Beklenilmeyen gerçekleşti ve hükümet yıllardır örtbas edilen işkence gerçeğini kabul ederek “Devlet ve hükümet adına” halktan özür diledi.

Bugüne kadar ülkemizde işkence The Facto olarak kabul edildiği halde yetkililer tarafından bir türlü resmi ağızdan ve genel olarak kabul edilmemekteydi. Yaşanan her işkence olayı münferit olay olarak kayıtlara geçirilir olayın sistematik olarak gerçekleştirildiği kabul edilmezdi.

Metin Göktepe’ler cadde ortasında işkence ile yaşama veda eder ama sanıkları bir türlü bulunamaz, bulunsa bile hak ettikleri cezayı çekemezlerdi. Her yaşanan işkence olayı bir kişinin hatası olarak görülür ve kapatılmaya çalışılırdı. Ülke içende yargı merkezlerinden gerekli olan kararı çıkaramayan vatandaş AHİM den çıkardığı kararlarla ülkeyi tazminata mahkûm ederdi.

Umutların tükendiği yerde birden nasıl olduysa oldu ve hükümet “sobe” dedi. Engin Ceber gözaltında ve gönderildiği cezaevinde gördüğü işkenceler sonucunda yaşamını yitirince bu bardağı taşıran son damla olarak artık yetkili bakanı ve hükümeti de isyan ettirdi. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin olay üzerine “Devlet ve hükümet adına” özür diledi.19 kişi tedbir olarak görevden geçici olarak uzaklaştırıldı.

Dilenen özür işkence sonucu hayatını kaybedenleri, sakat kalanları, ruhsal bozgunluğa uğrayanları, gururu incinenleri elbette geri getirip onurlarını iade etmeyecek ama bu özür bir gerçeğin itiraf edilmesi olduğundan önem arz edecektir.

Bundan sonra kapalı kapılar ardında devlet ve millet adına görev yaptıklarını zannedenler devlet ve millet adına en yetkili ağızların özür dilemelerine sebep olmama gayreti içerisinde bulunabilirler.

Durum bu kadar vahimken Sincan’da ziyarete giden bayan vatandaşın ayaklarını iki yerden kıran gardiyanlar “Burada kuralları biz koyarız” diyerek birilerine ve bir yerlere meydan okumaya devam etmektedirler.

Şunu çok iyi bilmekteyiz ve bilinmektedir ki eğer bu gibi zatların arkasında hükümet desteği bulunmazsa değil insanların ayaklarını kırmak, insanların gözünün içine bile bakamazlar. Demir parmaklıklar ardında ilan ettikleri işkence cumhuriyetleri bir gün bile dayanmaz hemen yıkılır.

Hangi şartlarda olursa olsun, koşullar ne kadar zorlarsa zorlasın devlet ve millet adına görev alanların insan hak ve hürriyetini hele hele en kutsal değer olarak kabul edilen vatandaşların yada insanların yaşam hakkını korumakla görevli olduklarını unutmamaları gerekmektedir.

Çağdışı kaba yöntemler sorunları çözüme kavuşturmuş olsa ve suç işleme oranını düşürseydi uygulanan bunca kabalık karşısında suç oranlarının giderek azalması gerekirdi! Sonuca bakıldığında bu yöntemlerin ne kadar başarısız olduğu ortadadır. hele hele devlet imajına verdiği zarar izah edilebilir bir seviyede değil.

Yapılan özür dileme başta insan hakları alanında faaliyet gösteren kesimler tarafından yeterli görülmemiş gereğinin yapılması istenmiştir. Elbette yapılanların özür dilemekle geçiştirilmesi sağlıklı olmaz. Gereğinin ivedilikle ve kararlılıkla yerine getirilmesi sağlanmalıdır. İşkenceye sıfır tolerans demek gereğinin yapılması demek. Burda en zor görev içişleri ve Adalet bakanlıklarına düşmektedir. Bu iki bakanlığın en ufak işkence iddiasını da değerlendirmesi gerekmektedir. İmaj ancak böyle düzeltilebilir.

AHİM kararları ile vereceğimiz paraları eğitim amaçlı kullanırsak işkence yapmadan da sorunların çözümünü bulabileceğimizden eminiz. Bu nedenle yapılan özrün kabul edilmesi buna mukabil gereğinin yapılmasının herkesin faydasına olacağını düşünmekteyiz. İşkenceye sıfır tolerans mantığının ve takibinin ülkenin her köşesinde aynı hassasiyetle uygulanması dileğiyle…