaketinden bugüne üç yıl geçti. Peki biz o felaketten yeterli dersi çıkardık mı?
Selin nedenleri üzerinde yetirince konuşuldu mu?
Sel bölgesi rehabilite edildi mi?
Olası bir sel felaketinde aynı yerler tekrar sele maruz kalmaması için neler yapıldı?
Batman’da hangi bölgelerin sel riski haritası çıkarıldı mı?
Dere yataklarına inşaat yapılması yasaklandı mı?
Olası bir felakette hangi tedbirlerin alınacağı belli mi?
Soruları çoğaltabiliriz. Yaptığımız gözlemler bunların birçoğunun yapılmadığı şeklindedir. Çünkü hala sel bölgesinde insanlar oturmaya devam ediyor. İluh deresi hala eski halinde. Dere yatakları hala işgal edilmeye devam ediliyor. O halde nerde kaldı felaketlerden ders çıkarmak?
Hani İluh deresi ıslah edilecekti? Hani sel bölgesi ıslah edilerek oturanlar tahliye edilecekti?
Olan kime mi oldu? Yitirilen canlara, kaybolan emeklere, biten umutlara.
Ne zaman insanımıza insan gibi değer vereceğiz? Ne zaman insan yaşamını her şeyden kutsal göreceğiz? Siyasetçi ve bürokratlarımız ucuz siyasetle iştigal etme yerine ne zaman halkın gerçek sorunları ile ilgilenmeye başlayacaklar?
Sel felaketine uğrayanlara yardım eli uzatmaktan ziyade bu insanların sellere maruz kalmamalarının önüne geçmek gerekir. İnsanları yardım almaya alıştırmak yerine insan gibi yaşatmaya çalışmak gerekmez mi? Önemli olan insanları öldürmemektir. İnsanların ölümlerine neden olabilecek sebepleri ortadan kaldırmaktır. Doğal felaketlerin ne zaman ve nerede olacağı bilinmediğine göre hesapları ona göre yapmaktır.
Next