Muayenede katılım payı uygulaması bugün başladı. Bu uygulamayı eleştirenler olduğu gibi haksız bulanlar da vardır. Ak Partinin icraatlarından en önemlisi ve halkın en çok beğenisini toplayan bu uygulama insanımızın Avrupa standartlarında bir sağlık hizmeti almasına imkân tanımıştır.

      Ancak hükümet başta yapması gerekeni şimdi yapmaya çalışması doğal olarak tepkilere neden olmaktadır. Bu uygulama başlarken eğer az da olsa katkı payı alınsaydı, bugün bu sıkıntılar yaşanmazdı. Vatandaşlarımız devlet hastanelerinde saatlerce sıra beklemenin, bir tahlil için bir gün beklemenin ne demek olduğunu gayet iyi bilirler. Bir özel doktor muayenesinin 40-50 TL olduğu günleri hatırlıyorum. Üstelik özel doktorda sıra beklemek de işin cabası idi.

      Özel sağlık hizmetlerinin gelişmesi ile özel hastaneler ve poliklinikler açıldı. İnsanımız gerçekten çok rahatladı. Bu alanda geniş bir istihdam alanı açıldı. Lakin milyon liralarla açılan bir özel hastanenin yaptığı bu yatırımı en kısa sürede karlı duruma geçirmek istemesi de doğaldı. İşte asıl sorun burada başlıyor. Vatandaş iyi bir sağlık hizmeti alacak ama bu alanda olabilecek istismarlar nasıl önlenecekti?

      Ülkemizde birçok alanda yolsuzlukların olduğu hatta bu yolsuzlukların içine bakan, milletvekili ve bürokrat düzeyinde kişilerin karıştığı bilinen bir gerçektir. Sağlık alanın da en kolay istismar edilebilecek bir alan olduğunu herkes biliyor. Nitekim çevreden öyle olaylar duyuyoruz ki, bu kadar da olmaz, böyle insafsızlık olur mu dememek işten bile değildir.

      İstismara açık alanı kim mi istismar etmedi? Allah korkusu olan ve ahlaki değerleri yozlaşmamış herkes. Özel hastanesi, doktoru, eczacısı, memuru, esnafı, yeşil kartlısı yani sistemin içinde olan herkes bir şekilde istismar etti bu sistemi.

      Muayenede katılım payı bu alandaki israfa dur demek içindir. Ancak bundan da yine dürüst ve gerçekten hasta olanlar etkilenecek. Kendi çıkarlarını diğer vatandaşların ve ülkenin çıkarlarından üstün görenler, para hırsına kendini kaptıranlar, her türlü yolsuzluğuna ideolojik kılıf uydurmaya çalışanlar yine yolsuzluklarına devam edecekler.

      Bu aşamada sıkı bir denetim mekanizmasının devreye girmesi gerekir. Bir hastanın nasıl olur da bir gün kaldığı yoğun bakımda 365 gün kaldığının gösterilmesinin hesabının sorulması gerekir. Bunun hesabının vatandaştan değil, bu densizliği yapan kurumlardan sormak gerekir. Yolsuzluk aşağıdan başlayıp yukarıya doğru uzanmaktadır. Ancak üsttekilere göz yumulmazsa alttakilerin bunu yapması mümkün değildir.

      Özetle söylemek gerekirse bu hizmet bize çok geniş geldi. Herhalde biz daha bu normları kaldıracak olgunluğa erişemedik. Toplum olarak altımızı oymaya çalışanları deşifre ederek oyunlarını bozmaya başladığımız  zaman toplum olarak daha sağlıklı ve güzel günleri birlikte yaşamaya başlayacağız.