Son 15 yılık süreçte Batmanda yaşayan, Batmandaki sivil toplum örgütlerini takip eden herkes şimdiki baro başkanımız Sedat Özevin’i mütevazı kişiliği ile tanır.

En radikal ortamlarda ve dönemlerde bile radikalleşmeyen, çalışmalarının odağına hep insan sevgisini ve saygısını koyan, en rahat ortamlarda bile doğru bildiklerinde taviz vermeyen cephe açmayan herkesle kucaklaşmaya özen gösteren sevmese bile fikirlerini benimsemese bile sabırla dinlemesini becerebilen, taşıdığı etiketten nasiplenmeden taşıdığı etikete kıymet sağlayan bir kişilik.

Taşıdığı sorumluluğu yerine getirmek için hep kendinden taviz veren, meslektaşları lüks otomobillerle tur atarken asla 409’unu değiştirmek için çırpınmayan, aç kalsa bile etrafına yansıtmayan, nezaketinden dolayı dik yürümeyi bile böbürlenme olarak gören. Bilgi birikimi ve tecrübesini etrafına dağıtmaktan zevk alan bir insan.

Hele hele görev ne olursa olsun, etiket ne olursa olsun kendini dayatma gibi anlayışa sahip olmayan bir baro başkanı.

Sayın Özevin; en kritik dönemlerde İnsan Hakları Derneğinin Başkanlığını yürütmüş bir insan. Temel özelliklerinden birisi ise çalıştığı alanlarda edindiği deneyim ve ilişkilerini kendi çıkarları için kullanmaktan uzak duran kişiliğidir. Yıllardır izlediğimiz için çok iyi bilmekteyiz ki Sayın Özevin konu temsil ettiği kurum olunca, ne kendisini nede temsil ettiği kurumu ezdirtmemektedir. Temsil ettiği kurumu geri götürmesi ya da ileriye taşıyamaması da söz konusu değildir.

Ülkenin demokrasi ve insan Hakları konularında ileriye gitmesi konusunda en etkin eleştirilerde bulunmaktan kaçınmayan, görüşlerini sunmaktan çekinmeyen bir kişiliğe sahip olduğu da ortadadır. Görevleri devralırken ve sürdürürken sergilediği anlayış ve olgunluk da bunu göstermektedir. Hele hele temsil ettiği siyasal anlayışın çağdaş demokratik değerlerin gerisinde olduğunu düşünmek bile abesle iştigalden başka bir şey olamaz.

Şimdi durup dururken bunları neden yazdığımı merak edenlerin bu meraklarını gidermem gerekiyor. Çünkü bu köşeyi takip edenler bilirler ki kolay kolay kişiye yönelik yazılar yazmam. Ancak büyük emeklerle ortaya çıkan değerleri sahiplenmek ve korumaya çalışmak da hem felsefi hem de insanı görevdir. Son 15 yıllık dönemde Batmanda yaşayan bir tek Allahın kulu bulunduğu konumlar da göz önünde bulundurulduğunda Sedat Özevin’in ortamı bozmaya yönelik hareketler sergilediğini söyleyebilir mi? Kendi konumunu ya da etiketini kendisi için sıçrama tahtası yaptığını iddia edebilir mi?

Sayın Özevin’in Baro Başkanlığı için tekrar aday olup olmayacağını bilmem ancak bilmem gereken ve de herkesin bilmesi gereken bir şeyler varsa o da bu mütevazı insanın koltuk kavgasından dolayı küstürülmemesi gerçeğidir.

Bölgede kanın gövdeyi götürdüğü günlerden bu güne kadar sesi sedası çıkmayanların iki günlük güneşli havayı görünce koltuk kapmaca oyununa başlamalarını anlamak mümkün ama bu uğurda yaratılan değerleri haksız bir şekilde eleştirmelerini anlamak mümkün değil.

Avukat değiliz, Avukatların kendi aralarındaki mücadelesine de saygı duyarız. Kim ve ne şekilde olursa olsun seçilenleri takdir etmek ve desteklemek de bize düşer. Batman barosu tüzel kişiliğine toz kondurtmamak için elimizden geleni de yaparız. Bu anlayış Sayın Özevin’le de olsa başka bir Avukatla da olsa devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Ancak olay vurun abalıya meselesine dönüştürülürse, herkesin saygınlığını kazanmış değerleri koruma adına avukatların avukatlığına da soyunmaktan çekinmeyeceğimizin bilinmesinde de fayda bulunmaktadır.

Baro başkanlığının geçmişte olduğu gibi şimdi ve gelecekte de kendi saygınlığını koruyacağına olan inancımız tamdır. Değerli Baro üyelerinin topluma örnek olduklarının bilinci ile örnek bir baro seçimi gerçekleştireceklerine de inanmak istemekteyiz. Baro seçimlerinin kişisel yıpratma kampanyalarına dönüştürülmemesi ise temennimizdir. Örnek bir kongre ve örnek bir seçim olması dileğiyle.